<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726</id><updated>2012-02-16T02:44:05.056-08:00</updated><category term='GÖLGE OYUNU&quot; NASIL ORTAYA ÇIKTI ?'/><title type='text'>AYYILDIZ4ever.com</title><subtitle type='html'>“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir.” Mustafa Kemal Atatürk (1931)</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>58</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-891676823903273342</id><published>2009-04-02T18:56:00.000-07:00</published><updated>2010-08-09T16:59:31.683-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÖLGE OYUNU&quot; NASIL ORTAYA ÇIKTI ?'/><title type='text'>"GÖLGE OYUNU" NASIL ORTAYA ÇIKTI ?</title><content type='html'>"GÖLGE OYUNU" NASIL ORTAYA ÇIKTI ?&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/TGCVGCx8ieI/AAAAAAAAAOE/uIwBpfa30BY/s1600/kk.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 265px; height: 190px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/TGCVGCx8ieI/AAAAAAAAAOE/uIwBpfa30BY/s320/kk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503562675704859106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKIYE'YE NASIL GELDI ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölge oyununun ilkin nerden çikmis olabilecegi konusunda iki ana görüs vardir, birinciye göre gölge oyunu ilk olarak Asya'dan çikip Bati'ya dogru yönelmis ve yayilmistir. Ikinciye göre ise Bati'dan Dogu'ya ve Asya'ya geçmistir. Asya'nin çok zengin bir gölge oyunu gelenegi olduguna göre ister Hindistan'dan, ister Cava'dan isterse Çin'den çikmis olsun, gölge oyununun Asya'dan Bati'ya yayildigi görüsü daha güçlüdür. (Metin And, Dünyada ve Bizde Gölge Oyunu, Ankara 1977 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islam ülkelerinde görülen gölge oyununun Cava'dan gelebilecegini kabul edebiliriz. 1300 ile 1750 yillari arasinda, Malaya ve Bali disinda Endonezya Islamligi kabul etmisti. Bundan önce de Arap gezginlerinin Kizildeniz, Çin kiyilarinda dolastiklari, Güneydogu Asya kiyilarinda küçük yerlesmeler oldugunu biliyoruz. VII. Ve X. yüzyillarda Arap tacir ve gezginleri Islamligi buralarin yerlilerine kabule zorlamamislardi. Islamlik daha çok Hintliler yoluyla gelmisti. Bu bakimdan, Islamlik etkisinden önce Araplarin bu bölge ile tanisikligi bulunduguna göre, bu deginmeden önce Araplarin Cava gölge oyununu da ögrenmislerdir. (Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, Istanbul 1985 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu ülkelerine özgü bir sanat oldugu anlasilan gölge oyununun ilk Çin'de çiktigi söylenir. Söylentiye göre, Imparator Wu (hük. M.Ö 140 - 87 ) çok sevdigi karisinin ölümü üzerine derin bir üzüntüye kapilir; Sav - Wöng adli bir Çinli imparatorun üzüntüsünü hafifletmek için, ölen kadinin hayalini bir perde arkasindan gösterebilecegini söyler; sarayin bir odasina gerdigi bir perdenin üzerine karisina benzeyen bir kadinin gölgesini düsürür ve bu gölgeyi ölen kadinin hayali olarak imparatora sunar. (M.Ö 121)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir baska söylenti ise gölge oyununun IV. Yüzyilda Hint'ten çiktigini, V. Yüzyilda ise Cava'ya geçtigini söyler. Cava'da Wayang adi verilen ve gerek sekilleri, gerek konulari bugüne degin korunan bu oyunlarda Hint efsanelerinin etkisi açikça görülmektedir. Cava edebiyatinda, evren bir Wang sahnesine, insanlar ve doga da Wayang tasvirlerine benzetilmistir. Islam dünyasinda bu oyuna hayal -el -zill ( gölge hayali), zill -el -hayal (hayal gölgesi), hayal -el -sitare (perde hayali) vb. adlari verilmistir. Islam dünyasinda çesitli kelamci ve tasavvufçularin eserlerinde hayal sahnesi evrene, insanlar ve tüm varliklar, perdedeki geçici hayallere benzetilmis, oyundaki hayaller nasil perde arkasindaki görülmeyen bir sanatçi tarafindan oynatiliyorsa, evrendeki varliklarin da görünmeyen bir yaratici tarafindan hareket ettirildigi anlatilmistir. (Cevdet Kudret, Karagöz, Ankara 1968 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrica Ibni Batuta 1345'te Cava'ya ugramis ve Cava gölge oyununu bir çok bakimlardan Arap ve Türk gölge oyununa benzetmistir. Her ikisinde de beyaz bir perde vardir, oynatanla perde arasina yag kandili konulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüntüler deridendir; Cava kuklasinda, kuklalara destek olarak muz dallarindan "Gedeborg pisang", bizdeki Hayal agaci denen çatal desteklere benzer; tipki Karagöz'deki göstermelikler gibi perdenin ortasina yaprak biçiminde bir görüntü konulur. Bunun adi "Gunungan"dir; bu toprak, deniz, hayvan gibi evreni canlandirir;oyundaki görevi bakimindan da bizim göstermeliklere benzer. Oyunun basladigina isaret oldugu gibi, kimi zaman dekor yerine de geçmektedir. Gene ayni oyunlarda oynatici Dalang, Karagöz'de oldugu gibi, alisilmis basmakalip sözleri müzikle söyler; Allah'a bir yakaris vardir.&lt;br /&gt;Bunda belirli bir Arap etkisi görülür. Bunu Karagöz muhaveresi gibi bir söylesme izler, her iki gölge oyununda da görüntüler yandandir.Yalniz Wayang Kedek'te kadin görüntüleri öndendir. (Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, Istanbul 1985 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölge oyununun Türkiye'ye nerden,nasil ve ne zaman girdigine gelince, Birçok yazar ve incelemecinin daha sonra çürütülen görüslerine bakilirsa, gölge oyunu Türkiye'ye Ortaasya'dan Iran yoluyla gelmistir. Ve XVI yüzyildan çok öncedir. Kimi de Evliya Çelebi'deki hiçbir temeli olmayan söylentiye kanarak bunu Selçuklu çagina uzatmaktadir.Bu incelemecileri yaniltan herseyden önce "hayal" sözcügü olmustur. Orta Asya'daki ipli kukla türü olan "Çadir Hayal"i gölge oyunu sanmislar, XVI yüzyildan önce eski metinlerde sik sik rastlanan ve kukla anlaminda kullanilan "hayal" sözcügünün gölge oyununa bir anistirma oldugunu sanmislardir. (Metin And, 100 Soruda Türk Tiyatrosu Tarihi, Istanbul 1970 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XVI. yüzyilda Misir'dan gelmis oldugu üzerine kesin bir kanit vardir. Ilk kez profesör Jacob'un ilgimizi çektigi bu kanit, Arap talihçisi Mehmed bin Ahmed bin Ilyas-ül Hanefi'nin "Bedayi-üz-zuhür fi vekaayi-üd-dühur adli Misir tarihindedir. Bu eserin birkaç yerinde gölge oyunuyla ilintili yerler vardir. Mesela; Sultan Melik-ün Nasirüddin Muhammed'in gölge oyuncusu Ebul-Ser'in gösterisiyle eglendigi belirtilmektedir. Bir baska yerde de, yalniz Ramazan'da olmayip bütün yil boyunca oynatilan gölge oyununun 9 Zilhicce 924'te yasak edildigi bildirilmis, bunun gerekçesi olarak Osmanli askerlerinin bu temsillerden dönen seyircileri soyduklari, aralarindaki kiz ve erkek çocuklarini kaçirdiklari gösterilmistir.Bu kaynagin konumuzla ilintili yerine gelince, 1571'de Misir'i ele geçiren Yavuz Sultan Selim,Memluk Sultani II. Tumanbay'i 15 Nisan 1517'de astirmisti. Cize'de, Nil üzerinde,Roda Adasi'ndaki sarayda bir gölge oyuncusu, Tumanbay'in Züveyle kapisinda asilisini ve iki ipin,iki kez kopusunu canlandirmis,sultan bu gösteriyi çok begenmis, oyuncuya 80altin ve islemeli kaftan armagan ettikten sonra "Istanbul'a dönerken sen de bizimle gel, bu oyunu oglum da görsün,eglensin" demistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu destekleyen baska kanitlara geçmeden önce Misir'daki gölge oyununun XVI. yüzildaki Türk Gölge Oyunuyla ortak noktalarinin bulunup bulunmadigini görelim. Misir'da XI.,XII. Ve XII. yüzyillarda gölge oyunu bulundugunu biliyoruz. XIII. yüzyildan Mehmed bin Danyal bin Yusuf'un yazdigi manzum ve uyakli nesirle üç gölge oyunu metni bulunmaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan birisinin adi Tayf-ül-hayal'dir. Basi tipki Karagöz'de oldugu gibi sarki,seyircilere tesekkür,Tanri'ya yakaris ve hükümdar için dua bölümlerini içine alir. Oyunun konusu Sinasi'nin "Sair Evlenmesi"ni çagristirdigi gibi, Karagöz dagarciginin çok taninmis oyunlarindan "Büyük Evlenme"ye de yakinligi vardir.Oyunun bas kisileri Garib ile Acib'dir.Garib kurnaz, yoksul! Acib ise Allah'a sarabi yarattigi için dua eden, dilencileri isteklendiren bir sözendir. Bunlar tipki Karagöz ve Hacivat gibi karsit kisilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misir gölge oyununda belirli kaliplasmis kisilere, tiplere pek rastlanmaz. Nitekim XVI. yüzyilda Karagöz ve Hacivat'in adini duymayiz. Böylece, Misir'dan alinmis olan bu yeni oyuna zamanla Türk yaraticiligi katilmis; çok renkli, hareketli, özgün bir biçim verilmis, kesin biçimini aldiktan sonra da Osmanli Imparatorlugu'nun etki alani ve çevresinde yayilmistir. Böylece "Gölge Oyunu" Misir'a yani geldigi yere bu yeni ve gelismis biçimiyle dönüp yerlesmistir. Nitekim birçok gezgin ,XIX yüzyilda Misir'daki gölge oyununu anlatirken, bunun Karagöz oldugunu, Misir'a Türkler tarafindan sokuldugunu ve çogunlukla Türkçe oynatildigini belirtmislerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölge oyununu en genis ve ayrintili bir biçimde anlatan belgelerden biri 1582 senligini anlatan Surname-i Hümayun'dur.Bu esein birçok yerinde "hayalbazan" deyimi geçer. Bu deyim;belki kukla,belki de bir baska oyunun adiydi.Profesör Jakob bu kaynagi bilmemekle birlikte ayni senligin görgü taniklarindan bir yabancinin anlatilarina yer vermistir. "Biri alti tekerlek üzerinde tahtadan bir küçük baraka veya sahneyi ortaya getirdi. Bunun önünde keten bezinden bir perde, içinde ise birkaç isik vardi, birisi görüntüleri isiklarla perdeye yansitarak bunlari oynatiyordu. Bunlardan baska, iki kisi parmaklariyla dilsiz gibi isaretlesip konusuyorlar, buna yakin seyler yapiyorlardi. Biri kovaliyor ve kosuyordu vb. Bunlarin tümünü seyretmek, bu görüntüleri oraya buraya çeken ipler gözükmese,çok hosa gidecekti" Metinde görüntülerin iple oynatildigi belirtilmektedir. Ancak taniklar bunlari oynatan sopalarin gölgesini ip sanmis olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölge oyununun 1517 yilinda Türkiye'ye girdigini kabul edersek, 1582 senligine degin bizde de bu alanda sanatçi yetisecek elli yili askin bir süre geçmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XVII yüzyilda ise artik Karagöz'ün kesin biçimini aldigini biliyoruz. Bu yüzyilda Evliya Çelebi gölge oyunu üzerine kesin bilgi verdigi gibi, Türkiye'ye gelen gezginler de Karagöz oyununu anlatmaktadirlar. Bunlardan Pietro della Valle, Ramazan'da kahvelerde, çesitli soytari ve oyuncularin yanisira, geriden aydinlatilmis bir perde veya boyanmis bir kagit üzerinde gölgelerin oynatildigini, bunlarin kendi ülkesi Italya'da ,Napoli'deki saray önündekilerden veya Raoma'da Navone Meydani'ndakilerden degisik olarak sözlü olduklarini, bunlari oynatanin sesini degistirerek çesitli dilleri ve agizlari taklit ettigini, kadin-erkek iliskilerinin büyük bir açik-seçiklikle gösterildigini,bu konularin böyle bir dinsel bayramda ve genel yerler için asiri utanmasiz oldugunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzyilda en çok bilgi Evliya Çelebi'de buluyoruz. Onun kitabinda ilk kez Karagöz ve Hacivat'in adlari anildigi gibi, oyun konulari, oyunun özellikleri, perde gazelleri,çagin ünlü oyunculari üzerine bilgiler de buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evliya Çelebi iki çesit gölge oyunu oynaticisi sayiyor: "Pehlivan-i sebbaz" yani "Hayal-i zilciyan" ve "Hayal-i zill-i tasvirciyan" Ancak bunlarin tanimlamasini yapmiyor. Bu bakimdan Evliya Çelebi'nin 1834'te yayimlanmis Ingilizce çevirisi belki yardimci olabilir. Bu çeviri kesin olarak kabul edilmese de bir ipucu verebilir. Çeviri "Hayal-i zilciyan"i , "Hayal-i zill-i tasvirciyan" i ise &lt;&gt; diye karsiliyor. Çeviri dogru ise, birincisi Karagöz gibi perde arkasindan oynatilmis oluyor, ikincisi ise sinema gibi karsidaki perde üzerine yansitiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tartisma konusu da, Karagöz ve arkadasi Hacivat'in yasamis gerçek kisiler olup olmadigidir. Gölge oyununun bu iki kahramani halkin gönlünde yüzyillarca öyle yerlesmislerdir ki, halk onlari gerçekten yasamis kisiler olarak görmek istemistir.Bu bakimdan bir takim söylentilerde onlarin gerçekten yasadiklari ileri sürülmüstür. (Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, Istanbul 1985 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu söylentilerden birine göre; Sultan Orhan (hük.1239-1254) devrinde Bursa'da bir camii yapiminda Karagöz demirci, Hacivat da duvarci olarak çalisiyormus. Ikisi arasinda her gün sürüp giden nükteli konusmalari dinlemek isteyen isçiler, islerini güçlerini birakip onlarin çevresinde toplanir, bu yüzden de yapim isleri ilerlemezmis. Bunu ögrenen Sultan Orhan, Karagöz ile Hacivat'i öldürtmüsse de, bir süre sonra iç acisi çekmeye baslamis; padisahin acisini dindirmek isteyen Seyh Küsteri bir perde kurdurmus, Hacivat'la Karagöz'ün deriden yapilmis tasvirlerini perde arkasinda oynatip onlarin sakalarini tekrarlayarak padisahi avutmus. ( Çin söylentisinde, ölen karisina acinan imparator Wu'yu avutmak için perde arkasindan bir kadin geçirme olayi ile bu Türk söylentisi arasindaki benzerlik, ayrica dikkate deger.) (Cevdet Kudret, Karagöz, Ankara 1968 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci söylentiyi Evliya Çelebi'de buluyoruz: Ona göre, Efelioglu Haci Eyvad, Selçuklular çaginda Mekke'den Bursa'ya gidip gelen Yorkça Halil diye taninmis biridir. Bu yolculuklardan birinde kendisini Eskiyalar öldürmüstür. Karagöz ise Istanbul Tekfuru Konstantin'in seyisi olup Edirne dolaylarinda Kirk Kilise'den Kipti Sofyozlu Bali Çelebi'ydi, yilda bir kez Tekfur kendisini Alaeddin Selçuki'ye gönderdiginde Hacivat ile bulusup konusurlardi. Hayal-i zill sanatçilari onlarin söylesmelerini gölge oyunu olarak oynatirlardi. Evliya'nin kendi çagindan söyle bir dört yüz yil öncesinin olaylari üzerine verecegi bilgi ne denli dogru olabilirse, bu söylenti de o denli güvenilebilir.Elde güvenilir bir kaynak olmadikça Karagöz ve Hacivat'in ne yasadigi, ne de yasamadigi yolunda bir sonuca ulasabiliriz. Netekim günümüze dek Karagöz'ün gerçek veya yapinti bir kisi olup olmadigina dair basinda uzunca tartismalar olmus. Bu tartismalardan birinde Filibeli Mithat Beyin Bursa Belediye Baskani Muhittin Beye bir mektubu yayinlanmistir.&lt;br /&gt;Mektup sahibi 1333 yilinda Hisar'daki Ortapazar medresesi kitapliginda, "Hayat ve menakib-i Kara Oguz ve Haci Ehvad" adinda bir kitabin bulundugunu, sonra bir yanginda yanmis oldugunu, Bursa'da Sahaflar Çarsisi'nda oturan kahveci Seyh Hakki Efendi'nin Karagöz'ün Orhaneli ilçesinde Karakeçili asiretinden &lt;&gt; adini tasiyan bir köylü oldugunu söyledigini, fakat bu adin daha sonra &lt;&gt; e çevrildigi, arkadasi &lt;&gt; ile birlikte düzenledikleri oyunlarin Seyh Küsteri'nin ilgisini çektigini ve adini "Karagöz"e çevirdigi ileri sürülmüstür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-891676823903273342?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/891676823903273342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/blog-sayfamz-acld.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/891676823903273342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/891676823903273342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/blog-sayfamz-acld.html' title='&quot;GÖLGE OYUNU&quot; NASIL ORTAYA ÇIKTI ?'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/TGCVGCx8ieI/AAAAAAAAAOE/uIwBpfa30BY/s72-c/kk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1157594659678824756</id><published>2009-04-02T07:57:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T08:01:16.906-07:00</updated><title type='text'>Çanakkale (Gelibolu) Savaşları Sonuçları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTTALRS8II/AAAAAAAAAKQ/-6mersfgh0Y/s1600-h/canakkale.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 211px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTTALRS8II/AAAAAAAAAKQ/-6mersfgh0Y/s320/canakkale.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320109059810193538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale (Gelibolu) Savaşları Sonuçları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       1-) Çanakkale Kara Savaşları süresince Gelibolu yarımadasına çıkarılan asker mevcudu 525.000 dir. Bu askerlerin 400.000 nini İngiliz , Avustralya ve Yeni Zelandalı askerler oluşturuyordu. İngilizlerle birlikte yarımadaya çıkan Fransız askerlerin sayısı 80.000 idi. Buna karşılık 5. Osmanlı ordusunun mevcudu 500.000 civarındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       2-) Çanakkale Savaşları’na katılan itilaf devletlerinin toplam kaybı 284.000 civarındadır. Çanakkale ‘yi savunan birliklerimizin toplam 253.000 civarındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       3-) Çanakkale’de Türk Milleti Mustafa Kemal’ini ortaya çıkarmış, yeni bir millet olabilmenin temelini atmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       4-) Balkan Harbinin mahcubiyeti’ni sona erdirmiş, dirayetli komutanlar iradesinde Türk insanının neler yapabileceğini göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       5-) Çanakkale İngiliz ve Fransızların Rusya’ya yardımını engellemiş. çarlık Rusya ‘nın iki yıl sonra çökmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Kısacası Çanakkale Türk olmanın anlamını ve geçilemeyeceğini bütün Dünya Devletlerine ispatlamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1157594659678824756?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1157594659678824756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/canakkale-gelibolu-savaslar-sonuclar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1157594659678824756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1157594659678824756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/canakkale-gelibolu-savaslar-sonuclar.html' title='Çanakkale (Gelibolu) Savaşları Sonuçları'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTTALRS8II/AAAAAAAAAKQ/-6mersfgh0Y/s72-c/canakkale.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-4240002425268045226</id><published>2009-04-02T07:23:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T07:37:51.371-07:00</updated><title type='text'>Çanakkale Türküsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTNJBcgC3I/AAAAAAAAAKI/MRDSKzKGSlo/s1600-h/CanakkaleSehitlerAbidesi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTNJBcgC3I/AAAAAAAAAKI/MRDSKzKGSlo/s320/CanakkaleSehitlerAbidesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320102614721891186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Türküsü Çanakkale Şehitlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/5GdUSUMZ9N4&amp;hl=nl&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/5GdUSUMZ9N4&amp;hl=nl&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanakkale içinde aynalı çarşı,&lt;br /&gt;ana ben gidiyom düşmana karşı.&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanakkale içinde bir uzun selvi,&lt;br /&gt;kimimiz nişanlı kimimiz evli.&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanakkale üstünü duman bürüdü,&lt;br /&gt;on üçüncü fırka yürüdü.&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanakkale içinde bir dolu testi,&lt;br /&gt;analar babalar mektubu kesti.&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;çanakkale içinde vurdular beni&lt;br /&gt;ölmeden mezara koydular beni&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanakkale içinde aynalı çarşı&lt;br /&gt;ana ben gidiyorum düşmana karşı&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanakkale içinde bir dolu testi&lt;br /&gt;analar babalar ümidi kesti&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanakkale içinde sıra sıra selviler&lt;br /&gt;yüzbaşılar oturmuş asker öğütler&lt;br /&gt;of gençliğim eyvah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTMf6tp4aI/AAAAAAAAAKA/L4OBRG_AUKk/s1600-h/x1pphu2k6hcg6q2xjlqkc3ddb6.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 159px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTMf6tp4aI/AAAAAAAAAKA/L4OBRG_AUKk/s320/x1pphu2k6hcg6q2xjlqkc3ddb6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320101908540154274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-4240002425268045226?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/4240002425268045226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/canakkale-turkusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4240002425268045226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4240002425268045226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/canakkale-turkusu.html' title='Çanakkale Türküsü'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTNJBcgC3I/AAAAAAAAAKI/MRDSKzKGSlo/s72-c/CanakkaleSehitlerAbidesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-6320705425669499717</id><published>2009-04-02T06:55:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T07:10:11.769-07:00</updated><title type='text'>ATATÜRK'ün HAYATI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTHMBUQYVI/AAAAAAAAAJ4/xeiw_IVvq6k/s1600-h/ataturk26.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTHMBUQYVI/AAAAAAAAAJ4/xeiw_IVvq6k/s320/ataturk26.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320096069157151058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATÜRK'ün HAYATI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Siyasal Devrimler:&lt;br /&gt;· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)&lt;br /&gt;· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)&lt;br /&gt;· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Toplumsal Devrimler&lt;br /&gt;· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)&lt;br /&gt;· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)&lt;br /&gt;· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)&lt;br /&gt;· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)&lt;br /&gt;· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)&lt;br /&gt;· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Hukuk Devrimi :&lt;br /&gt;· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)&lt;br /&gt;· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:&lt;br /&gt;· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)&lt;br /&gt;· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)&lt;br /&gt;· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)&lt;br /&gt;· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)&lt;br /&gt;· Güzel sanatlarda yenilikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ekonomi Alanında Devrimler:&lt;br /&gt;· Aşârın kaldırılması&lt;br /&gt;· Çiftçinin özendirilmesi&lt;br /&gt;· Örnek çiftliklerin kurulması&lt;br /&gt;· Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması&lt;br /&gt;· I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.&lt;br /&gt;1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana'ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi Atatürk'ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan Atatürk'ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938'de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;29 Ekim 1938'de kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Atatürk 1 Kasım 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk'ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.&lt;br /&gt;Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere hareket edildi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Atatürk'ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-6320705425669499717?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/6320705425669499717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-hayati.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6320705425669499717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6320705425669499717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-hayati.html' title='ATATÜRK&apos;ün HAYATI'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTHMBUQYVI/AAAAAAAAAJ4/xeiw_IVvq6k/s72-c/ataturk26.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1053701736746559828</id><published>2009-04-02T06:38:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T06:53:53.528-07:00</updated><title type='text'>Biography of Atatürk</title><content type='html'>Mustafa Kemal Atatürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTBqXpwimI/AAAAAAAAAJw/RMMoG6qPT1Q/s1600-h/ataturk-06.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 201px; height: 271px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTBqXpwimI/AAAAAAAAAJw/RMMoG6qPT1Q/s320/ataturk-06.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320089993479228002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATURK, FOUNDER OF THE TURKISH REPUBLIC AND THE FIRST PRESIDENT OF THE REPUBLIC&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATURK, FOUNDER OF THE TURKISH REPUBLIC AND THE FIRST PRESIDENT OF THE REPUBLIC&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk was born in a three-storey pink house at Islahhane Street, Kocakasim District, Salonika in 1881. His father was Ali Riza Efendi and mother was Zübeyde Hanim. His paternal grand father Hafiz Efendi is a member of Kocacik Nomads from Konya and Aydin region, which was settled in Macedonia during 14th-15th centuries. His mother Zübeyde Hanim, also a daughter of an old Turkish family, settled in the town of Langasa near Salonika. Ali Riza Efendi who worked in various areas such as; a military officer, a pious foundation clerk and for some time a timber merchant and got married with Zübeyde Hanim in 1871. Four of Atatürk's five siblings died at an early age, only his sister Makbule Atadan survived and lived until 1956.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      &lt;a href="http://www.kultur.gov.tr/Genel/medya/muzik/ataturk/Genclige_Hitabe.mp3"&gt;Atatürk's Address to the Youth of Turkey&lt;/a&gt; (1.71 MB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Little Mustafa commenced his education in Hafiz Mehmet Efendi's neighbourhood school, later he was transferred to Semsi Efendi School, because his father wished so (Comparatively modern education at the time.) During his primary education, he lost his father in 1888. For a while he stayed on his uncle's farm in Rapla, returned to Salonika and completed his primary education. He enrolled to Salonika Junior High School for Civil Servants. After a short time in 1893, he transferred to Military Junior High School. It is at this school his math teacher Mustafa Bey, added Kemal to his name in between 1896-1899, Mustafa Kemal finished Monastir Military Senior High School and commenced Military College in Istanbul. In 1902 he graduated with the rank of lieutenant and continued his education in Military Academy. In January 1905 he completed the Academy and graduated with the rank of a captain. His first appointment was in 5 Army in Damascus in between 1905-1907. He was promoted to adjutant major in 1907 and appointed to 3 Army in Monastery. He was the Chief of Staff of the Army Corps which entered Istanbul on 19 April 1909. He was sent to France in 1910 and took part in Picardie Manoeuvres. In 1911 he was back in Istanbul and started to work under the Command of General Staff.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal and a group of friends took part in Tobruk and Derna Fronts during the war which started in 1911 against the Italians who were attacking Tripoli (Libya). He won the Battle of Tobruk against the Italian forces on 22 December 1911. He was then appointed to Derna Front as the Commander-in-Chief on 6 March 1912.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;When the Balkan War started in October 1912, Mustafa Kemal joined the battle with units in Gelibolu (Gallipoli) and Bolayir. He greatly contributed to the retrieval of Edirne and Dimetoka (Dhidhimotikhon). In 1913 he was appointed to Sofia as the military attache. During his assignment in Sofia he was promoted to lieutenant-colonel. His duty as the military attache ended in January 1915. During his stay in Sofia, the First World War had started and the Ottoman Empire had become obliged to enter in this war. Mustafa Kemal was appointed to Tekirdag to organize the 19 Division.&lt;br /&gt;It is in the First World War, which started in 1914, that Mustafa Kemal wrote an heroic epic and made the legend of Dardanelles are Impassable against Entente troops in Gallipoli. On 18 March 1915, when British and French navies failed to break in through the Straits of Dardanelles with heavy losses, the decision to land troops on the Gallipoli peninsula had been given. Under the command of Mustafa Kemal, 19 Division halted the enemy forces, which landed in Ariburnu -now called Anzak Koyu (Anzac Cove)- on 25 April 1915 at Conkbayir. Mustafa Kemal was promoted to full colonel after this great success. British forces started attacking again from Ariburnu on 6-7 August 1915. Anafartalar Group Commander Mustafa Kemal won the victory of Battle of Anafartalar on 9-10 August. Following this, he also won the victories of Battle of Kirectepe on 17 August and Second Battle of Anafartalar on 21 August. The Turkish nation defended her honour in Gallipoli (Battle of Canakkale) against Entente States by losing approximately 253,000 of her sons to martyrdom. Mustafa Kemal's famous order to his soldiers "I do not order you to attack, I order you to die", had changed the destiny of this Front.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In 1916 after Gallipoli, Mustafa Kemal took duties in Edirne and in Diyarbakir. He was promoted to brigadier general in 1 April 1916. He took part in the battles against Russian forces by which Mus and Bitlis were liberated. After short duties in Damascus and Aleppo, he returned to Istanbul in 1917. He went to Germany with Heir Apparent Prince Vahdeddin Efendi for observations in the European Western Front. He became sick after this trip and received treatment in Vienna and Carlsbad. He returned to the Front on 15 August 1918 as the Commander-in-Chief of the 7 Army in Aleppo. At this front he achieved the most successful defensive battles in history against the British forces. He was appointed as the Commander-in-Chief of the Lightning Army Group on 31 October 1918, just one day after the signing of the truce in Moudros. After the abolishment of this Army Group he was appointed for a duty in the Ministry of War in Istanbul on 13 November 1918.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;After the beginning of the occupation of the country and demobilization of the Ottoman armies according to the Moudros Truce, Mustafa Kemal arrived in Samsun on 19 May 1919 as the Inspector General of the 9 Army. On 22 June 1919, he issued the Amasya Circular, declaring that the nation's determination and decision will restore the nation's independence and called for the gathering of Congress in Erzurum and Sivas. Between 23 July and 7 August 1919 delegates from all over the country gathered in Erzurum and then between 4 September and 11 September 1919 in Sivas, determining the path to follow in order to gain nation’s independence. On 27 December 1919 he was welcomed in Ankara with great enthusiasm. 23 April 1920, the first day of the Turkish Grand National Assembly, was one of the very important steps on the way to the founding of the Turkish Republic. Mustafa Kemal was elected as the first Speaker of the House and the Head of the Government. The Turkish Grand National Assembly started preparing and passing the new laws necessary for implementing the Independence War successfully.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Turkish Independence War was started when the first bullet was fired against the enemy during the occupation of Izmir by the Greek forces on 15 May 1919. Victors of the First World War, by signing of the Sevres Agreement, started the occupation of their shares of the Ottoman Empire. At the beginning, resistance against occupation forces started with militia forces, namely Kuva-i Milliye (National Forces). The Turkish Grand National Assembly established the regular army and successfully led the Independence War to victory by integrating the militia forces into the regular army.&lt;br /&gt;The important stages of the Independence War under the leadership of Mustafa Kemal were,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Liberation of Sarikamis (20 September 1920), Kars (30 October 1920) and Gümrü (7 November 1920).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Defences of Cukurova, Gaziantep, Sanliurfa and Kahraman Maras (1919-1920).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Victory at the First Battle of Inönü (6-10 January 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Victory at the Second Battle of Inönü (23 March-1 April 1920).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Victory at the Battle of Sakarya (23 August-13 September 1921).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Great Offensive, Battle of Dumlupinar (Battle of Commander-in-Chief) and the Great (Final) Victory (26 August-9 September 1922).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;After the victory at the Battle of Sakarya, the Turkish Grand National Assembly promoted Mustafa Kemal to the rank of Field Marshal and granted him the title of Gazi-the Victorious Fighter. The Independence War was ended by the Lausanne Peace Treaty on 24 July 1923. Thus, all the impediments of the Sevres Agreement had been removed and integrity of the Turkish land had been accomplished by the signing of the Lausanne Agreement. There were no obstructions left on the way to establish the new Turkish State based on national solidarity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Founding of the Turkish Republic had been heralded by the opening of the Turkish Grand National Assembly on 23 April 1920. National Assembly's successful administration during the Independence War had secured the founding of the new Turkish State. Caliphate and Sultanate (monarchy) separated and Sultanate was abolished on 1 November 1922. Therefore, the administrative ties with the Ottoman Empire were broken. The declaration of Republic was made on 29 October 1923 and Mustafa Kemal was unanimously elected as the first President of the Republic. Ismet Inönü formed the first government of the Republic on 30 October 1923. Sovereignty unconditionally belongs to Nation and Peace at home, peace in the world are the raising fundamentals of the Turkish Republic.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk made many reforms in order to bring Turkey to the level of contemporary civilizations. Those reforms can be put under five main topics:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1. Political Reforms&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Abolishment of the Sultanate (1 November 1922)&lt;br /&gt;- Declaration of the Republic (29 October 1923)&lt;br /&gt;- Abolishment of Caliphate (3 March 1924)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Social Reforms&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Women were given equal rights with men (1926-1934)&lt;br /&gt;- The Revolution of Headgear and Outfit (25 November 1925)&lt;br /&gt;- Closing of dervish lodges and shrines (30 November 1925)&lt;br /&gt;- The surname law (21 June 1934)&lt;br /&gt;- Abolishment of nicknames, pious and royal titles (26 November 1934)&lt;br /&gt;- Adoption of the International calendar, time and measurements (1925-1931)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;3. Juridical Reforms&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Abolishment of the Canon Law (1924-1937)&lt;br /&gt;- Instating the new Turkish Civil Code and other legislation to suit secular order (1924 - 1937)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Educational and Cultural Reforms&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Integration of education (3 March 1924)&lt;br /&gt;- Adoption of the new Turkish alphabet (1 November 1928)&lt;br /&gt;- Establishment of the Turkish Language and Historical Societies (1931-1932)&lt;br /&gt;- Organization of the university education (31 May 1933).&lt;br /&gt;- Innovations in fine arts&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Economical Reforms&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Abolishment of old taxation laws.&lt;br /&gt;- Encouragement of the farmers.&lt;br /&gt;- Establishment of model farms.&lt;br /&gt;- Legislation of the Encouragement of the Industry Law and establishment of Industrial Corporations.&lt;br /&gt;- Implementing First and Second Development Plans (1933-1937), construction of new highways to reach every corner of the country.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In accordance with the new surname law, Turkish Grand National Assembly granted Mustafa Kemal with the surname Atatürk on 24 November 1934.&lt;br /&gt;Atatürk had been elected twice as the Speaker of the House (National Assembly), on 24 April 1920 and 13 Augustus 1923. His chairmanship at that time, was equal to the Head of State and the Government combined. On 29 October 1923 Republic was declared and Atatürk was elected as the first President of the Republic. According to the Constitution Presidential elections held for every four years. Atatürk had been re-elected as the President of the Republic in 1927, 1931 and 1935 by the Turkish Grand National Assembly.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk very frequently used to go for fact-finding trips in the country. He kept in contact with local authorities and directed them personally in every occasion. In the capacity of the President of the Republic, he received the visiting foreign presidents, premiers, ministers and commanders with great respect and authority.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk gave his Great Speech on 15-20 October 1927 in which he described the Independence War and Founding of Republic, he then made his 10th Year Speech on 29 October 1933.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk was very modest in his private life. He married with Latife Hanim on 29 January 1923. Together they had many trips around the country. Their marriage lasted until 5 August 1925. As a great lover of children, Atatürk adopted his daughters Afet (Inan), Sabiha (Gökcen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra and his son Mustafa, a young shepherd boy. He also had two children under his protection, Abdurrahim and Ihsan. He secured a good life and future for these children who survived.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In 1937, he donated his farms to the State Treasury and some of his real estate to Ankara and Bursa Municipality Councils. He divided his inheritance among his sister, his adopted children and the Turkish Language and Historical Societies. He enjoyed reading, listening music, dancing, horse riding and swimming. He was very much interested in the Western Anatolian folk dance Zeybek, wrestling and listening to Rumelia songs. He had great pleasure in playing black-gammon and billiards. He valued very much his horse Sakarya and his dog Fox. He had made up a very rich library of his own. He used to invite statesmen, scholars and scientists to dinners and discuss state affairs with them. He was very particular about his appearance and was smartly dressed all the times. He was also a nature lover. He very often used to visit his farm Atatürk Orman Ciftligi-Atatürk Forest Farm and took part at works in person. Atatürk was proficient in French and German.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On 10 November 1938 at 9.05 in the morning, in Istanbul, Dolmabahce Palace, he died of the liver ailment he was suffering from. He was buried with a ceremonial funeral in a temporary place of rest at the Ethnographical Museum in Ankara on 21 November 1938. After the building of Anitkabir (Atatürk Mausoleum) he was taken to his permanent place of rest with a grand ceremony on 10 November 1953.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Culture is the foundation of Turkish Republic.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk, 1936&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk's 10th Year Speech &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kultur.gov.tr/Genel/medya/muzik/ataturk/nutuk.wav"&gt;nutuk.wav&lt;/a&gt; (4000 KB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kultur.gov.tr/Genel/medya/muzik/ataturk/nutuk.rm"&gt;nutuk.rm&lt;/a&gt;(381 KB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( REPUBLIC OF TURKEY MINISTRY OF CULTURE AND TOURISM ) &lt;a href="http://www.kultur.gov.tr"&gt;http://www.kultur.gov.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1053701736746559828?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1053701736746559828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/youtube.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1053701736746559828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1053701736746559828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/youtube.html' title='Biography of Atatürk'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdTBqXpwimI/AAAAAAAAAJw/RMMoG6qPT1Q/s72-c/ataturk-06.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-643210141241995263</id><published>2009-04-02T06:33:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T06:35:24.614-07:00</updated><title type='text'>Canakkale cizgi film</title><content type='html'>Canakkale cizgi film&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;div&gt;&lt;object width="512" height="322"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=11815936&amp;vid=4405397&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/2095/79402502.jpeg&amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=11815936&amp;vid=4405397&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/2095/79402502.jpeg&amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/4405397/11815936"&gt;cizgi-canakkale-cizgi-film&lt;/a&gt; @ &lt;a href="http://video.yahoo.com" &gt;Yahoo! Video&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-643210141241995263?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/643210141241995263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/canakkale-cizgi-film.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/643210141241995263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/643210141241995263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/canakkale-cizgi-film.html' title='Canakkale cizgi film'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-72733453866552261</id><published>2009-04-02T06:21:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T06:27:14.606-07:00</updated><title type='text'>Kinali Kuzular - Cuma Namazı (video)</title><content type='html'>Kinali Kuzular - Cuma Namazı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;div&gt;&lt;object width="512" height="322"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=2865589&amp;vid=589439&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/i/us/sch/cn/v/v1/w704/589439_100_70.jpeg%3Fx%3D158%26y%3D111%26sig%3DKc83GT2JY3agLQ4zNjikCQ--&amp;embed=1" /&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=2865589&amp;vid=589439&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/i/us/sch/cn/v/v1/w704/589439_100_70.jpeg%3Fx%3D158%26y%3D111%26sig%3DKc83GT2JY3agLQ4zNjikCQ--&amp;embed=1" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/589439/2865589"&gt;Kinali Kuzular -Cuma Namazı&lt;/a&gt; @ &lt;a href="http://video.yahoo.com" &gt;Yahoo! Video&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-72733453866552261?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/72733453866552261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/kinali-kuzular-cuma-namaz-video.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/72733453866552261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/72733453866552261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/kinali-kuzular-cuma-namaz-video.html' title='Kinali Kuzular - Cuma Namazı (video)'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-6970551194326402332</id><published>2009-04-02T06:17:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T06:19:52.228-07:00</updated><title type='text'>Atatürk`ün Sözleri</title><content type='html'>ATATÜRK DİYOR Kİ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdS7Z-W5eoI/AAAAAAAAAJo/gxkyqOErZrY/s1600-h/atares.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 185px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdS7Z-W5eoI/AAAAAAAAAJo/gxkyqOErZrY/s320/atares.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320083114741561986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;    Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-6970551194326402332?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/6970551194326402332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-sozleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6970551194326402332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6970551194326402332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-sozleri.html' title='Atatürk`ün Sözleri'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdS7Z-W5eoI/AAAAAAAAAJo/gxkyqOErZrY/s72-c/atares.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-4563269631842483525</id><published>2009-04-02T04:44:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T04:48:17.821-07:00</updated><title type='text'>Muhsin Yazıcıoğlu (1954 - 2009)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdSl-7EzbJI/AAAAAAAAAJg/G4-b79EMhEI/s1600-h/F1439989801_k.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 272px; height: 204px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdSl-7EzbJI/AAAAAAAAAJg/G4-b79EMhEI/s320/F1439989801_k.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320059560259710098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhsin Yazıcıoğlu (1954 - 2009)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helikopter Kazası&lt;br /&gt;Yazıcıoğlu 25 Mart 2009 günü seçim çalışmalarını yürütmek üzere kiralanan özel bir firmaya ait helikopterle Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit İlçesi'nden Yozgat'ın Yerköy İlçesi'ne giderken kaza geçirdi ve helikopteri düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enkaza ulaşıldı&lt;br /&gt;Enkaza uzun süre ulaşılamamış ve arama çalışmaları zor şartlarda devam etmiştir. Kazadan yaklaşık 47 saat sonra 27 Mart 2009 günü enkaza ulaşılabilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göksun İlçesi’nde enkazın yeri belli olmasına rağmen olumsuz hava koşulları nedeniyle görevlilerin ulaşması da büyük sorun oldu. Enkaz bölgesine giden görevlilere dün enkazı bulan bulan köylüler kılavuzluk yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelkurmay, Doğal Afetler Arama ve Kurtarma (DAK) timleri helikopterle indirilerek, enkaz bölgesinde tahliye işlemi başlattı. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan helikopterin enkazının bulunduğu bölgede ulaşılan cesetler, helikopterle kahramanmaraş'a getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıcıoğlu'nun cesedi ağabeyi tarafından teşhis edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm haberi ilk olarak Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu'na İçişleri Bakanı Beşir Atalay tarafından verildi. Doktor konrolündeki Gülefer Hanım sakinleştirici ilaç aldı. 87 yaşındaki annesi Fidan Yazıcıoğlu da gelişmeyi doktor kontrolünde öğrendi. Anneye tansiyon hapı verildi. Fidan Yazıcıoğlu, kız kardeşleri Naziye Soysal ve Mavuş Ocak ile diğer yakınlarının bulunduğu evin önünde sağlık ekipleri hazır bekletiliyor. BBP'liler ise acı haberi Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'ten aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Yazıcıoğlu 1954 yılında, Sivas'ın Şarkışla ilçesi Elmalı Köyü'nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da, üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1968'de cemiyetçilik çalışmalarına başlayan Yazıcıoğlu, Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı. Muhsin Yazıcıoğlu, üniversite eğitimi için 1972'de Ankara'ya geldikten sonra Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı; sırasıyla Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı'nda bulundu (1977-78).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıcıoğlu, 1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP'de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulunan Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül 1980'den sonra MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda yargılandı. 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Yazıcıoğlu, bu davadan herhangi bir ceza almaan berat etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıcıoğlu, cezaevinden çıktıktan sonra, cezaevindeki ülkücüler ve onların ailelerine yardım amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıcıoğlu, 1987'de Milliyetçi Çalışma Partisi'ne (MÇP) girdi ve Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. 20 Ekim 1991 Milletvekili Genel Seçimlerinde, Refah Partisi (RP), Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi'nin (IDP) oluşturduğu ittifak bünyesinde milletvekili adayı olan Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas'tan milletvekili seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıcıoğlu, 7 Temmuz 1992'de, "içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı" gerekçesiyle 5 milletvekili arkadaşı ile beraber MÇP'den ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhsin Yazıcıoğlu, 29 Ocak 1993'de, MÇP'den ayrılan bir grup arkadaşı ile beraber Büyük Birlik Partisi'ni (BBP) kurdu ve partinin Genel Başkanı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Aralık 1995'te yapılan erken genel seçimlerinde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak yeniden parlamentoya giren Yazıcıoğlu, 28 Şubat 1996'da ANAP'tan istifa ederek, BBP'ye döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhsin Yazıcıoğlu, 26 Nisan 1998'de yapılan 3. Büyük Kurultay ve 8 Ekim 2000 tarihindeki 4. Büyük Kurultay'da tekrar BBP Genel Başkanlığına seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz 2007'de yapılan genel seçimlerde Sivas'tan milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBP Genel Başkanlığı görevini sürdürmekte olan Muhsin Yazıcıoğlu, evli ve iki çocuk babasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helikopter Kazasında Ölen Diğer 5 Kişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Erhan Üstündağ (BBP Sivas İl Başkanı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Yüksel Yancı (BBP Sivas İl Başkan Yardımcısı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Murat Çetinkaya (BBP Belediye Meclis Üyesi Adayı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * İsmail Güneş (İHA Sivas Muhabiri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Kaya İstektepe (Pilot)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=5&amp;vid=3244"&gt;Kendi Sesinden ÜŞÜYORUM Şiiri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜŞÜYORUM&lt;br /&gt;Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır&lt;br /&gt;Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum&lt;br /&gt;Gözlerim parke parke taş duvarlarda&lt;br /&gt;Açılıyor hayal pencerelerim&lt;br /&gt;Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum&lt;br /&gt;Kekik kokulu koyaklardan aşarak&lt;br /&gt;Güvercinler ülkesinde dolaşıyor&lt;br /&gt;Bir çeşme başı arıyorum&lt;br /&gt;Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp&lt;br /&gt;Mis gibi nane kokuları arasında&lt;br /&gt;Ruhumu dinlemek istiyorum&lt;br /&gt;Zikre dalmış her şey&lt;br /&gt;Güne gülümserken papatyalar&lt;br /&gt;Dualar gibi yükselir ümitlerim&lt;br /&gt;Güneşle kol kola kırlarda koşarak&lt;br /&gt;Siz peygamber çiçekleri toplarken&lt;br /&gt;Ben çeşme başında uzanmak istiyorum&lt;br /&gt;Huzur dolu içimde&lt;br /&gt;Ben sonsuzluğu düşünüyorum&lt;br /&gt;Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum&lt;br /&gt;Durun kapanmayın pencerelerim&lt;br /&gt;Güneşimi kapatmayın&lt;br /&gt;Beton çok soğuk, üşüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhsin YAZICIOĞLU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-4563269631842483525?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/4563269631842483525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/muhsin-yazcoglu-1954-2009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4563269631842483525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4563269631842483525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/muhsin-yazcoglu-1954-2009.html' title='Muhsin Yazıcıoğlu (1954 - 2009)'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd8TCCckh74/SdSl-7EzbJI/AAAAAAAAAJg/G4-b79EMhEI/s72-c/F1439989801_k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-387567144620568381</id><published>2009-04-02T04:32:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:33:10.220-07:00</updated><title type='text'>Atatürk'ün 13 Ağustos 1923 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Dördüncü Toplanma Yılı, ikinci Dönemi Açış Konuşması</title><content type='html'>Atatürk'ün 13 Ağustos 1923 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Dördüncü Toplanma Yılı, ikinci Dönemi Açış Konuşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batıda en bayındır yerlerimiz, İzmir ve Bursa gibi şehirlerimiz, Paşaeli ve tarihi Edirne’miz ve dünyanın gözlerini üzerine çeken güzel İstanbul’umuz, tutsaklıktan ve düşman boyunduruğundan kurtarılmıştır. Bundan başka, biz diğer uygar uluslar düzeyinden geride bıraktıran adli, politik, ekonomik ve mali zincirler kırılmıştır, parçalanmıştır. (Bravo sesleri, alkışlar)Efendiler, bu güne kadar sağladığımız zaferler, bize ancak ilerleme ve uygarlık yolunu açmıştır. Yoksa ilerleme ve uygarlaşmaya henüz ulaşmış değiliz. Bize ve çocuklarımıza düşen görev, bu yol üzerinde duraksamadan ilerlemektir. (Bravo sesleri, alkışlar)Şu konuyu hatırdan çıkarmamalıdır ki, bu kadar özverinin sonucunu elimizden kaçırmamak için, geçen sıkıntı ve acıların bir daha geri dönmemesini sağlayacak önlemlerin alınması, bizim için en önemli görev olmalıdır. Fakat gerçek şu ki, bunun için kuru bir dikkat ve uyanıklık ile saf bir biçimde korumaya çalışmak yeterli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, bugün eriştiğimiz barışın sonsuza dek uzanan bir barış olacağına inanmak elbette saflık olur. Bu o denli önemli bir gerçektir ki, ondan bir an olsun aymazlığa düşmek ulusun bütün yaşamını tehlikeye atmak olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kuşkusuz haklarımıza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe karşılıklı saygıda kesinkes kusur etmeyeceğiz. Ama ne yazık ki zayıf olanların haklarına saygının noksan olduğunu, ya da hiç saygı gösterilmediğini çok acı denemelerle öğrendik. Onun için efendiler bütün olasılıkların gerektirdiği hazırlıkları yapmakta kesinlikle gecikmeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler,Ülkenin iç ve dış güvenlik gerekleri tamamlanırken, adli kurallarımızın en kısa sürede düzeltilmesine özel bir önem verilmelidir. (Çok doğru sesleri) Bayındırlık, ekonomi ve eğitim işlerinin ne kadar büyük önem taşıdığını, bunların, ulusumuzun başarısını, refahı ve mutluluğunu sürdürebilmesi için ne kadar ivedi ve vazgeçilmez unsurlar olduğunu kabul edersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. II, C. 1, S. 36; http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/index.htm )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-387567144620568381?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/387567144620568381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-13-agustos-1923-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/387567144620568381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/387567144620568381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-13-agustos-1923-tarihinde.html' title='Atatürk&apos;ün 13 Ağustos 1923 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Dördüncü Toplanma Yılı, ikinci Dönemi Açış Konuşması'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-4219360384509401505</id><published>2009-04-02T04:32:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:32:14.906-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün 2 Şubat 1923 gününde İzmir’de halkla yapmış olduğu konuşmadan</title><content type='html'>Atatürk’ün 2 Şubat 1923 gününde İzmir’de halkla yapmış olduğu konuşmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler; Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu saydığımız hükümet şekillerinden hiçbirisine benzemez. Çünkü arz ettiğim gibi onların dayandığı esas kuvvetlerin ayrılması, kuvvetlerin denkleştirilmesi nazariyesidir. Halbuki bizim hükümetimiz kuvvetlerin birleştirilmesi esasına göre kurulmuş bir hükümetti. Bu şekil ve mahiyette hükümet, denilebilir ki, bugün mevcut değildir. Ancak mevcut olmayan bir şey, hiç vücuda gelmemiş bir şeyi de yapmış değiliz. İnsanlık tarihi tetkik edilecek olursa görülür ki aynı mahiyette kurulmuş ve faaliyet icra etmiş hükümet var idi. Ancak farksızdır denemez. Kuvvetlerin bileştirilmesi esasına göre kurulmuş hükümetimizin faydalarını ve yararlarını izah için, arzu ederseniz hep beraber, kuvvetlerin denkleştirilmesi esasına göre yapılmış ve mevcut olan hükümetlerle ufak bir mukayese yapayım. Biliyorsunuz ki bu kuvvetlerin denkleştirilmesi nazariyesi esasen Montesquieu tarafından konulmuş bir nazariyedir. Montesquieu bu nazariyesini yaparken dünyada mevcut modellerden birisini aramıştır ve onu İngiltere’de bulmuştur. İngiltere’de ve her yerde krallar vardır. Krallar cümlece bilindiği üzere aynı zamanda Allah tarafından dahi kuvvetlendirilmiş sanılırdı. Kralların, taç sahiplerinin, imparatorların şahıslarında var sayılan icra kuvvetinin geri alınmasına zihinler bile meyil gösteremeyecek kadar kökleşmiş halde bulunuyordu. O zamanın bütün filozofları, bütün kanun koyucu insanları, bütün zekâları, insanlığın selâmet ve saadeti için nazariyeler düşündükleri zaman, usul düşündükleri zaman, değiştirilebilecek gibi gördükleri noktalara karşı korkuyorlardı. Bunun üzerine Montesquieu değişmeyen, sabit bir karar kabul etmişti. Bu esas noktadan hareket ederek şimdi bu kralın idare ettiği, kendi istibdadı ve hükmü altında idare ettiği milleti hakiki saadete götürebilmek için ne yapmak imkânı vardı. Fakat bunu düşünürken Montesquieu da biliyordu ki bu ancak ve ancak milletin hakimiyetini millete vermekle mümkün olurdu. Fakat buna imkân tasavvur edemediği için bu millet egemenliği -ki Kralın elindedir- bunun hiç olmazsa bir parçasını millete verelim, parçalara bölelim, kral istediği gibi, keyfine göre hareket edemesin. Az çok milletin arz, emek ve egemenliği de kralın hareketleri üzerinde etkili olsun ve bu surette zarar yarıya insin. İşte kuvvetlerin denkleştirilmesi nazariyesinin esasını koyan Montesquieu’nun zihniyeti bu idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar, bu nazariye ile bir icra heyeti – ki reisi hükümdardır – ve bir mebuslar meclisi – vazifesi kanun yapmaktır – sonra Fransız milleti, insanlığını, benliğini temin edebilmek için yaptığı umum mücadelesinde muvaffak olduğunu zannetti. Ve bu muvaffakiyetini muhafaza ve devam ettirebilmek için Montesquieu nazariyesine kendi millet ve memleketinde tatbik yeri aradı. Yalnız orada kuvvetin ikiye ayrılması yeterli görülmedi. Bir bağımsız kuvvet daha icat edildi. Adli kuvvet…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, insanlık daima ve daima birtakım zor kullananların karşısında kalmıştır. İnsanlık bütün varlığını daima bu zor kullananların elinden kurtarmak için sarf etmiştir. Bu zor kullananlar bir milletin egemenliğini elinden zorla almış olanlardır. İnsanlık bazen bu zorbalıkları yıkmış, parçalamış, asmış ve kesmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirsiniz ki şer’i esaslarda, ilâhi emirde hükümet şekli yoktur. Şu veya bu şekil ifade edilmiş değildir. Yoktur. Yalnız hükümetin nasıl olması lâzım geleceğine dair esaslar ifade olunmuştu. Bu esasların biri de şûradır, meclistir. Hükümetin behemehal meclis olması lâzımdır. O kadar ki bizzat Cenabı-ı Peygamber şûrasız muamele yapmazdı, Allah tarafından men edilmiş. İkinci esas adalettir. Şûra adaletle hükmünü icra eder. Adaletten yoksun bir hükümet şekli beğenilmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bağımsız bulunduktan sonra müspet menfi, faydalı veya zarar verici olan şeyler hakkında hata edilirse onların düzeltilmesi kolaydır. Fakat yeter ki dış bize bunu emretmesin. Hariç bunu şimdiye kadar emrediyordu ve halen de emretmek istiyor ve bu emri bize kabul ettirecek sulh yapmak istiyorlar. Bizim milletimiz ve hepimiz içten sulh istiyoruz. Fakat sulhten bahsolunduğu zaman herhalde hakiki hayat sebeplerimizi istiyoruz. Bunu temin etmek istiyoruz demektir. Sulhün manası bizce budur. Yoksa hayat ve bağımsızlık sebeplerinden yoksun olan bir şekle biz sulh diyemeyiz. Şimdiye kadar çok aldatılmışızdır. Ve böyle lâflarla aldatılmışızdır. Fakat bundan böyle hiçbir şekil ve surette aldanmamaya karar verdik ve aldanmayacağız. Sonra adli kapitülâsyonlara gelince:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adli kapitülâsyonlarda muhtar mahkeme adı altında yine adli kapitülâsyonları bize kabul ettirmek istiyorlar. Memleketin yargı hakkından yoksun olması, veyahut yargı hakkında kayıtlı olmak tam bağımsızlık ile bağdaştırılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Belgelerle Türk Tarih Dergisi, S. 70, Temmuz 1973; Zikreden: Sadi Borak, Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri, İstanbul 1997, s. 155 ve devamı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-4219360384509401505?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/4219360384509401505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-2-subat-1923-gununde-izmirde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4219360384509401505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4219360384509401505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-2-subat-1923-gununde-izmirde.html' title='Atatürk’ün 2 Şubat 1923 gününde İzmir’de halkla yapmış olduğu konuşmadan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-6765532231702362315</id><published>2009-04-02T04:30:00.003-07:00</published><updated>2009-04-02T04:30:42.272-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün 1 Mart 1923 tarihinde TBMM 4. Yasama Yılını Açış Konuşması</title><content type='html'>Atatürk’ün 1 Mart 1923 tarihinde TBMM 4. Yasama Yılını Açış Konuşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk bu konuşmasında, elde edilen askeri zaferlerden sonra, 1923 yılının, bir barış yılı olması ihtimali kadar bir savaş yılı olması ihtimalini göz önüne alarak, savaş yılı olma ihtimaline göre hazırlıklı olmakla beraber, barış yılı olması ihtimaline göre de, çok önemli bazı girişimlerden söz etmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hükümetin idari şubelerinden olan Danıştay’ın, ülkenin idari ve ekonomik yaşamı ile ilgili önemli bir kurum olması nedeniyle gün geçtikçe artan bir ihtiyacı gidermek amacıyla bir an önce kurulması için yüce Meclis tarafından İçişleri Komisyonunca hazırlanmış olan kanun tasarısının gereğinin yapılmasını ve bunun ihtiyaç ile orantılı bir şekilde kanunlaşmasını dilerim. Gerek I. Dünya Savaşı gerek Kurtuluş Savaşımız sırasında milli sınır üzerinde bulunan halkımız göç etmek felâketine uğramış, düşmanların işgali altına girmek felâketine düşen memleket parçalarında ise nüfus kayıtları tamamen yok edilmiş olduğundan gerek genel nüfusun araştırılması ve bu konuda bilgi sağlanması gerek nüfus sicil kayıtlarının yeniden kurulması için bir genel nüfus sayımı yapılmasına acil olarak ihtiyaç vardır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler,Cezaevleri sorunu çok önemlidir. Kişisel özgürlüğü kaldırılan vatan evlâdının ceza süresi sonunda topluma yararlı olacak bir eleman olarak yetiştirilmesi gereğinin sağlanması için İçişleri Bakanlığı çok dikkatli bir şekilde araştırma ve istatistikler hazırladı. Cezaevlerinden mümkün olanların modern bir şekilde onarımlarına veya yeni cezaevleri inşasına girişebilmek için bir inşaat programı hazırladı. Bu program gereğince her yıl belirlenmiş bir oranda inşaata devam etmek üzere 1923 yılında çağın gereklerine uygun bir genel cezaevi ile beş liva ve 28 ilçe cezaevinin inşası kararlaştırılmış ve gelecek yılın bütçesine ödenek konmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl içinde, adalet işlerimizin yürütülme biçiminde kayda değer gelişmeler görülmüştür. Önceki yıldan başlayarak yürürlüğe konulan ve büyük yararlar sağlanan tek hakim kuruluşlarının genişletilmesi sürdürülmüştür. Kurtarılan illerimizde de derhal adli teşkilât kurulmasına başlanarak Şubat 1923 sonuna kadar yeniden on dört istinaf mahkemesi ile doksan asliye mahkemesi ve o sayıda şer'iye mahkemeleri açılmış ve bu mahkemelere beş yüz altmışı aşan yargıç atanmıştır. Adliye müfettişlerinin sayısı yirmi ikiye çıkarılmıştır. Merkezde bir teftiş kurulu kurulmuştur. Denetimden geçecek daireler, bir müfettişin en çok altı ay içinde tamamlayabileceği alanlarla kayıtlanmış olması nedeniyle bundan böyle hiçbir mahkemenin en çok altı aydan fazla bir süre içinde teftiş ve denetimden yoksun kalmaması sağlanmıştır. 1922 yılı son yarısında, aile hukuku, avukatlık, Mecellenin satışlarla ilgili kısmına ait kanun tasarıları ile davalara ilk bakan mahkemelerin gezici olarak da görev yapabilmesini, içkinin yasaklanması ile ilgili cezaların temyiz ve itiraz edilebilmesini, karşılıklı olarak hükümlerini kabul eden yabancı devletlerde suç işleyen vatandaşlarımızdan ceza kovuşturmalarını erteleyen kanundan yararlanan kişilerin hem suç hem de buna bağlı ikinci dereceli olan suçlarında tecil olayından yararlanmalarını sağlayacak değişiklik tasarısı ile özellikle hakimlerin maddi durumlarının yükseltilmesi ve bir usul içinde görevlerinde yükselmelerini sağlamak amacı ile hazırlanan tasarılar yüce Meclise arz edilmiştir. Şimdiye kadar bir tüzüğü bulunmadığından ihmal edilen, tutulamayan cinayet mahkûmunun malları hakkında kanun hükümlerinin uygulama şeklini gösteren bir tüzük tasarısı da hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılda yapacağımız adalet işleri ile ilgili düşüncelerimiz içinde, kanun değiştirme ve hazırlama komisyonları vardır. Şimdiye kadar kanun halinde düzenlenmemiş olan veraset, vasiyet gibi hukuki konuların da medeni kanunumuz olan Mecelleye eklenmesi ve Mecellenin de modern ihtiyaca uygun olarak değiştirilmesi ve düzeltilmesi, kara ve deniz ticaret kanunlarıyla ceza mahkemeleri usulü ve ceza kanunlarında değişikliklerin yapılması ve ayrı ayrı hükümleri olan hukuk mahkemeleri usulü ile seri mahkemeler usulünün birleştirilmesi amacı ile her biri beşer kişiden kurulan toplam yedi komisyon yakında görev yapmaya davet olunacaktır. Bundan başka, adliyemizin geleceğinin sağlanması amacı ile Anadolu’da modern esaslara dayanan bir hukuk okulu kurulması görevli bakanlıkça düşünülmektedir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, sosyal toplulukta en yüce özgürlüğün, en yüce eşitliğin ve adaletin yerleşmesi ve korunması, ancak ve ancak tam ve kesin anlamı ile ulusal egemenliğin kurulmasına bağlıdır. Bu nedenle; özgürlük, eşitlik ve adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir. (Öyledir, bravo ve yaşasın sesleri) Sosyal topluluğumuzda, devletimizde hürriyet sonsuza kadar sürecektir. Ancak onun sonsuzluğu, onu sonsuz yapan kuralların korunması ile ayakta durur ve onunla sınırlıdır. Bir insan, belki kendi isteği ile kişisel özgürlüğünü bir yana bırakabilir. Fakat bu girişim, koca bir ulusun hayatına ve özgürlüğüne zarar verecekse, büyük ve onurlu bir milli yaşam bu yüzden sönecek ise o milletin evlâtları ve torunları bu yüzden yok olacaklarsa, bu girişim hiçbir zaman meşru ve kabul edilebilir bir konu olamaz. Ve hele böyle bir girişim hiçbir zaman özgürlük adına hoşgörü ile düşünülemez. Hiç şüphe yok, devletimizin sonsuza dek yaşayabilmesi, ülkemizin güçlenmesi, ulusumuzun refah ve sorumluluğunun sağlanması, yaşamımız, namusumuz, onurumuz, geleceğimiz, kutsal inancımız ve son olarak her şeyimiz için, her halde en kıskanç duygularımızla en açık uyanıklığımızla, cesaretimizle ve bütün gücümüzle ulusal egemenliğimizi koruyacak ve kollayacağız. (Şiddetli alkışlar)Bu nedenle, ulusal egemenliğin kutsal özünün belirttiği bugünkü yönetim şekli ve niteliği gereği olarak hükümetimizin, düşmanlarını derhal durdurması ve ulusal bağımsızlığının korunmasını sağlaması ve bunu kollaması pek doğal bir görevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, sonsuz bir özgürlük düşünülemez. Hakların en büyüğü olan yaşama hakkı bile kesin değildir. İntihara karar veren bir kişinin yaptığı işlemin sonucu, yalnız kendi ile ilgili olduğu halde, güvenlik kuvvetleri onun bu işlemini yasaklamakla görevlidir. Aynı kişinin aynı davranışını biraz daha büyük oranda düşünür ve düşündüğümüz suçu bir kişiden bir aileye çevirerek kapsamını genişletirsek, girişimcinin durumu hemen zâlim bir canî görüntüsü verir. Bu nedenle, ulusal egemenlik düşmanlığı, üstün, saygıdeğer bir yeri olan onurlu bir ulusun her şeyine, bir anda bile bile kastetmek suçundan başka bir şey değildir. (Şüphesiz sesleri)Bunu doğal olarak, ulusun maddi ve manevi seçkin niteliklerini taşıyan yüce milli emniyet kuvvetleri kesinlikle yasaklar. (Şüphesiz sesleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. 1, C. 28, S.. 2)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-6765532231702362315?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/6765532231702362315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-1-mart-1923-tarihinde-tbmm-4.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6765532231702362315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6765532231702362315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-1-mart-1923-tarihinde-tbmm-4.html' title='Atatürk’ün 1 Mart 1923 tarihinde TBMM 4. Yasama Yılını Açış Konuşması'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-3272968461406408202</id><published>2009-04-02T04:30:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:30:25.876-07:00</updated><title type='text'>20 Mart 1923 Tarihinde Konya Esnaf ve Tüccarlarıyla Konuşmasından</title><content type='html'>20 Mart 1923 Tarihinde Konya Esnaf ve Tüccarlarıyla Konuşmasından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar, Kaşıkçızade Tahir Efendi kardeşimizin bu sorusunu açıklamaya ve aydınlatmaya muhtaç buluyorum. Kendileri soruyor ki, hükümetin ticaret hakkında ne gibi düşünceleri vardır. Öncelikle şunu söyleyeyim ki, içinizde hükümet adına değil, meclis adına değil, ordu adına değil, sadece bir milletvekili gibi, belki de yalnız bir arkadaşınız, bir kardeşiniz gibi bulunuyorum. Onun için sorunuza hükümet adına cevap vermeye yetkim yoktur. Bildiğiniz gibi, hükümetimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetidir. Hükümet, meclisin kendisidir. Meclis ise bana, şu veya bu konuda bizim görüşümüzü açıkla, diye bir karar ve o karar sonucunda bir yetki vermiş değildir. Eğer hükümet kelimesinden maksadınız meclis değil de, meclisin devlet bölümlerinden kendi adına hükümeti yürütmeye vekil ettiği bakanlar Kurulu ise, onların adına da söz söylemeye yetkili değilim. Çünkü yine bildiğiniz gibi, Bakanlar kurulu üyesi, Anayasaya göre tek tek ve kurul olarak meclise karşı sorumludurlar. Bu nedenle, kendi sorumlulukları altında görev yapmaya zorunlu kişiler adına söz söylemekten kendimi menetmeyi uygun sayıyorum. Eğer sorunuzu, “sen ne diyorsun, senin ticaretimiz hakkındaki fikrin nedir?” diye sorsaydınız, o zaman cevap vermekte sakınca görmezdim ve kabul ediyorum ki asıl maksadınız da budur. Ben de bu suretle düşüncemi sunuyorum: Efendiler, ticaret hakkındaki düşünceleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, AAM Yayınları, Ankara, 1989; C. II, s. 138-141)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-3272968461406408202?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/3272968461406408202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/20-mart-1923-tarihinde-konya-esnaf-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/3272968461406408202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/3272968461406408202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/20-mart-1923-tarihinde-konya-esnaf-ve.html' title='20 Mart 1923 Tarihinde Konya Esnaf ve Tüccarlarıyla Konuşmasından'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-8264228262702264755</id><published>2009-04-02T04:29:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:30:10.125-07:00</updated><title type='text'>17 şubat 1923 Tarihindeki İzmir İktisat Kongresini Açış Söylevinden</title><content type='html'>17 şubat 1923 Tarihindeki İzmir İktisat Kongresini Açış Söylevinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…Çok emeğe ve sermayeye ihtiyacımız vardır. Bu nedenle, kanunlarımıza uymak şartıyla, yabancı sermayeye gereken güvenceyi vermeye her zaman hazırız ve arzu edilir ki, yabancı sermaye bizim emek ve servetimize katılsın. Bizim için ve onlar için yararlı sonuçlar versin; ama eskisi gibi değil. Gerçekten de, geçmişte ve özellikle Tanzimat devrinden sonra, yabancı sermaye, ülkede ayrıcalıklı bir konuma sahip oldu. Ve bilimsel anlamıyla denilebilir ki, devlet ve hükümet, yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Artık her uygar devlet gibi, millet gibi, yeni Türkiye de buna izin veremez. Burasını esir ülkesi yaptıramaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar, son söz olarak demiştim ki, biz ülkemizi artık esir ülkesi yapamayız. Belki hepimizin dikkatini çekmiş olan Lozan konferansının son görüşmeleri bu konuyla ilgilidir. Konferansın şimdilik ertelenişi hep aynı meseleden, aynı noktadan ileri geldiği düşünülebilir. Ordularımız en büyük zaferi kazanmışlardı ve zafer yürüyüşünü durduracak hiç bir engel yoktu. Böyle bir zamanda İtilâf Devletleri, doğal haklarımızı, meşru haklarımızı görüşmelerle de onaylayacaklarını ve sorunların bu yolla çözüleceğini söylediler ve bizi konferansa davet ettiler. Milletimiz, Meclisimiz ve Hükümetimiz içtenlikle barış yanlısı olduğu için, muzaffer ordularımızı durdurdu ve delegelerimizi Lozan’a gönderdi. Aylardan beri, görüşmeler ve tartışmalar sürüyor. Fakat, muhataplarımız henüz üç senelik, dört senelik bir hesabı göremiyorlar, üç yüz ve dört yüz senelik bir hesabı görmeye başlamışlardır. Ve muhataplarımız halâ, eski Osmanlı Devletinin tarih olduğunu ve bugün yeni Türkiye devletini kuran milletin çok azimli ve yiğit bir millet olduğunu ve bu milletin artık tam bağımsızlığından ve ulusal egemenliğinden zerre kadar fedakârlık yapamayacağını anlamamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunu anlayamamak yüzünden tereddüde düşmüşler, duraklamışlardır. Arkadaşlar, onlar istedikleri kadar tereddüt edebilirler. Fakat bu millet, kesin kararını vermiştir. Bu millet için tereddüt devirleri çoktan geçmiştir. Devletlerin, delegelerimize verdikleri son proje, tabii ki kabule değer görülmedi. Diğer delegeler gibi bizim delegelerimiz de, durumu hükümete ve gerekirse meclise sunmak üzere yurda dönmek üzeredir. Tabii açıklamalar olacaktır. Ancak, bütün millet, bütün dünya bilsin ki, en sonunda, millet tam bağımsızlığının sağlandığını görmedikçe, yürümeye başladığı yolda bir an duraklamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, hiç kimseden fazla bir şey istemiyoruz. Dünyanın her uygar milletinin doğal olarak malik olduğu şeylerden bizi mahrum etmemelidirler ve haklarımızı teslim etmelidirler. Çünkü hakkımız doğaldır, meşrudur, makuldür ve bize gereklidir. Biz bu haktan vazgeçmeyeceğiz ve ne kadar haklı isek bu hakkımızı savunmak ve korumak için de, memleketimizin yeteneği ve gücü o kadardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, AAM Yayını, Ankara, 1989; C. II, s. 103-116)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-8264228262702264755?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/8264228262702264755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/17-subat-1923-tarihindeki-izmir-iktisat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8264228262702264755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8264228262702264755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/17-subat-1923-tarihindeki-izmir-iktisat.html' title='17 şubat 1923 Tarihindeki İzmir İktisat Kongresini Açış Söylevinden'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-4387683989332171813</id><published>2009-04-02T04:29:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:29:52.553-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, 22 Ocak 1923 tarihinde Bursa’da halkla yaptığı bir konuşmadan</title><content type='html'>Atatürk’ün, 22 Ocak 1923 tarihinde Bursa’da halkla yaptığı bir konuşmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan’da en çok kapitülâsyonlar üzerinde ısrar ediyorlar. Düşmanlarımız, malî kapitülâsyonların kaldırıldığını ifade etmişlerdir. Bunu özel bir madde ile de ifade edeceklerdir. Ancak bunu telâffuz etmiş olmakla beraber bir takım malî meselelerden de bahsetmekten geri kalmıyorlar. Bu meselelerde bizi rencide edecek noktalar yok değildir. Fakat bunlar, büyük meselelerin hallini güçleştirecek kadar önemli değildirler. Yani hallolunabilir. Devletler, adli kapitülâsyonların sürmesini istiyorlar. Devletlerin bu kadar inat etmelerine hak vermeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bir arkadaşımızın sorusuna aynı zamanda cevap vermiş olayım: Yabancılar diyorlar ki “Sizin bütün yasalarınız dinidir, biz bu yasaların hükümleriyle işlem görmeye razı değiliz!” Halbuki gerçekte dini olan şeyler; doğal ve gerçek olmak gerekir. Dini demek, bütün yasaların ihtiyaçlara ve zamana göre yapılmış olması demektir. Eğer bir yasa zamanın ihtiyaçlarına göre yapılmışsa elbette dinidir. Gerçek böyle iken, şu veya bu düşünceyle bazı sözleri yasa kitaplarına koymakla, düşmanların eline vesile vermiş oluyoruz. Meselâ ecnebiler fıkıhtan anlamazlar, anlamak istemezler ve derler ki, bunların bütün yasaları fıkıh hükümlerine dayanır. Yahut dini bir takım şeylerdir. Gerçekte, biz çağın gereklerine ve ulusun gerçek ihtiyaçlarına göre yasa yapmalıyız. Eldeki yasalarımızı yargıçlarımız süratle uygulayamıyorlarsa, hemen değiştirmeliyiz. Halka adaleti süratle dağıtmak ve uygulamak zorundayız. Yeni yönetimimizin anlamı bu olmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygar ve düzenli bir devletin makinesi, eski yasalarla işleyemez. Din adamları, çok iyi bilirler ki din, belirli bir hükümet şekli ifade etmemiştir. Din, hükümete esas olarak adaleti emretmiştir. Bu hükümler çok açıktır. Adaletle işleri yürütmeyen bir hükümet çok fenadır. Hükümetimizin, fena olmaması için, dince ve uygarlıkça çok mükemmel olabilmesi için adli yasalarımızı iyileştirmek zorundayız. Buna hiç bir engel yoktur. Bugün mevcut yasalarımızın kökü, daha çok Mecelledir. Yeni Türkiye, ne zamana, ne de ihtiyaca uymayan Mecellenin hükümlerine bağlı kalamaz. En uygar uluslar derecesinde hukuk kurallarımızı de iyileştireceğiz. Yüz sene, beş yüz sene, bin sene evvel yaşayan bir toplum için yapılan yasalarla, bugünkü toplumları yönetmeye kalkışmak, gaflettir, cehalettir. Biz bu noktada cahilliğimizi ve gafletimizi o kadar ileri götürüyoruz ki Allah’ın da, Peygamberin de emirlerine karşı hareket ettiğimizi bile unutuyoruz. (Alkışlar... )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu memlekette adlî kapitülâsyonların bulunması, bu gafletimizin, bu cehaletimizin cezasıdır. Bu kadar başarılarımıza rağmen yabancılar: “Adli kapitülâsyonları kaldıramayız Çünkü yasalarınız uygar ve insanî esaslara dayanmıyor. Memleketiniz içinde yabancı karma mahkemeler davalarınızı görsün. Haklarımızı sizin adaletinize, yargıçlarınıza teslim edemeyiz!” diyorlar. Tâbiidir ki delegelerimiz, özellikle adli konularda hiç bir müdahale kabul edemeyeceğimizi ısrarla ifade etmektedir. Efendiler! Bir hükümet, ancak adalete dayanabilir. Bağımsızlık, gelecek, özgürlük, her şey adaletle mümkündür. Bu kadar esaslı bir noktada müdahaleleri asla kabul etmeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler! Adli kapitülâsyonlar, gayet kuvvetli ve ateşli bir zincir halinde boynumuzdadır. Bunu şüphesiz atacağız. Fakat tekrar boynumuza geçirmeyelim. Bunu boynumuza tekrar geçirmemenin çaresi de yasalarımızı iyileştirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bu gerçeği açıkça bilirse ve bunun böyle olmasını mutlaka isterse elbette seçeceği vekiller de başka şekilde hareket edemezler. Çünkü o zaman sizin irade ve arzunuza karşı hareket etmiş olurlar. Hükümetin amacını ve kuruluş niteliğini baltalamış olurlar. O zaman siz de susmazsınız! (Alkışlar )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Milliyet Gazetesi, Siirt Mebusu Mahmut (Soydan) 27 Teşrinîsani 1929 tarihinden başlayan yazı dizisi, Bölüm: 73-74)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-4387683989332171813?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/4387683989332171813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-22-ocak-1923-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4387683989332171813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4387683989332171813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-22-ocak-1923-tarihinde.html' title='Atatürk’ün, 22 Ocak 1923 tarihinde Bursa’da halkla yaptığı bir konuşmadan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-6766715943136891958</id><published>2009-04-02T04:28:00.004-07:00</published><updated>2009-04-02T04:29:35.204-07:00</updated><title type='text'>19 Ocak 1923, İzmit’te, İzmit Sinemasında Halkla Konuşmasından</title><content type='html'>19 Ocak 1923, İzmit’te, İzmit Sinemasında Halkla Konuşmasından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkedeki bilgisizliği mutlaka yok etmelidir. Bunu yapmak zorundayız. Genel hayatın iyiliği için bunu yapacağız. Ne yazık ki ülkemizde bilenler azınlığı oluşturuyor. Hepimizin kişisel mutluluğu çoğunluğun hayat ve mutluluğu ile mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, ulusumuzu, devletimizi tutumlu yapmanın esas olduğunu söyledim. Bunun için de uygulamalı bir esas olmak üzere bir eğitim programı belirlemek zorunda olduğumuzu açıklamalarımda belirttim. Fakat insanlar huzur ile, vicdan özgürlüğü ile çalışmak ihtiyacındadır. Bu ise efendiler, toplumu yöneten devlette ve hükümette adaletin mutlak egemen olmasıyla mümkündür.(Alkışlar) Açıklamalarıma başlamadan önce hatırlıyorum ki, bir noktada bugün hükümet için aslolan düsturlardan biri adalettir demiştim. Bunu sağlayacak şey, adliyemizdir. Bir memlekette adalet olmazsa, o memlekette anarşiden başka bir şey yoktur, orada hiçbir şey yoktur. Adalet, yasalarla yürütülür. Bu ülkede adaletin güvenle, hızla dağıtılıp dağıtılmadığını anlamak için bir defa da mevcut yasalarımıza bakmak gerekir. Bu yasaların ülkedeki uygulamasına ve sonucuna bakmak gerekir. Bu noktada kendimizi karalamaktan korkarım. Çünkü bu eksiğimiz o kadar büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde bağımsızlığın temel direği olan adalet dağıtımında bir yabancı parmağı bulundurmayacağız. Bu noktadaki kararımız kesindir. Fakat aynı zamanda insafla, akıl ve mantıkla ve aynı kesin kararla kabule mecburuz ki yasal ve hukuki düzenlemelerimiz kötüdür. Onları köklüce değiştirmek, yeni hayata ve ihtiyaca uydurmak gereklidir.(Alkışlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, bizim milletimizin adalet duygusu yok değildir. Biz düşmanların dediği gibi vahşi ve canavar değiliz. Aksine onlardan çok yüksek adalet duygusuna, ahlâki yüceliğe ve merhamete sahibiz. Fakat, uygulama zaman zaman bu gerçeği reddeder şekilde görülmektedir. Bana bu soruyu soran bir avukat arkadaşımızdır ve adliye mensubudur. Onlar ve diğer arkadaşlarımız bilirler ki, bizim esas olarak bir mecellemiz vardır. Bu mecelle Mithat Paşa zamanında yapılmıştı. Efendiler yine o mecellenin içinde, o mecellenin dayanağını oluşturan bir şey vardır. Her şeyin devam ve sürekliliği, herhangi bir şeyin korunması veya kaldırılması, zamanın gereklerine göredir. Zamanın değişmesiyle hükümler değişir ve değişmelidir. Bundan on sene, yirmi sene, yüz sene ve bin sene önce geçerli olan hükümler bugün yürürlükte olsun iddiasında bulunamayız! Kanunlarımızı inceleyelim ve bunların dayanak noktalarını önce ülkemizin koşullarıyla, durumuyla ve milletimizin gerçek toplumsal ihtiyaçları ve vicdanıyla ve fakat aynı zamanda ilerleyen dünyayla ilişkilerinden doğan zorunluluğu da dikkate alarak, iyileştirmek gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Türkiye Halkı insanlık dünyasından soyutlanarak başlı başımıza yaşayamayız. Bütün dünya ile, bütün insanlıkla beraber yaşarız ve yürürüz! Ve hiç olmazsa onlarla bir hizada yürümeye mecburuz. Buna göre, her konuda olduğu gibi, özellikle adliyede de, zamanın gereklerini dikkate almak ve yapacaklarımızı ona göre yapmak zorundayız.(Alkışlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, Adalet Bakanlığında bulunan bütün arkadaşlarımız aynı görüştedirler. Ancak bugünkü meclis çok önemli sorunlar içinde üç buçuk seneyi geçirdi. Özellikle savaş sorunları meclisi çok meşgul etti. Onun için bu meclis, tarihi görevini yerine getirdikten sonra onun yerini almak üzere seçeceğiniz millet vekillerinin neler yapmak zorunda olduklarını iyice düşünerek seçmek zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Gazi ve İnkılâp, Siirt Mebusu Mahmut (Soydan); Milliyet Gazetesi, 27 Teşrinisani 1929 tarihinde başlayan yazı dizisi, 47-48. Bölüm; Arı İnan; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, Ankara, 1996, s. 116 ve devamı )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-6766715943136891958?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/6766715943136891958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/19-ocak-1923-izmitte-izmit-sinemasnda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6766715943136891958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6766715943136891958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/19-ocak-1923-izmitte-izmit-sinemasnda.html' title='19 Ocak 1923, İzmit’te, İzmit Sinemasında Halkla Konuşmasından'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-5739049622588539196</id><published>2009-04-02T04:28:00.003-07:00</published><updated>2009-04-02T04:28:54.275-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, 19 Ocak 1923 tarihinde İzmit’te, İzmit Sinemasında halkla yaptığı konuşmadan; hükümet esasları hakkında</title><content type='html'>Atatürk’ün, 19 Ocak 1923 tarihinde İzmit’te, İzmit Sinemasında halkla yaptığı konuşmadan; hükümet esasları hakkında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şunu açıklamalıyım : Dinin esasında hükümetlerin şu veya bu şekilde olacağına dair kesin bir ifade yoktur. Yalnız hükümetin hangi esaslara dayanması gerekeceği tasrih edilmiştir. Bu, açık ve kesindir. O esaslardan biri ve en önemlisi “Şûra”dır. Bu esas, doğrudan doğruya Allah’ın da emridir. Peygamber olan zat bile kendiliğinden değil, danışarak iş yapacaktı. Bu böyle olunca, ondan sonra İslâm ehlinin başkanlığına geçenler mutlaka ayni esasa uyacaklardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir esas da, adalet esasıdır. Şûra, insanlarla ilgili işleri adalete uygun olarak yerine getirecektir. Çünkü adaletten ayrılan Şûra, Allah’ın emrettiği bir Şûra olamaz. O Şûranın hakkıyla adalet dağıtabilmesi için de uzman olması lâzımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bizim Meclisimiz ve onun güvendiği kişilerden oluşmuş bulunan Hükümet, şer’in tamamiyle emretmiş olduğu bir şekil ve mahiyettedir. Buna göre başka bir Hilâfet makamı söz konusu olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, milletimiz, kurduğu yeni devletin yazgısına, işlerine, bağımsızlığına, ismi Halife olsun, Padişah olsun, ne olursa olsun hiç kimseyi müdahale ettiremez. Allah da böyle bir şey emir buyurmamıştır. Bu itibarla ulus, tam Allah’ın emrettiği gibi kurduğu devleti ve onun bağımsızlığını koruyor ve sonsuza kadar koruyacaktır. (Sürekli alkışlar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Gazi ve İnkılâp, Siirt Mebusu Mahmut (Soydan); Milliyet Gazetesi, 27 Teşrinisani 1929 tarihinde başlayan yazı dizisi, Bölüm: 34-35; Arı İnan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, Ankara, 1996, s. 103 ve devamı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-5739049622588539196?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/5739049622588539196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-19-ocak-1923-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5739049622588539196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5739049622588539196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-19-ocak-1923-tarihinde.html' title='Atatürk’ün, 19 Ocak 1923 tarihinde İzmit’te, İzmit Sinemasında halkla yaptığı konuşmadan; hükümet esasları hakkında'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-5605822048437809744</id><published>2009-04-02T04:28:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:28:33.826-07:00</updated><title type='text'>15 Ocak 1923, Eskişehir’de, Mutasarrıflık dairesinde halkla ve görevlilerle yapılan konuşmadan</title><content type='html'>15 Ocak 1923, Eskişehir’de, Mutasarrıflık dairesinde halkla ve görevlilerle yapılan konuşmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basri Bey - Zatı âlinizden istirhamımız: Hükümet bize aykırı nazarla bakıyor. Basını, yalnız eleştiri yapar zannediyorlar. Üç sene önce bendeniz Kurultay gazetesini çıkarıyordum. Hükümetten çok güçlükler gördüm. Hatta sizin ilk açıklamanız çıktığı zaman bendeniz “Sancak Altında” başlığıyla yazmıştım. Hükümet onu köylere göndermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Buyurduklarınızı dikkate alırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basri Bey -Bir de Paşa Hazretleri, yargıçlar aleyhinde bir şey yazmadım, fakat Cumhuriyet Savcısı kendisini eleştirdiğimiz için aleyhimizde dava açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi- Milli hükümetimiz ve onun siyasetini takip eden başkanları, sizin belirttiğiniz anlayışta olmamak gerekir. Gazetelerden korkmamak gerekir. Gazetelere gelince: Onlar mevcut yasalar dairesinde özgürdür. Yasanın dışına çıkarlarsa yasal sorumlulukları ile karşılaşırlar. Basın da yasa içinde özgürlüğünün korunduğuna emin olunca şu veya bu kişinin veya memurun bir gazeteyi mahkemeye vermesinden korkmamalı. Bilimsel ve sosyal eleştiriler için kimsenin bir şey demeye hakkı yoktur. Kişisel eleştiriler de haklı noktalara dayanmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet Reisi Cevdet- Bir iki kelime müsaade eder misiniz Paşa Hazretleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Tartışmanızı dinleyemem. Gazeteciler Türkiye dahilinde milletin fikirlerini aydınlatma ve kamuoyunu açıkça yansıtacak haberlerinde serbest olmalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet Reisi Cevdet Bey- Paşa Hazretleri! Türkiye yargıçları hiç bir kuvvetten çekinmezler. Yasadan kuvvet alarak hükmederler. Arada bakış açısı farklılığı vardır. Basri bey, tren yolculuğu hakkında bir makale yayınlamış. Bu makalede “Polislikten atılmış birisinin sesi yükseldi” demiş. Şimendifer çalışanlarından biri o sözleri üzerine almış. Dava etmiş. Dava bendenizin mahkememe geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Ben hükümetimiz memurlarının - hangi sınıf ve şubeden olurlarsa olsunlar- hakka ve adalete riayet edeceklerinden eminim. Gerçek, mahkemenin incelemesi sonucunda ortaya çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet Reisi - Bendeniz hukukî görüşümü arz edeyim. Malumu âliniz Cevdet Paşanın Mecellesi ülkemizde uygulanıyor. Bunun esası fıkıh hükümlerinden ve şeriattan alınmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - En çok dayandığı düstur nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet reisi - Kur'anı kerim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Zaman ile hükümlerin değişmesi meselesi ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet reisi (devamla)- Zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi inkâr edilemez. Mecelle yapılırken o zaman için halkın yararına uygun olanlar konulmuş. Halbuki git gide ihtiyaç başkalaşmıştır. Bu ihtiyaçlar, eldeki kurallarla ile tatmin edilemiyor. Yasalar, ihtiyaçları karşılamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Ne yapalım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet reisi - Bütün yasalar sosyal hayatımıza göre düzenlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Evet… Sosyal ve ekonomik hayatımız, uygar ulusların ulaştığı derecelere göre iyileştirilmelidir. Bizim ulusumuzun adalet derecesi, başka ulusların adaletinden aşağı kalamaz. Her ulustan daha fazla adaleti gerçekleştirmeliyiz. En ileri ve uygar devletlerin yasalarına denk yasalar yapabiliriz. Eski ihtiyaçlara göre yapılmış şeyleri, ihtiyaç ilerledikçe yenilemek gerekir. Bu eksik araçlarla istenen şeyleri sağlamaya olanak yoktur. Hukuk uzmanları hemen bu yolda çalışmaya başlamalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet reisi – Eski Adalet Bakanı Refik Şevket Bey zamanında bizden görüşlerimiz sorulmuştu. Eğer bakanlıklar bizden böyle sorular sormaya gönül indirirlerse biz her gün halkla, köylülerle temas halinde olduğumuz için düşüncelerimiz deha verimli ve yararlı olur. Bu şekilde yapılacak iyileştirmeler de ulusun ihtiyaçlarını karşılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Bu sözleri beğenmiyorum. Siz bakanların sormasını bekliyorsunuz. Halbuki hayır. Siz düşüncelerinizi, görüşlerinizi yazmak için sormayı beklemeyeceksiniz. Bakanın ne sorduğunu bilmiyorum. Fakat ben bir buçuk ay evvel açıklama yaptım. Dedim ki barıştan sonra ülkemizde hallolunacak önemli sorunlar vardır. Bunun için de esaslı bir program gereklidir. Bu program kişisel olmasın, bütün ülkenin programı olsun. Bu nedenle bütün vatandaşların nasıl bir esas dahilinde yürümek gerektiğine dair düşüncelerini soruyorum, zannederim meselâ zatı âliniz cevap vermediniz. Eğer düşüncelerinizi bildirirseniz; şimdiden teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bidayet reisi - Hizmet etmek görevimizdir, Paşa Hazretleri. Çağrınıza bir çok arkadaşım cevap vereceklerdir efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi - Teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( Milliyet gazetesi, 27 Teşrinisani 1929 tarihinde başlayan yazı dizisi, Bölüm:5, Yazan: Mahmut Toros; Arı İnan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, Ankara, 1996, s. 22 ve devamı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-5605822048437809744?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/5605822048437809744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/15-ocak-1923-eskisehirde-mutasarrflk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5605822048437809744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5605822048437809744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/15-ocak-1923-eskisehirde-mutasarrflk.html' title='15 Ocak 1923, Eskişehir’de, Mutasarrıflık dairesinde halkla ve görevlilerle yapılan konuşmadan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-6499472637615606854</id><published>2009-04-02T04:27:00.004-07:00</published><updated>2009-04-02T04:28:15.570-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, Lozan Konferansının kesintiye uğradığı sırada Amerikan Milletine seslenişi.</title><content type='html'>Atatürk’ün, Lozan Konferansının kesintiye uğradığı sırada Amerikan Milletine seslenişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Amerikan Ulusuna :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz zulüm ve zorbalığı kendi vatanınızdan uzaklaştırdınız. Siz, uzun ve kanlı bir mücadeleden sonra kendi özgürlük ve bağımsızlığınızı kazanarak halk egemenliğine dayanan demokratik bir devlet ve güçlü bir uygarlık kurdunuz. Yer kürenin diğer tarafında diğer bir ulus var ki, o da aynı özgürlük, aynı bağımsızlık ve aynı demokrasi uğrunda mücadele ediyor, kan döküyor. Bu ülkünün arılık ve yüceliğine karşı düşüncelerinizi yanıltmak istiyorlar. Bu propagandayı yapanlar, ya bir takım cahil tutucular veya yeni kazandığımız özgürlüğü kaldırmak ve bizi ondan mahrum etmek isteyen gizli ve açık düşmanlarımıza alet oluyorlar. Yalanlara ve iftiralara inanmayınız. Özgürlük ve bağımsızlık uğrunda savaşan ve tıpkı sizler gibi dünyada ilerleme ve adaleti sağlamak için samimi bir surette mücadele eden Türk halkına kalbinizi açık bulundurunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu açıklama, Amerikan Kongresinin 26 Şubat 1923 Tarihli tutanaklarında da yer almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Arar, İsmail; Atatürk’ün Amerikan Milletine Seslenişi, Belleten, C. XLV/2, Nisan 1981, Sayı: 178’den Ayrı Basım, Ankara, 1981, s. 111)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-6499472637615606854?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/6499472637615606854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-lozan-konferansnn-kesintiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6499472637615606854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6499472637615606854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-lozan-konferansnn-kesintiye.html' title='Atatürk’ün, Lozan Konferansının kesintiye uğradığı sırada Amerikan Milletine seslenişi.'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-2440598461416102301</id><published>2009-04-02T04:27:00.003-07:00</published><updated>2009-04-02T04:27:53.373-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün,Milletvekili Seçimi Kanununun değiştirilmesi için birkaç milletvekilinin verdiği önerge üzerine 2 Aralık 1922 tarihinde Mecliste yaptığı ko</title><content type='html'>Atatürk’ün,Milletvekili Seçimi Kanununun değiştirilmesi için birkaç milletvekilinin verdiği önerge üzerine 2 Aralık 1922 tarihinde Mecliste yaptığı konuşma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tasarı özel bir amaç güdüyor. Bu amaç bana yöneltildiği için, izin verirseniz, birkaç sözcükle düşündüklerimi bildireyim. Bu tasarı, doğrudan doğruya, beni yurttaşlık haklarından yoksun bırakmaya yönelmiştir. On dördüncü maddesinde yazılı satırları gözden geçirecek olursanız, göreceksiniz ki;Büyük Millet Meclisine seçilebilmek için, ya Türkiye’nin bugünkü sınırları içinde kalmış yerlerin halkından olmak ya da bu seçim bölgelerinden birinde yerleşmiş olmak, göçmen olarak gelmişse yerleşmesi üzerinden en az beş yıl geçmiş olmak şart koşuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki doğduğum yer, bugünkü sınırlar dışında kalmış bulunuyor. Herhangi bir seçim bölgesinde beş yıl olsun oturup kalmış da değilim. Doğum yerim bugünkü sınırlar dışında kalmıştır ama bunda benim ne eksiğim, ne suçum var! Bunun nedeni, bütün ülkemizi, darmadağın etmek, yok etmek isteyen düşmanların dilediklerini tam gerçekleştirmekten alı konamamış olmasıdır. Eğer düşmanlar amaçlarına tam ulaşmış olsalardı, Tanrı korusun, bu tasarıya imzasını koyan bayların memleketleri de sınır dışında kalabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan başka, bu maddenin istediği koşul bende yoksa, aralıksız beş yıl bir seçim bölgesinde oturup kalamamışsam, bu da, yurda yaptığım yararlıklar yüzündendir. Eğer bu maddenin istediği koşulu kazanmaya özenseydim, İstanbul’u kazandırmakla sonuçlanan Arıburnu ve Anafarta savaşlarını yapmamaklılığım gerekirdi. Eğer ben bir yerde beş yıl oturup kalsaydım, Bitlis’i ve Muş’u aldıktan sonra Diyarbakır’a doğru ilerleyen düşmanın karşısına çıkmamaklığım, Bitlis ve Muş’u kurtarmayı gerçekleştiren ödevimi yerine getirememekliğim gerekirdi. Bu bayların istedikleri koşulları kazanmak isteseydim, Suriye’yi boşaltan ordularımızın kalıntısından Halep’te bir ordu kurarak düşmana karşı koymamaklığım ve bugünkü ulusal and (Milli Misak) sınırlarını o günden çizip gerçekleştirmemekliğim gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım ki ondan sonraki çalışmalarımı bilmeyen yoktur. Hiç bir yerde beş yıl oturamayacak kadar uğraşıp didinmiş bulunuyorum. Ben sanıyordum ki, bu yararlılıklarımdan dolayı ulusumun sevgisini, saygısını kazandım ve belki bütün İslâm dünyasının da gözüne girmiş bulunuyorum. Bütün bu sevgilere karşılık, yurttaşlık haklarımın elimden alınmak isteneceğini hiç düşünemezdim. Tasarlıyordum ki yabancı düşmanlar canıma kıymak yoluyla bu yönden yararlı olmaktan beni alıkoymaya çabalayacaklardır. Ama hiçbir zaman aklımın köşesinden geçmezdi ki yüce mecliste bunlarla bir düşünen iki üç kişi olsun çıkabilecek! Bunun içindir ki şimdi ben anlamak istiyorum :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu baylar seçim bölgeleri halkının duygularını ve dileklerini mi dile getiriyorlar? Yine bu baylara karşı söylüyorum : Milletvekili olduklarına göre bütün bir ulusun da vekili sayılırlar. Peki, ulus bu baylarla bir düşüncede midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim yurttaşlık haklarımı elimden almak yetkisi bu baylara nereden verilmiştir? Bu kürsüden, yüksek kurulunuza ve bu bayların seçim bölgeleri halkına ve bütün ulusa soruyorum ve karşılık istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bundan sonra bazı milletvekillerinin, Mustafa Kemal Paşanın büyük şahsiyetlerini belirten demeçleri üzerine)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi Mustafa Kemal Paşa - Benim müstesna olduğuma dair bir kanun yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı konuşmanın aslı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim! Bu teklif-i kanuni bir maksad-ı mahsus ihtiva ediyor ve bu maksad-ı mahsus doğruca şahsa taallûk ettiğinden müsaade ederseniz birkaç kelime ile fikrimi arz etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzurum Mebusu Süleyman Necati ve Mersin Mebusu Salâhattin ve Canik Mebusu Emin Beyefendiler tarafından teklif olunan lâyiha-i kanuniye, doğrudan doğruya benim şahsımı vatandaşlık hukukundan ıskat etmek nokta-i nazarına mâtuftur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yusuf Ziya Bey (Bitlis) - Hatıra gelmez o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salih Efendi (Erzurum) - Şahsın çok muhteremdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (devamla) - On dördüncü maddede yazılı olan satırları gözden geçirecek olursanız orada deniliyor ki :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Büyük Millet Meclisi'ne âza intihap olunabilmek için Türkiye’nin bugünkü hudutları dâhilindeki mahaller ahâlisinden olmak meşruttur. Veya daire-i intihabiye dâhilinde mütemekkin olmak meşruttur. Ondan sonra muhacereten gelenlerden Türk ve Kürtler tarih-i iskânlarından itibaren beş sene mürur etmişse intihap olunabilirler.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maalesef mahalli tevellüdüm bugünkü hudutlar haricinde kalmış bulunuyor. Saniyen her hangi bir daire-i intihabiyenin beş sene mütemekkini dahi değilim. Mahalli tevellüdüm bugünkü hududu millîmizin haricinde kalmıştır. Fakat bu böyle ise bunda benim katîyen bir kast ve kabahatim yoktur (hâşâ Paşa Hazretleri! sesleri). Bunun sebebi bütün memleketimizi, milletimizi mahvü muzmahil etmek isteyen düşmanların harekâtında muvaffak olmaktan kısmen men edilememiş olmasıdır. Eğer düşmanlar tamamen maksatlarında muvaffak olmuş olsalardı, Allah muhafaza etsin, buraya vâziülimza olan Efendilerin dahi memleketleri hudut haricinde kalabilirdi. Bundan başka bu maddenin talebettiği şartı haiz bulunmuyorsam, yani beş sene mütemadiyen bir daire-i intihabiyede sakin olamamışsam o da bu vatana ifa ettiğim hidemat yüzündendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu maddenin talebettiği şartı ihraza çalışsaydım İstanbul'u kazandırmaktan ibaret olan Arıburnu ve Anafartalar'daki müdafaatımızı yapmamaklığım lâzım gelirdi. Eğer ben bir yerde beş sene oturmağa mahkûm olsaydım Bitlis ve Muş'u aldıktan sonra Diyarbakır istikametinde tevessü eden düşmanın karşısına çıkmamaklığım, Bitlis ve Muş'u kurtarmaktan ibaret olan vazifemi yapmamaklığım lâzım gelirdi. Bu Efendilerin talebettiği şeraiti ihraz etmek isteseydim Suriye'yi tahliye eden orduların enkazından Halep'te bir ordu teşkil ederek düşmana karşı müdafaa etmemekliğim ve bugün hudud-u millîye dediğimiz hududu fiilen tesbit etmemekliğim lâzım gelirdi. Zannediyorum ki; ondan sonraki mesaim cümlenin malûmudur. Hiçbir yerde beş sene oturmayacak kadar sarfı mesai etmiş bulunuyorum. Ben zannediyorum ki, bu hidematımdan dolayı milletimin mubabbetine ve teveccühüne mazhar oldum(hay, hay! sesleri).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bütün âlemi İslâm’ın muhabbet ve teveccühüne mazharım. Binaenaleyh, bu tevecühata mukabil vatandaşlık hukukundan ıskata mâruz kalacağımı asla hatıra getirmezdim. Tahmin ediyorum ve ediyordum ki, ecnebi düşmanlar bana suikasdetmek suretiyle de memleketimdeki hizmetimden beni tecride çalışacaklardır. Fakat hiçbir zaman hatır-ı hayalime getiremezdim ki, Meclisi âlide velev üç kişi olsun aynı zihniyette bulunabilsin. Binaenaleyh ben anlamak istiyorum. Bu Efendiler daire-i intihabiyeleri halkının ciddî olarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhsan Bey (Cebelibereket) - Paşa Hazretleri, kime soruyorsunuz? İki üç kişinin galât ifadesi umum Meclise ait olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Paşa - Buraya vâzıülimza olan Efendilere söylüyorum. Bilmek istiyorum ki, bu Efendiler daire-i intihabiyeleri halkının ciddî olarak tercüman-ı fikir ve hissi midirler? Yine Efendilere karşı söylüyorum. Mebus olmak itibariyle tabiî şamil bir sıfatı cami bulunuyorlar. Binaenaleyh demek istiyorum ki millet, bu Efendilerle hemfikir midir? (katîyen sesleri).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saniyen Efendiler! Beni vatandaşlık hukukundan ıskat etmek salâhiyeti bu Efendilere nereden verilmiştir? Bu kürsüden resmen heyeti âliyenize ve bu Efendilerin daire-i intihabiyeleri halkına ve bütün millete soruyorum ve cevap istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi Mustafa Kemal Paşa - Benim müstesna olduğuma dair bir kanun yoktur. (Bundan sonra bazı milletvekillerinin, Mustafa Kemal Paşanın büyük şahsiyetlerini belirten demeçleri üzerine bu sözü söylemiştir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, I-III Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara, 1989, s. 298-300)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-2440598461416102301?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/2440598461416102301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkunmilletvekili-secimi-kanununun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2440598461416102301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2440598461416102301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkunmilletvekili-secimi-kanununun.html' title='Atatürk’ün,Milletvekili Seçimi Kanununun değiştirilmesi için birkaç milletvekilinin verdiği önerge üzerine 2 Aralık 1922 tarihinde Mecliste yaptığı ko'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-9112099633630795554</id><published>2009-04-02T04:27:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:27:33.604-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, 18 Haziran 1922 tarihinde, Claude Farrére onuruna verilen çay ziyafetinde yaptığı konuşmadan</title><content type='html'>Atatürk’ün, 18 Haziran 1922 tarihinde, Claude Farrére onuruna verilen çay ziyafetinde yaptığı konuşmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, ulustan aldığı en meşru yetkilerle devletin varlık ve bağımsızlığını koruma ve güven altına almak için her bağımsız ulus ve devlet için meşru olan haklarını yetkilerini korkusuzca kullanmakta ve kullanacaktır. Batının kimi hükümetleri, Türkiye ile savaş halinden çıkarmak istemediği ve Türkiye'nin kutsal topraklarına saldırdığı düşmanı desteklemek ve kışkırtmaktan vazgeçmeye yaklaşmadığı halde sözde dünyanın en tarafsız hükümeti imiş gibi ülkemiz içinde subaylarını dolaştırarak inceleme yapmak isteğini ileri sürüyor. Ne üzülecek durumdur ki, öteki hükümetlerin de bu girişimde ortak olmaları yollarını bulabiliyor. Dünyada bundan daha akıl almaz, daha densizce bir davranış tasarlayamıyorum. Dünyada bağımsız bir devlet düşünülebilir mi ki, iç işlerine henüz düşman sıfatını taşıyanların değil, dostlarının bile karışmasını hoşgörüyle karşılasın. Eğer o politika adamları yüzyıllardan beri bağımsız yaşamış, bağımsızlığın simgesi olmuş ve bugün yeni bir ulusal uyanışla inancı, direnci ve bağımsızlık tutkusu yükselmiş Türkiye halkının, Türkiye Devleti'nin bağımsızlığını tanımamak ve tanıtmamak istiyorlarsa, biz bunlara karşı hayretlerle karşılık veririz, bu adamların aymazlığına dünyanın şaşkınlıkla bakmalarını isteriz. Zavallı ulusumuz köle olmaya razı olmadığı için en büyük cezaya mahkûm ediliyor. Hayır! Efendiler hayır!... Bütün dünya bilsin ki, bu ulus öldürülmeye, yok edilmeye değil, yaşatılmaya en layık olan bir ulustur. Türkiye Büyük Millet Meclisi üstlendiği bu tarihsel görevi tam başarıyla yürütüyor ve onu en yüksek zaferlerle bütünleştirip tamamlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, AAM yayını, Ankara 1989; C. II, s. 40-41)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-9112099633630795554?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/9112099633630795554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-18-haziran-1922-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/9112099633630795554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/9112099633630795554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-18-haziran-1922-tarihinde.html' title='Atatürk’ün, 18 Haziran 1922 tarihinde, Claude Farrére onuruna verilen çay ziyafetinde yaptığı konuşmadan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-6982094958291524544</id><published>2009-04-02T04:26:00.004-07:00</published><updated>2009-04-02T04:27:14.073-07:00</updated><title type='text'>1 Mart 1922 TBMM 1. Dönem 3. Yasama yılı açış konuşması</title><content type='html'>1 Mart 1922 TBMM 1. Dönem 3. Yasama yılı açış konuşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk bu konuşmasında iç ve dış gelişmelere değinmiş konu ile ilgili olarak aşağıdaki tespitlerde bulunmuştur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler; Türkiye halkı, ırk, din ve kültür yönünden tek vücut, birbirlerine karşı karşılıklı saygı ve özveri dolu duyguları taşıyan ve yazgısı ile çıkarları aynı olan bir topluluktur. Bu toplulukta ırk haklarına, sosyal haklara ve çevre şartlarına uymak, iç politikamızın önemli noktalarındandır. İç yönetimimizde bu önemli noktanın, halk yönetiminin geniş anlamda uygun bulunan en yüksek düzeye çıkarılması, politikamızın gereklerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak dış düşmanlara karşı sonsuza dek birlik ve dayanışma içinde bulunmak zorunluluğu vardır. Türkiye halkı içinde bulunup, azınlık durumunda olan Hıristiyan unsurların haklarının, dünyanın en medeni ülkeleri içinde yaşayan azınlıklara da verilmesi, İtilâf devletleri ile düşmanları ve bazı ortakları arasında kararlaştırılan anlaşma hükümlerinde yer alması nedeni ile diğer yabancı ülkelere sığınan Müslüman halkın da aynı haklardan yararlanmasının sağlanmış olması en içten dileğimizdir. Azınlıklarla birlikte bütün halkın varlık ve mutluluğunun ve kanunların verdiği her türlü hak dokunulmazlığının sağlanması ve memlekette kanun hâkimiyetinin kurulması iç yönetim ve politikada değişmez genel kuralımız olmuştur. Geçen yılki iç durumu özetle sunabilmek için bazı noktaları anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl ülkemizin bütün yörelerinde genel olarak bağımsız ve olaysız, sakin bir biçimde geçmiş olup güvenlik sürdürülmüştür. Bazı aldatmalar sonucu önceki yıl Koçgiri'de meydana gelen olay alınan önlemlerle bastırılmıştır. Aldatılanlar hakkında da, hükümetçe gereken işlemler adalete uygun biçimde yerine getirilmiştir. Yunanlıların kışkırtması ve düzenlemesi ile ihtilâle benzer girişimlerde bulunanların da amaçladıkları olaylar sonuçsuz bırakılmıştır. İçişlerinde güvenlik yürütülmesinde en önemli ve maddi araç olan jandarma teşkilâtı, önemli birliklerin eklenmesi ile kuvvetlendirilmiş ve birçok jandarma okulu açılmıştır. İçişleri ile ilgili görevleri arasında posta ve telgraf idaresinde oluşturulan bazı yenilikler de kıvanç vericidir. Efendiler, ulusumuzu güven içinde yaşatmak amacımız olduğu gibi, onun sağlığına özen göstermek ve olanaklarımızın elverdiği oranda sosyal acıları dindirmek de hükümetimizin görevlerindendir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet ülkede kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi bir şekilde dağıtmakla yükümlüdür. Bunun için adalet işi çok önemlidir. Bundan dolayı adalet politikamızı açıklamayı faydalı buluyorum. Adalet politikamızda izlenecek amaç, önce halkı yormaksızın süratle, kanuna uygun ve güvenli biçimde adaleti dağıtmaktır. Bunun yanı sıra sosyal kurullarımızın bütün dünya ile ilişkilerini sürdürmeleri de gereklidir. Bunun için, adalet düzeyimizi bütün uygar ülkelerle aynı düzeyde tutmak zorundayız. Bu amacı yerine getirmek için, elimizdeki kanun ve usulleri bu görüşe göre düzeltiyor, canlandırıyor ve yeniliyoruz. Ve buna devam edeceğiz. Bu çalışmalarda ülkemizin genişliği, seri araçların eksikliği ve buna benzer engeller ve güçlüklerden başka, bazı yörelerin sosyal hayatlarının özellikleri de göz önüne alınmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş gelişme, ulusların uygar ihtiyaçlarındaki genişleme, çoğalma ve çeşitlenme bu uygar ihtiyaçlar ile orantılı olarak uygar hakların gelişmesini gerektirir. Her devletin ilişkili olduğu sosyal yaşamın uygarlık derecesine uygun, hukuki mevzuatı vardır. Dünyada bulunan, bütün uygar devletlerin medeni kanunları hemen hemen birbirlerine benzemektedir. Bizim Milletimizin ve hükümetimizin adalet düşüncesi ve anlayışı, bu konuda hiçbir uygar ulusunkinden aşağı değildir. Belki tarih bu noktada yüksek olduğumuza tanıklık eder. Bu nedenle hukuki mevzuatımızın bütün uygar devletlerin kanuni mevzuatından eksik olması düşünülemez. Gayretli çalışmalarımızın amacı olan tam bağımsızlık kavramında adli bağımsızlığın da bulunması doğaldır. Bundan dolayı her bağımsız devletin ayrılmaz bir bütünü olan adalet dağıtımı görevine kimseyi karıştıramayız. (Bravo sesleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim halen yürürlükte olan medeni kanunumuz Mecelledir. Bu medeni kanun yaklaşık olarak yarım asır önce merhum Cevdet Paşanın başkanlığındaki bir bilimsel kurul tarafından hazırlanmıştır. İşte, o mecellenin genel kuralındaki «Zamanın değişmesi dolayısıyla hükümlerin değiştirilmesinden vazgeçilemez» fıkıh kuralı, adli politikamızın temelini oluşturmaktadır. Bu ana kural içinde hareket eden Adalet Bakanlığımız, mecellenin içermediği veya belirlemediği güç ve açık olmayan durumların, uygun hükümlerle genişletilmesi ve sağlamlaştırılması gereğine inanmıştır. Ve bu konuyla uğraşmak üzere, uzmanlardan oluşan bir heyet kurulması için bir kanun önerisi hazırlamak üzeredir. Adalet Bakanlığı bu prensip içinde çalışmalarının sonucu olarak, tek yargıç kuruluşunun hemen yüzde doksan oranında, bütün ülkede uygulanması ve özellikle tek yargıçlı mahkemelerde yargılama usulünün sulh yargıçları usulüne uygun olarak adaletin acele dağıtılmasının sağlanması ve yine adli işlerin seri ve başarı ile yönetilmesini sağlamak için on adliye müfettişliği kurulması ve suçlama işlemlerinin kaldırılması ve adli tıp müessesesinin kurulması hususları söylemeye değerdir. Ceza muhakemeleri usulünün düzeltilmesi, aşiret hayatı geçiren bazı bölgeler halkının doğal ihtiyaçları ve sosyal durumları ile uygun basit bir usulde hazırlanması, cezaevlerinin düzeltilmesi gibi, diğer önemli hususlar adı geçen bakanlığın yeni yıl içindeki çalışma konularını oluşturmaktadır. Yargıçlar ve adliye mensuplarının, şerefli görevlerine uygun seçkin değere sahip bulunmaları adliyemizin övünç kaynağıdır. Adalet Bakanlığının ve mevcut mahkemelerimizin özel niteliklere sahip yargıçlarla donatılması ve sağlamlaştırılması için bir hukuk fakültesi kurulmasını uygun görerek karar veren Yüce Meclisimize teşekkür ederim. Bu yüksek kurum için 1922 yılı bütçesine gereken para konmuştur. Önemli bir kısım gerçekleştirilen ve diğer bölümünün gerçekleştirilmesine çalışılan bu hususların tamamlanması, adli hayatımızın bütün dünyaca kabul edilebilir gelişmiş bir duruma gelmesini sağlayacaktır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“16 Martta Moskova'da bir dostluk anlaşması imzaladık. Bu anlaşma ile, emperyalizmin şiddetli saldırılarına hedef olan iki devlet arasında doğal nedenlerle oluşan dayanışma, hukuki bir şekilde de belirlendi. Yakında ekonomik ve ticari işler ile konsolosluk sorunlarını düzenleyecek olan antlaşmaların imzalanmasına da karar verildi. Türkiye - Rusya anlaşması, Rusya'nın müttefik olan diğer devletlerle yaptığımız mutlu antlaşmaların birincisidir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Geçen yıl Fransızlarla esirlerin değiştirilmesi hakkında başlatılan ve iyi bir şekilde sonuçlandırılan görüşmeler, Ankara'da imzalanan Türkiye - Fransa anlaşması ile sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlaşmanın genel ve temel bir önemi vardır ki, o da bununla Sevr Antlaşmasını sağlayan İtilâf devletlerinin önemli bir taraftarı olan Fransa'nın adı geçen antlaşmanın uygulanmasının mümkün olmadığını fiilen ve hukuken kabul etmiş olmasıdır. (Alkışlar) Bu anlaşma ile yüksek manevi değer taşıyan bazı haklarımızı kazanmış olmakla birlikte, vatanın aziz bir parçasını da kurtarmış olduk. Üç yıldan fazla süren bir ayrılıktan sonra, ana vatana kavuşan bu bölgenin, gerçek sahibine geri verilmesini kabul edemeyen bazı düşmanlarımız oralarda karışıklık çıkarmaya uğraştıkları halde harcadıkları çabalar tamamen boşa çıkmıştır. Teslim etme ve teslim alma tam bir düzen içinde yapılmış ve sonuçlandırılmıştır. Ankara Anlaşmasının ardından Fransa Cumhuriyeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti arasında siyasi ilişkiler kuruldu ve hükümetimizin temsilcisi Paris'e gönderildi. İngilizlerle bu güne kadar aramızdaki tek olumlu olay kendileri tarafından tutuklanıp Malta'ya gönderilmiş bulunan vatandaşlarımızı kurtarmak olmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yılın olaylarını açıklarken dış politikamızın ana hatlarını da bir dereceye kadar açıklamış olduğumu zannediyorum. Bu hatlar basit, doğru ve açıktır. İç politikamızda olduğu gibi, dış politikamızda da ana amacımız Misak-ı Milli hükümlerini içermektedir. (Alkışlar) Ve Misak-ı Milliyi kabul ederek, maddi ve manevi alanda tam bağımsızlığımızı kabul edenleri derhal dost kabul ederiz. Tam ve gerçek bağımsızlığımızı açık ve samimi şekilde ilk önce kabul ederek, bize barışma elini uzatan Rus Sovyet Cumhuriyeti ile dostluk bağlarımızın kuvvetlendirilmesi dış politikamızın temelidir. (Sürekli şiddetli alkışlar) (Çok doğru, yaşasın dostlarımız sesleri)Bu temel tam bağımsızlığımızı kabul edecek herhangi bir devletle ilişki kurmamıza tabii ki engel olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış politikamızda dost bir devletin hukukuna saldırı yoktur. Ancak hakkımızı, hayatımızı, ülkemizi, namusumuzu koruyoruz ve koruyacağız. (Evet sesleri ve şiddetli alkışlar) Medeni dünyanın uluslararası ilişkilerde de ortaya attığı yüce, asil düşünce ve arzunun bir özeti demek olan «Her milletin kendi geleceğine kendisinin egemen olması hakkını biz yer yüzünde yaşayan milletlerin hepsine tanıyoruz. Bizim de bu hakkımızın kayıtsız şartsız tanınmasını istiyoruz.»Bu meşru ve haklı isteğimizi tanımamak yüzünden akan ve akacak olan kanların sorumluluğu şüphesiz sebep olanlara ait olacaktır. (Kahrolsun sebep olanlar sesleri) Bizi milli davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. (Alkışlar) Milli davamız bizim hayatımızdır. Hayatına son verilmek istenen en zayıf yaratığın bile bu harekete karşı isyan ve nefretle, son nefesine kadar kendisini korumaya çalışmasından daha tabii bir şey yoktur. (Bravo sesleri) Kaldı ki, bizim ulusumuzun kararlılık ve inancında, mücadele yeteneğinde ve kudretinde en küçük bir zayıflama yoktur. (Yoktur sesleri) Tam tersine, her geçen gün sağlamlık derecesini artırmaktadır. (Şüphesiz sesleri)”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türkiye'nin ve Türkiye halkının geleceğini ve bağımsızlığını sağlamaya çalışıyor. Çünkü Türkiye'nin asıl sahibi, meşru sahibi ve gerçek sahibi olan Türkiye halkının arzu ve kesin iradesi bu yoldadır. (Evet, evet sesleri) Bu yüce milli iradenin karşısında harekete cesaret gösterenler ve girişimde bulunanlar ulusa karşı asi, serkeş ve haindirler. (Bravo sesleri ve alkışlar) Bu gibi günahkârlar, şimdi ve sonra milli iradenin adaletinden kendilerini kurtaramazlar. (Bravo sesleri) Bunun için, İstanbul'da bazı devlet adamlarının ve sarayın Türkiye Büyük Millet Meclisinin durumuna ve çalışmalarına zarar verici ve engelleyici tutumlarından sakınmalarını beklemekteyim. (Bravo sesleri)”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. 1, C. 18, S. 2)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-6982094958291524544?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/6982094958291524544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/1-mart-1922-tbmm-1-donem-3-yasama-yl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6982094958291524544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6982094958291524544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/1-mart-1922-tbmm-1-donem-3-yasama-yl.html' title='1 Mart 1922 TBMM 1. Dönem 3. Yasama yılı açış konuşması'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-8460546372257336426</id><published>2009-04-02T04:26:00.003-07:00</published><updated>2009-04-02T04:26:55.298-07:00</updated><title type='text'>Leopaldine König adlı genç kızın, Atatürk ve Türk zaferi üzerine bestelediği marşın notalarını, I. Dünya savaşında yenik düşen Avusturya’nın içinde bu</title><content type='html'>Leopaldine König adlı genç kızın, Atatürk ve Türk zaferi üzerine bestelediği marşın notalarını, I. Dünya savaşında yenik düşen Avusturya’nın içinde bulunduğu kötü durumu belirten bir mektupla birlikte Atatürk’e göndermesi üzerine, Atatürk’ün verdiği cevap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara, 4.1.1923&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matmazel,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygulu ve ince bir ruhun acılarının ifadesi olan mektubunuzu ve milletimizin kazandığı zaferi dile getiren marşınızı aldım, çok teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet, geç olsa bile, mutlaka bir gün doğacaktır. Bu, Tanrının yaratma gücünün değişmez bir kanunudur. Onun için, sevgili vatanınızın bugünkü durumu sizi üzmesin. En yakın bir zamanda ülkenizin de kurtuluş ve bağımsızlığa kavuşmasını dilerim, matmazel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkumandan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Sadi Borak, Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri, İstanbul 1997, s. 367; Yazar bu belgenin, Cumhurbaşkanlığı Arşivi A. 5-3, D. 80, F. 1-692-695’te kayıtlı olup M. Rauf İnan tarafından kopya edilen otantik belgeden aktarıldığını belirtmektedir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-8460546372257336426?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/8460546372257336426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/leopaldine-konig-adl-genc-kzn-ataturk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8460546372257336426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8460546372257336426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/leopaldine-konig-adl-genc-kzn-ataturk.html' title='Leopaldine König adlı genç kızın, Atatürk ve Türk zaferi üzerine bestelediği marşın notalarını, I. Dünya savaşında yenik düşen Avusturya’nın içinde bu'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-9047795273788607871</id><published>2009-04-02T04:26:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:26:35.973-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün Bakanlar Kurulunun Görev Ve Yetkisini Belirten Kanun Teklifi Münasebetiyle 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmadan</title><content type='html'>Atatürk’ün Bakanlar Kurulunun Görev Ve Yetkisini Belirten Kanun Teklifi Münasebetiyle 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler! Bu gerekçe dikkatle incelenirse, bazı noktaların cidden özel bir zihniyetin bileşkesi olduğunu görürüz. Bu ifadenin, bir noktasını alıyorum: Bunu yapan encümen üyesi arasında vuku bulan ilk tartışmalarda Bakanlar Kurulunun bağlı olduğu hükümetin şekil ve konumunun açıklanması ve devletin yüce kuvvetlerinin buna göre dağıtılması düşünülmüştür. Aralıksız tartışmalardan sonra bu noktayı halledemeyerek karanlık bırakmışlardır. Gerçek böyle midir, efendiler? Varlığınız muğlâk mıdır, şüpheli midir, efendiler (hayır sesleri) Haşa! Şeklinizin yasallığı ve meşruluğu karanlık mıdır efendiler? Bunu söylemek için cesaret lâzımdır efendiler. Bu, kesinlikle reddedilmelidir, gerçekten reddedilmelidir efendiler. Bunu nasıl söyler bir arkadaş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti vardır, meşrudur ve yasaldır. Bunu bütün ulusumuz tanımıştır. Ve bütün dünya tanımıştır! (alkışlar) İşte böyle bütün dünyaca tanınmak övüncüne sahip olan yüce hükümetiniz birçok uygar hükümetle siyasi ilişkilere girişmiştir. Esaslı sözleşmeler, siyasi anlaşmalar yapmıştır. Sizin yerinize imza eden kişinin imzasını ebediyyen geçerli tutmaya söz vermiştir (alkışlar). Şekli, konumu, niteliği bilinmeyen bir hükümet karşısına hangi uygar devlet geçer efendiler? Hangi uygar devlet onların sözüne güvenir efendiler? Halbuki bu olmuştur! Tarihe geçmiştir! Ve daima kalacaktır! (İnşallah sesleri) Efendiler, gerçekten var olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin şekli ve konumu, niteliği, yasal, bilimsel ve gerçek olarak, açık bir şeydir. Fakat böyle olmakla beraber, mademki bu bir belgedir ve cihanda okunmuştur ve bundan doğan birtakım fikirler vardır; o halde bütün bunları söylemek gerekir! Efendim içinizde yasa adamı çoktur! Sorarım, bir hükümetin oluşması için gereken eylem nedir? İzninizle ben tekrar edeyim; bu eylem, yasa yapmak ve yasayı uygulamaktan oluşmuş bir karma eylemdir! Egemenlik işte bu eylemlerden birincisini kullanarak yasayı yapar, yani “hükümet şekli böyle olacaktır” der. İşte o, bir yasadır. Egemenliğin bu ifadesi bir yasadır. İnsanlar, işte bu yasaya göre kabul edilen hükümeti yönetecek kişileri seçer. İkinci eylem bir yasa değildir. Fakat yasanın doğal sonucu, hükümetin görevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, bu gerçeği kendi şeklimize uygulayalım: Bu hükümet nasıl oluşmuştur? Pekâlâ biliyorsunuz ki ulusal egemenliğimiz, kendini tehdit eden engelleri kaldırdıktan sonra gerçekleşti. Bunun gerçekleşmesiyle bu kuvvetin, bu egemenliğin gerçek sahibi olan ulusumuz ve bu ulusu oluşturan bireylerin her biri kendi kendine, kalbinden ve vicdanından, nasıl yönetilmek gerektiğini düşündü. Ve düşünür. Daima böyledir. Asıl ve gerçek yasa işte böyle yasalara denir efendiler! O zaman ulusa, “kayıtsız şartsız egemenliğinizi ve iradenizi elinizde tutmanız gerek ve bunun için sizi temsil edecek kişileri bir araya getirerek bir meclis toplayınız ve bu meclis kayıtsız şartsız ülke ve ulus çıkarına, görevine el koyacaktır” dendi. Ulus bu öneriye, fiilen cevap vermekle o öneriyi kabul etti ve onayladı. Gerçekten yüce meclisinizi oluşturan üyelerin her biri bu saydığım görevlerle buraya geldi. Ve hükümet kuruldu. Hükümet yüce heyetinizdir ve yüce heyetiniz bütün kuvvetleri kayıtsız şartsız bizzat kullanır. Yüce heyetiniz toplandıktan sonra ulusun size vermiş olduğu görevi ve bundan dolayı varlık nedeninizi, görevinizin niteliğini bir defa daha düşününüz. Hepinizin hatırlarsınız ki, zannederim ikinci toplanmamızda üç dakika devam eden alkışlar arasında, oybirliğiyle kabul ettiğiniz esaslar bunlardı! O halde şekil ve niteliğimiz vardır, yasaya ve İslâm’a tamamen uygundur. Bunun şekli yoktur, konumu yoktur, şüphelidir demek elbette uygun olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat belki arkadaşlarımızdan bazılarıyla mazbata muharriri beyefendinin söylemek istediği başka bir şeydir. Yani: “Bu hükümet demokrat bir hükümet midir, sosyalist bir hükümet midir, yani şimdiye kadar okuduğumuz kitaplarda ismi zikredilen hükümetlerden hangisidir?” buyurdular! Efendiler bizim hükümetimiz demokratik bir hükümet değildir, sosyalist bir hükümet değildir. Ve gerçekten kitaplarda var olan hükümetlerin, bilimsel niteliği bakımından, hiçbirine benzemeyen bir hükümettir. Fakat ulusal egemenliği, ulusal iradeyi gerçekleştiren bir hükümettir, bu nitelikte bir hükümettir! Bilimsel açıdan bizim hükümetimizi ifade etmek gerekirse “halk hükümeti” deriz. Anayasamızın birinciden dördüncüye kadar olan maddeleri hükümetin ne olduğunu, kimin tarafından yönetildiğini, yöneten heyetin kuvvet ve görevini düzenlemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat sistem bakımından dahi düşündüğümüz zaman, biz hayatını, bağımsızlığını kurtarmak için çalışan, zavallı bir halkız! Niteliğimizi bilelim. Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız! Bundan dolayı her birimizin hakkı vardır. Görevi vardır. Fakat çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve hayatını çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim topluluğumuzda yeri yoktur, hakkı yoktur! (alkışlar) O halde ifade ediniz efendiler! Halkçılık, toplumsal düzenini, çalışmasına, hukukuna dayandırmak isteyen bir sistemdir. Efendiler! Biz bu hakkımızı ve bağımsızlığımızı koruyabilmek için hepimizi, ulusumuzu mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı ulusal savaşımı doğru bulan insanlarız. Bundan dolayı bu ve bu gibi açıklamalarla hükümetimizin dayandığı esasın, toplumsal bilimlere dayanan bir esas olduğunu açıkça görürüz! Fakat ne yapalım ki demokrasiye benzemiyormuş, sosyalizme benzemiyormuş, hiçbir şeye benzemiyormuş! Efendiler biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz! Çünkü biz bize benziyoruz efendiler (alkışlar)!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Efendiler! Yüce meclisiniz böyle bir karardan çok önce, diğer bir karar almıştır. Onu bazı nedenlerle ve özellikle mazbata muharriri bey kendileri ifade buyurdular ki: “Hilâfet makamı ve saltanatı işgal eden kişiler her türlü cebir ve tehditten uzak olarak kendilerini ulusun samimi kucağında gördüğü gün, yalnız ve ancak yüce heyetinizin belirleyeceği esaslar dairesinde meşru konumunu alacaktır” ifadesinden ibarettir. Elbette yüce heyetiniz bu kararı aldıktan sonra efendiler, bu eski kitabın baş tarafındaki hukuku ifade eder diye söz konusu olan bu maddelerin tartışmadan kesinlikle uzak olduğunu söylemek gerekir. Ve bunun aynen kalmasını ifade etmek doğru bir şey değildir. Bu, sizin kararınıza aykırıdır. Her halde efendiler, bu maddeler, yüce heyetiniz tarafından zamanında dikkatle tartışılacak ve gereken şekil ve sureti bulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız beyefendi hazretleri bu hatayı düzeltirken ikinci bir noktaya değindiler ki, başlı başına o nokta dahi söz konusu edilmeye değer. Efendiler, mazbata muharriri beyefendi bu yazıları buraya yazmak ve bu görüşü belirtmek için bir duygunun etkisinde olduklarını itiraf ettiler. Ve bu görüşleri de, bugün gördüm, gazete sütunlarına geçmiş ve dünyaya malûm olmuştur. Bu noktayı iki yönden değerlendireceğim: Bir defa mazbata muharriri beyefendi bu eserin birtakım duyguların etkisinde yapılmış olduğunu söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, uzmanlarca iyi bilinir ki, yasa koyan insanlar birtakım seçkin niteliklere sahip olmak zorundadır. O niteliklerden birincisi şudur efendiler: Yasa öneren, yasa yapan, bir insan, insanlığın bütün duyguları, bütün hırslarının herkesten daha çok bilincindedir. Fakat nefsini herkesten fazla ve tamamen, bunlardan soyutlamak yeteneğine sahip olmalıdır (alkışlar). Bu seçkin niteliklere sahip olamayan insanlar toplum için yasa yapmak hak ve görevinden yasaklanmıştır. Efendiler! Yasalar duygulara dayanarak yapılamaz. Yalnız bu sebepten dolayı duygulara bağlanan bu eserin yüce meclisinizce dikkate alınmaması ve söz konusu olmaması lâzım gelse yeri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Seydülkavmi hâdimihüm” buyurmuşlardır. Ulusa efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu ulusa hizmet eden onun efendisi olur. Efendiler! İnsanlık tarihinde, dünya tarihinde Osmanlı Devletini ulusumuza dayanarak kurmuş olan değerli bir sülâleye de ulusumuz derin tarihî hatıraları ile saygı duyar. Fakat bu saygısı, kendisine efendi bulmak ve aramak için değildir. Ulus ona ancak yasal, meşru konumunu verir (alkışlar). Ve egemenliğini bizzat korur (alkışlar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mazbata Muharriri beyefendi buyurdular ki: “Bu yasayı yaparken pürüzsüz bir yürütme organı yapmak ve bunu başarabilmek için de meşrutiyet teorisine dayanmayı düşündük. Meşrutiyet teorisi demek kuvvetler ayrılığı demektir. Yargı, yasama ve yürütme kuvvetlerinin ayrılmasıdır. Meşrutiyetin varlığı bu üç kuvvetin ayrı ayrı bağımsız olarak yönetilmesine bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bundan dolayı bu üç kuvvet ayrı ayrı bağımsız olarak uygulanmalıdır. Çünkü bir hükümet oluşturabilmek için kuvvetler ayrılığı daha iyidir” buyurdular. “Zira kuvvetler ayrılığında zorbalık yoktur. Kuvvetler birliğinde zorbalık vardır”. Beyefendi sonraki beyanında maksatlarının kuvvetler ayrılığı olmayıp görev dağıtım ve bölüşümünden ibaret olduğunu ifade buyurdular. Buna göre artık bu nokta üzerinde söz söylemek gerekmeyeceği hatırdadır. Yalnız bu kadarla kalacak ise doğrudur. Fakat daha üst tarafına bakalım: Bu yasa, meşrutiyet teorisine dayandırılmıştır. Mademki meşrutiyet teorisine dayanan bir yasadır, meşrutiyet teorisinde kuvvetler ayrılığı vardır. Bunu inkâra mahal yoktur. Ve bunu yorumlamak teorinin asli unsurları arasındaki bağı ve ilgiyi kaldıramaz. Meşrutiyet teorisini koyanlar, kuvvetleri bölmekle bu çareyi bulmuşlardır. Biz ona görev dağılımı da desek teorinin kavramı aynı olur. Eğer kuvvetler ayrılığı demekten beyefendi vazgeçmişlerse o halde meşrutiyet teorisini de bertaraf etmiş olurlar. Bu nedenle bu yasanın dayanağı olan bu teori iptal edilmiş olunca bu tasarı hiçbir gerçeğe yaklaşmamış olur. Ve hiç bir gerçeğe dayanmayan bir yasa da olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekte efendiler, tabiatte efendiler, âlemde efendiler kuvvetlerin bölüşümü yoktur. Yani ulusal irade ile ifade ettiğimiz kuvvette, kuvvetler bölüşümü yoktur. Bunu, izin verirseniz açıklamak için, hükümet ve yönetim kelimelerine dayanacağım. Uzun uzadıya açmayacağım; yalnız şu noktaya dikkatinizi çekeceğim ki hükümet denilen kavram, yönetim denilen şeyden daha az önemli ve daha az bağımsızdır. Ne kadar kargaşa çıkmış ise o kargaşa esnasında hükümet düşürülmüştür. Fakat yönetim devam etmiştir. Bir gün bile durmamıştır. Ve hükümet daima çeşitli şekiller almıştır. Bunu gören ve bunu inceleyen birtakım dâhiler daha o zamanlar bu hükümet denilen şeklin özellikle başına geçmiş olan şahsın bir keyfi veya miskin bir kuvvet olduğuna göre, büsbütün işe yaramaz bir sakıncadan başka bir şey değildir demişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan esinlenerek, asıl yönetim kuvvetini kararlı bir hale koymaktan söz edilmiştir. Ve bu bahsedilen şeye de hattâ Frenkçe isim vermişlerdir. Substratum administrative... Ve bunun, insanlığın saf mutluluk ve gerçek güvenini sağlayan bir yönetim şekli olacağını tarihler kaydetmiştir. Bu noktada da fazla açıklama yapmayayım, yalnız Frenkçe söylenen sözlerin nasıl ifade etmek gerektiğini düşününüz. Bu ne demektir? Efendiler! Benim incelememe göre bu “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” demektir (alkışlar). Şimdi kuvveti incelemek istiyorum. Mademki yönetim hükümetten daha esaslı bir şeydir. Bundan dolayı onu ele alalım. Efendiler! Yönetim, bildiğiniz gibi, genel kuvvetle genel hizmetleri ifa eden bir cihazdır. Bunda üç organ görürsünüz: Kuvvet, örgüt, görev!.. İşte efendiler irade, egemenlik vesaire dediğimiz kuvvet bu kuvvettir, fakat bu kuvvetin bölüşümü kabul edip etmediğini de açıklamak için, izin verirseniz az daha geriye gideceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kuvvetin kaynağı nedir? Bilinir veya bilinmek gerekir ki -çünkü bu noktada inanç, görüşler ve bilimsel yaklaşımlar farklıdır- insanlar zorunlu olarak toplumsal yeteneği olan yaratıklardır. İnsanlar zorunlu olarak beraber yaşamak ihtiyacında yaratılmıştır. Bundan dolayı, beraber yaşamakta olan insanlar bir toplum oluşturur ki bu toplum kendisini oluşturan kişilerin kuvvetlerinin toplamıdır. Ve işte irade, egemenlik denilen kuvvet bu kuvvetten ibarettir; işte bu kuvvet toplumun kuvvetidir; ve bu kuvvet toplumu oluşturan her ferdin ayrı ayrı kuvvetinin üstündedir. Belki bu ifademden bu kuvvetlerin maddi bir şey olacağı zannedilir! Kuvvetleri toplayarak bir bileşke bulmuş oldum. Evet isterseniz maddi telâkki edin; fakat bu maddiyetin içinde mânevi bir kuvvet vardır. Efendiler, bunu da açıklayayım. Bir toplumun içinde beraber yaşamak zorunluluğundan dolayı ortak bir toplum duygusu vardır. Mânevi olan bu duygu, bir kuvvet oluşturur. İşte bu ortak manevi kuvvet demin açıkladığım gibi o kuvvetle beraberdir, ayrı bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler! Bu kuvvet zamanla ve insanların ilerlemesiyle yükselir, ve ulusal irade, ulusal egemenlik bu kuvvetten ibarettir. Efendiler, işte hükümet kavramı bu kuvvetin derecesinden çıkar! Şimdi sorarım efendiler, bu kuvvet ayrılabilir mi ve devredilebilir mi? Buna verilecek cevaplar evettir. Bu kuvvet bölünebilir. gerçekten bir toplumu oluşturan bireylerin kuvvetlerinin bileşkesi olan bir kuvveti bölmek istediğimiz zaman o toplumu oluşturan insanları parçalamak gerekir ki, bir kuvvet bileşkesi olan bir toplumu parçalamadan, dağıtmadan onların kuvvetini dağıtmanın imkânı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kuvvet devredilebilir mi? Efendiler, evet devredilebilir. Fakat bunun için o kuvvetin sahibi olan toplumun felç edilmesi şarttır. Ve tembelliği kabul etmesi şarttır. Kuvvetini herhangi bir yere veren, kuvvet kullanmayan bir birey, felçli bir organdır. O halde böyle dememek lâzımdır. Bir siyasi varlığı oluşturan toplumun toplanma bilinci olan bu kuvvet, ulusal irade ve egemenliği denilen bu kuvveti devretmek doğru mudur? Doğrudur. Halbuki, toplum bir siyasi varlığa dönüştükten sonra ise bu mümkün değildir. Mümkün olması, siyasi varlığın dağılmasına bağlıdır. Efendiler! Ulusal irade, ulusal egemenlik denilen kuvvetin bölünemez ve ayrılamaz olduğu açıkça anlaşılıyor. Şunu da ilâve edeyim ki; bütün yasa koyucular, bütün bilim adamları bu teoriyi kanıtlamışlardır. Bir toplumun kuvvetinin kaynağı kendisidir, bir toplumun bu kuvvetinin kullanılacağı yer de, o toplumun kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki, ne yazık ki efendiler, bendenizce eski denilmesi gereken kitaplarda bu kuvvetler ayrılığı vardır. Efendiler! Ben size şimdi ispat edeceğim ki; meşrutiyet gayri tabiî, yasa dışı ve gayri meşrudur. Dünyada hükümet için, meşru yalnız ve tek bir esas vardır. O da danışmaktan ibarettir. Hükümet için esas şart, ilk şart yalnız ve yalnız danışmaktır efendiler (sürekli alkışlar)!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler, meşrutiyet teorisini bulan filozoflar gerçekten kuvveti bağımsız üç parçaya ayırırlar. Her birinin bağımsız hareket etmesini arzu ederler, bunu sağlamaya çalışırlar. Bu kuvvetlerin ismine de yürütme, yasama ve yargı kuvveti derler. Bunların arasındaki denge ve ilişkiyi düşündükleri zaman derler ki: “Yasama kuvveti, yasa yapan bir kuvvettir. Bütün yasaları o yapar. Hükümetin varlığı ancak yasamanın yaptığı yasaların içinde, o yasalarla var olduğundan dolayı yasama kuvveti yürütme kuvvetinin üzerindedir". Yalnız burada bir kelime daha ekleyeyim. Meşrutiyette ulusal egemenlik yasama meclisinde tecelli ettiriliyor, halbuki efendiler, ulusal egemenlik yasama kuvvetinde değil bu kuvvetin üzerinde tecelli eder. O ise yürütme kuvvetine aittir. Yürütme kuvvetini ele alalım; yasamanın yaptığı yasaları, özellikle kişiler hukukunda, bağımsız olarak, hiçbir tarafın müdahalesi olmaksızın uygulayacak kuvvet, yargıdır. Şimdi ufak bir noktayı hep beraber hatırlayalım: Yargının, yasamanın yaptığı yasayı uygulayabilmek için, filân insanı çağırmak ve onu cezalandırmak için elindeki vasıta nedir? Polis ve jandarma değil mi efendiler? Polis ve jandarma ise yürütmedir. O halde yargının dayanak noktası yürütmedir. Yürütme, yargıya yardımcı olmaktan vazgeçsin, yargı faydasızdır, iş göremez, yoktur. Böyle bir kuvvetin bağımsızlığı nerededir? Rica ederim böyle bir kuvvet nasıl bağımsız olabilir. Gelelim yasamaya; gerçek halde yasama yasa yapar, fakat yine de, yaptığı yasanın uygulanmasını sağlayamaz. Halbuki efendiler, her şey yasa yapmaktan ibaret değildir. Aksine her şey o yasaları uygulamak ve uygulatmaktan ibarettir. Fazla ayrıntı vermeyeyim dünyada tarihi gerçek, evrensel gerçek olarak söylüyorum, bilimsel gerçek olmak üzere söylüyorum; uygulayan, karar verenden daima daha kuvvetlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, İstanbul, 1945, C.I, s. 182)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-9047795273788607871?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/9047795273788607871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-bakanlar-kurulunun-gorev-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/9047795273788607871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/9047795273788607871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-bakanlar-kurulunun-gorev-ve.html' title='Atatürk’ün Bakanlar Kurulunun Görev Ve Yetkisini Belirten Kanun Teklifi Münasebetiyle 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmadan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1979889393430410709</id><published>2009-04-02T04:25:00.004-07:00</published><updated>2009-04-02T04:26:15.294-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, Kazım Karabekir’e 25 Temmuz 1921’de yazdığı telgraf</title><content type='html'>Atatürk’ün, Kazım Karabekir’e 25 Temmuz 1921’de yazdığı telgraf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“...Anayasanın yapılmasında acele sayılan hareket tarzının gerekçesi, bütün dünyada ve memleketimizde hissedilen halkçılık cereyanını esaslı şekilde üzerinde tesbit ile bu konudan başka, karışıklığa da yer verilmemek, aynı zamanda asırlardan beri devamlı olarak ehil olmayanlar elinde kötüye kullanılan milli hukuku korumak için bu hukukun esas sahibi olan millete de söz hakkı tanımak ve bu yüksek fikrin gelişmesi için bugünkü mevcut şartlardan yararlanmaktır. Kanunun uygulanabilmesini ölçmek için de, bu işle uğraşmaya fırsat bulacakların azimlerini ve yönetme yeteneklerini değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin başında İslâm Halifesi olacak ve bir hükümdar Sultan bulunacaktır. Söz konusu olan mesele, hükümdarın hukuku olup, bunun belirlenmesi ve sınırlandırılması için son bir kaç yüzyılın tecrübeleri ve devlet kavramındaki millet hukukunun gerçek anlamı etkili olmalıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kâzım Karabekir; İstiklâl Harbimiz, İstanbul, 1988; s. 938; Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannâmeleri, Ankara 1991, s. 408 ve devamı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1979889393430410709?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1979889393430410709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-kazm-karabekire-25-temmuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1979889393430410709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1979889393430410709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-kazm-karabekire-25-temmuz.html' title='Atatürk’ün, Kazım Karabekir’e 25 Temmuz 1921’de yazdığı telgraf'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-4911921726173552606</id><published>2009-04-02T04:25:00.003-07:00</published><updated>2009-04-02T04:25:55.440-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün 6 Temmuz 1921’de, İtilâf Kuvvetleri Başkomutanı General Harrington’ın mektubuna verdiği cevap</title><content type='html'>Atatürk’ün 6 Temmuz 1921’de, İtilâf Kuvvetleri Başkomutanı General Harrington’ın mektubuna verdiği cevap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zonguldak’a göndermiş olduğunuz mektubun tercümesini, bugün Ankara’ya bildirdiler. Aramızda yapılacak görüşmelerin bir yanlış anlama temeline dayandırılmaması için aşağıdaki noktalara dikkatinizi çekmeye mecburum. 13 Haziran tarihinde Binbaşı Henry ve arkadaşları İnebolu’ya gelerek, zatı âlilerinin, Binbaşı Henry aracılığı ile Refet Paşa’ya teklif edilmiş olan esaslar üzerinde benimle görüşmek istediğinizi bildirmişlerdir. Nitekim, bu noktalar Binbaşı Henry tarafından size yazılan ve imzalı bir sureti de bize bırakılmış olan mektupta bildirilmiştir. Aramızda doğrudan doğruya yapılan haberleşmenin başlangıcı bundan ibarettir. Milli isteklerimiz sizce bilinmektedir. Milli topraklarımızın düşmanlardan tamamıyla kurtarılması, milli sınırlarımız içinde siyasi, mali, iktisadi, adli ve kültürel alanlarda tam bağımsızlık ilkesi kabul edildiği takdirde, görüşmelere başlamaya hazır olduğumuzu bildiririm. Size, Binbaşı Henry tarafından açıklanan sebepler dolayısıyla, görüşmelerin, sizin çok iyi karşılanacağınız İnebolu kasabasında ve karada yapılması bizce uygun görülmüştür. Bu noktalarda aramızda görüş birliği olup olmadığını belirtecek cevabınızı bekliyorum. Yüksek maksadınız, sadece durum hakkında bilgi almak ise, bunun için arkadaşlarımızdan birini görevlendirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Nutuk, Kemal Atatürk, Bugünkü dille yayına hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 1995; s. 436)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-4911921726173552606?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/4911921726173552606/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-6-temmuz-1921de-itilaf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4911921726173552606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/4911921726173552606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-6-temmuz-1921de-itilaf.html' title='Atatürk’ün 6 Temmuz 1921’de, İtilâf Kuvvetleri Başkomutanı General Harrington’ın mektubuna verdiği cevap'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-2022786355315025293</id><published>2009-04-02T04:25:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:25:30.754-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün 1 Mart 1921, TBMM 1. Dönem 2. Yasama Yılı Açış konuşması</title><content type='html'>Atatürk’ün 1 Mart 1921, TBMM 1. Dönem 2. Yasama Yılı Açış konuşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, 1 Mart 1921 tarihinde TBMM’nin 1. Dönem 2. Yasama Yılı Açış konuşmasında, dış ve iç olayları özet olarak hatırlattıktan sonra, hukuk alanındaki gelişmelere değinmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadelenin önemini anlayan milletimiz bütün gücü ile büyük bir çaba göstermiş, memleketin bütün parasal ihtiyacını sağlayacak ümit vaat eden fikirleri sunmuşlardır. Milli işlerde, ülkemizde önemli bir olay böylece çözümlenmiş, az çok denk bir bütçe hazırlanması başarılmıştır. Ülkemizde iktisadi konuların nitelik ve önemi bilinememekle birlikte, yüce Meclisiniz ülkenin gelir kaynaklarına sahip olması için prensipler koymuştur. Ateşkesten sonra, yabancılar gelir kaynaklarımıza tümüyle el koymak için girişimlerde bulundular, İstanbul’daki zorbaların sözlerine dayanarak, maden aramak için gerekli izin belgelerinin verilmesini yasakladılar. Biz, memleketin bütün varlık kaynaklarına sahip olarak ihracat ve ithalât arasındaki dengenin sağlanması ve üretimin gideceği yere kolayca ulaşması için, yolların düzeltilmesini ve ulaşıma açık tutulmasını sağlamaya çalıştık. Milli eğitim, genel sağlık, nüfus ve kalkınma yönlerinde pek göze görünür sonuçlar henüz alınamadı. Ancak, bu konularda iyi sonuçların açık bir şekilde görülebilmesi için ortam, süre, araç ve çok sayıda paraya ihtiyaç olduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte, ülkenin ve milletin en gerekli ihtiyaçlarının sağlanması yolları araştırılmakta ve incelenmekte olup, yakın bir gelecekte memnuniyet verici bir sonuç elde edilebilmesi için bir ortam yaratılmasına çalışılmaktadır. Yüce Meclisin kurduğu istiklâl mahkemeleri sayesinde, süratli ve adaletli bir biçimde birçok kötü tutumlara son verilmiştir. Bu gün memleket, medeni kanunlarla ve sabit mahkemelerin kurulmasıyla asayişe hükmeden bir duruma getirilmiştir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı konuşmadan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler, Komisyonlara çeşitli olaylarla ilgili kanunları da içeren 703 iş yollanmıştır. Bunlardan 422’si komisyonlardan çıkmıştır. 281’i yeni yıla devredilmiştir. Bundan başka, yüce heyetinizin ilgilendiği olayları izlemeniz sonucu önemli bulunan konularda ayrıca 111 adet önerge verilmiş ve bunlar Bakanlar Kuruluna havale olunmuştur. Bunların, yürütme işlerini izlerken gösterilen dikkati ispat etmesi nedeniyle olağanüstü önemi vardır. 122 önerge ile Bakanlar Kurulunun sorular sorulmuş ve gensoruda bulunulmuştur. Arkadaşlar, yüce heyetinizin bu Meclisle ilgili olan bu çalışmalarından başka doğrudan doğruya şerefli arkadaşlarımızdan birçokları yüce meclisiniz adına devlet görevlerine de fiilen katılarak vatan görevlerini yerine getirmeye çalışmışlardır. Kısaca özetlemek gerekirse, arkadaşlarımızdan bir kısmı elçiliklere atanmışlardır; bir kısmı doğuda ve batıda heyetlerde delege olarak en önemli siyasi konular ile uğraşmışlardır. Ve yine arkadaşlarımızdan bir çokları orduların, kolorduların, birliklerin, kıtaların başında olarak düşmanlarla çarpışmışlardır ve çarpışıyorlar. Ve yine seçkin arkadaşlarımızdan bir kısmı er olarak cephelere gitmiş olan askeri kıtaların içinde düşmanlarla savaşmışlardır. Arkadaşlarımızdan bir kısmı da istiklâl mahkemelerinde adliye işleri ile uğramıştır. Yine bir kısım arkadaşlarımız memleket içinde önemli hükümet olaylarının soruşturulması için görevlendirilmişlerdir. Pek çok arkadaşlarımız millete doğru yolu göstermek ve aydınlatmak için yorucu geziler yapmışlardır. Çoğu kez ordu cephelerini isteklendirme ve gayretlendirme için dolaşmışlardır. Doktor olan arkadaşlarımız savaş meydanlarında yer almış olan askerlerimizin tedavilerini hemen acil olarak yapmışlardır. Üyelikle memurluğun aynı anda yapılmasına kanunen sakınca bulunmadığı zamanlarda da birçok arkadaşımız valiliklerde, mutasarrıflıklarda, kaymakamlıklarda bunun gibi adli ve mülki memuriyetlerde bulunmak suretiyle, Devletin işlerine katılmışlardır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Millet Meclisi Tutanak Dergisi . 1, C. 9, s. 2)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-2022786355315025293?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/2022786355315025293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-1-mart-1921-tbmm-1-donem-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2022786355315025293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2022786355315025293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-1-mart-1921-tbmm-1-donem-2.html' title='Atatürk’ün 1 Mart 1921, TBMM 1. Dönem 2. Yasama Yılı Açış konuşması'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-806832551770997403</id><published>2009-04-02T04:24:00.004-07:00</published><updated>2009-04-02T04:25:11.599-07:00</updated><title type='text'>Sadrazam Tevfik Paşanın, Londra’da toplanacak konferansa “kendilerine Ankara’ca yetki verilmiş olan delegelerin” de katılması için yazdığı telgrafa, A</title><content type='html'>Sadrazam Tevfik Paşanın, Londra’da toplanacak konferansa “kendilerine Ankara’ca yetki verilmiş olan delegelerin” de katılması için yazdığı telgrafa, Atatürk’ün, 28.1.1921 tarihinde verdiği cevap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İstanbul'da Tevfik Paşa Hazretlerine,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli iradeye dayanarak Türkiye'nin mukadderatını elinde tutan meşru ve müstakil tek hakim kuvvet, Ankara'da, sürekli olarak toplanan, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Türkiye ile ilgili bütün meselelerin çözümünde ve her türlü dış ilişkilerde başvurulacak tek yer, yalnız bu Meclis'in hükümetidir. İstanbul’daki herhangi bir heyetin, hiçbir bakımdan meşru ve hukuki bir durumu yoktur. Bundan dolayı, böyle bir heyetin kendine hükümet adını vermiş olması, milletin hâkimiyet haklarına açıkça aykırıdır ve bu ad altında memleket ve milletin hayatı ile ilgili konularda, dışarıya karşı kendini muhatap göstermesi uygun görülemez. Heyetinize düşen vatan ve vicdan görevi, derhal gerçeğe ve duruma uyarak, millet ve memleket adına meşru ve muhatap hükümetin Ankara'da olduğunu kabul ve ilân etmektir. Millet ve memleketimiz adına meşru yetkiye sahip hükümetin Ankara'da olduğunun İtilâf Devletleri'nce anlaşılmış olduğu şüphesiz bulunduğu halde, adı geçen devletlerin bu görüşlerini açıkça belirtmekte gecikmeleri, İstanbul’da aracı bir heyetin varlığının kendileri için yararlı olabileceğini sanmaktan ileri gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, barış ve güvenliği büyük bir ciddiyet ve samimiyetle arzu ettiğini ve yalnız millî haklarının tanınmasını istemekten ibaret olan şartlarını defalarca ilân etmiş; bu hakların onaylanması halinde, teklif edilecek görüşmeleri kabule hazır olduğunu bildirmiştir. İtilâf Devletleri, Londra'da toplayacakları konferansta, Doğu meselesini hak ve adalet ölçüleri çerçevesinde çözmeye karar vermişlerse, davetlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine doğrudan doğruya yapmalıdırlar. Yukarıdaki şartlara uygun olarak yapılacak davetin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından iyi karşılanacağını tekrar bildiririz. Saat 00.30.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını; Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara 1995, s. 378; 1927 baskısında s. 345)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-806832551770997403?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/806832551770997403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sadrazam-tevfik-pasann-londrada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/806832551770997403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/806832551770997403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sadrazam-tevfik-pasann-londrada.html' title='Sadrazam Tevfik Paşanın, Londra’da toplanacak konferansa “kendilerine Ankara’ca yetki verilmiş olan delegelerin” de katılması için yazdığı telgrafa, A'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-763619935521206654</id><published>2009-04-02T04:24:00.003-07:00</published><updated>2009-04-02T04:24:51.229-07:00</updated><title type='text'>Batı Cephesi, Birinci Gezgin Kuvvetler Komutanı Çerkez Ethem ve Kardeşi Tevfik’in Hareketleri Hakkında, 8 Ocak 1921 Tarihinde Meclis’teki Konuşmasında</title><content type='html'>Batı Cephesi, Birinci Gezgin Kuvvetler Komutanı Çerkez Ethem ve Kardeşi Tevfik’in Hareketleri Hakkında, 8 Ocak 1921 Tarihinde Meclis’teki Konuşmasından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…Yalnız şurasını arz edeyim ki, bu adamlar, Ethem ve Tevfik, bir aydan beri, iki aydan beri, uygulamaya geçirmek istedikleri emel peşinde bizi ve orduyu dahi biraz meşgul etmişlerdir. Bu meşguliyetler yüzünden, memleket ve millet hesabına çok büyük kayıplar olmuştur, çok fırsatlar kaybedilmiştir. İnşallah bundan sonra o fırsatları telâfi ederiz. (inşallah sesleri) Efendiler, amacımız meşrudur, başarıya olan inancımız sarsılmaz ve sapasağlamdır. Bu nedenle, içteki ve dıştaki düşmanlarımız ister çok, ister az olsun, girişimleri ne kadar yaygın olursa olsun, kesin başarı, son başarı, meşru bir amaç izleyenlerde kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, AAM yayını, Ankara, 1989; C. I, s. 138- 147)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-763619935521206654?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/763619935521206654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/bat-cephesi-birinci-gezgin-kuvvetler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/763619935521206654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/763619935521206654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/bat-cephesi-birinci-gezgin-kuvvetler.html' title='Batı Cephesi, Birinci Gezgin Kuvvetler Komutanı Çerkez Ethem ve Kardeşi Tevfik’in Hareketleri Hakkında, 8 Ocak 1921 Tarihinde Meclis’teki Konuşmasında'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-8809077409898986842</id><published>2009-04-02T04:24:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:24:35.317-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, 25 Eylül 1920 tarihinde, TBMM’de yapılan gizli oturumda, Sovyetler Birliğinin yardım önerisi üzerine yaptığı açıklamadan</title><content type='html'>Atatürk’ün, 25 Eylül 1920 tarihinde, TBMM’de yapılan gizli oturumda, Sovyetler Birliğinin yardım önerisi üzerine yaptığı açıklamadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA KEMAL PAŞA HAZRETLERİ -...Yalnız istediğiniz siyaseti anlayalım, demişlerdir. İstediğiniz adamlarla görüşebilirsiniz ve istediğiniz siyaseti takipte serbestsiniz, demişlerdir. Para veriyoruz, silâh veriyoruz, cephane veriyoruz. İlkbahara kadar fırkalar vaat ediyoruz. Hiç olmazsa bizi siyasetinizden haberdar ediniz dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VEHBİ B, (Karesi) - Bir noktayı istirham edeceğim. Bendeniz demek istiyorum ki yalnız bize para, mühimmat, levazım göndersinler. Başka bir şey istemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA KEMAL PAŞA HAZRETLERİ (Devamla) - Efendiler; her şeyde olduğu gibi belki ahlâkiyat noktai nazarından da kuvvet nazarı dikkate alınmalıdır. Arkadaşlıkta ve kardaşlıkta dahi kuvvet dengesini nazarı dikkate almak lâzımdır. Zayıf olan güçlü olanın mutlaka mahkûmudur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık, adalet, bütün prensipler, kurallar ikinci derecede kalır. Her şeyden evvel kuvvettir. Binaenaleyh bizim kurtuluşumuz için bize vuku bulacak yardımlar gayemizi ihlâl etmeyen, ki bağımsızlığın korunması için kendi kuvvetimize dayandığımızı ispat etmektir. Bize yardım etmek için gelecek kuvvetler bizi yutacak kadar olursa yutar. Bu sebeple vekilleriniz gayet dikkatli ve vesveseli; bu ciheti nazarı dikkatte tutmaktadırlar. Evet, bizim için hakikaten kuvvet, insan kaynağımız vardır. Daha fazla silâh; cephane paramız olursa kuvvetimizin iki üç mislini daha ikmal edebiliriz. Hariçten kuvvet gelmesine ihtiyacımız olmayabilir. Hatta ecnebî denilebilecek kuvvetin gelmesine o kadar lüzum yoktur. Meselâ Azerbaycan bağımsızlığını tam manasiyle istihsal ve istirdat etmiştir, İslâm’dır ve bize cidden kalbî ve vicdanî rabıtalarla merbuttur. Zaten ittifak yapacağız. Bizim için faydalıdır. Bizi yutmak isteseler de biz onları yutarız. Faraza Kafkasya’da İslâm kuvveti kendiliğinden teşekkül etmiş. Meselâ İslâm kuvveti olarak bir fırka veya iki fırka süvari gelirse makbule geçer. Bir defa İslâm’dırlar, yutmak istemezler. Bu cihet çok düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(TBMM Gizli Celse Zabıtları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1985, C.I, s. 135 ve devamı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-8809077409898986842?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/8809077409898986842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-25-eylul-1920-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8809077409898986842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8809077409898986842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-25-eylul-1920-tarihinde.html' title='Atatürk’ün, 25 Eylül 1920 tarihinde, TBMM’de yapılan gizli oturumda, Sovyetler Birliğinin yardım önerisi üzerine yaptığı açıklamadan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-7880034116461447010</id><published>2009-04-02T04:23:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:24:16.318-07:00</updated><title type='text'>Milli mücadelede bir an önce başarılı olmak için subaylardan kıtalar oluşturulması, milletvekillerinin gönüllü kuvvetler oluşturmaları ve subayların y</title><content type='html'>Milli mücadelede bir an önce başarılı olmak için subaylardan kıtalar oluşturulması, milletvekillerinin gönüllü kuvvetler oluşturmaları ve subayların yanlarındaki hizmet erlerinin alınması hakkındaki önerge nedeniyle, 12 Temmuz 1920 tarihinde meclisteki konuşmasından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…Üçüncü maddeye geçiyorum: Bu üçüncü madde, tamamı itibariyle, hepimizi ilgilendiren bir maddedir. İmza sahibi arkadaşlarımız, hepimize tavsiye ediyorlar ve diyorlar ki: Vatan savunmasının gerektirdiği işleri, öncelikle dikkate alalım ve bütün çalışmamızı buna yöneltelim ve pek çok kanunî şeylerle uğraşmayalım. Bu tavsiyeye ben, özellikle teşekkürlerimi sunarım. Yalnız bu sözlerimiz, uygulamada da görünmelidir. Fakat, üzüntüyle görüyorum ki, bu durum, uygulamada fiilen görünmüyor; o kadar görünmüyor ki, Refik Bey kardeşimizin izinleriyle belirtmek istiyorum, bu önergenin başında, elinde İç Tüzük maddesi olduğu halde meseleyi çözmeye girişmişlerdi. Demek oluyor ki, bazı konularda kanun hükümlerinin dışına çıkamayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, AAM yayını, Ankara, 1989; C. I, s. 86 ve devamı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-7880034116461447010?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/7880034116461447010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/milli-mucadelede-bir-once-basarl-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/7880034116461447010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/7880034116461447010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/milli-mucadelede-bir-once-basarl-olmak.html' title='Milli mücadelede bir an önce başarılı olmak için subaylardan kıtalar oluşturulması, milletvekillerinin gönüllü kuvvetler oluşturmaları ve subayların y'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-661840437986446473</id><published>2009-04-02T04:23:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:23:51.088-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün 24 Nisan 1920 tarihinde, Mütarekeden Meclisin açılmasına kadar geçen zaman içindeki siyasi olaylar hakkında Meclisteki konuşması</title><content type='html'>Atatürk’ün 24 Nisan 1920 tarihinde, Mütarekeden Meclisin açılmasına kadar geçen zaman içindeki siyasi olaylar hakkında Meclisteki konuşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk bu konuşmasında, ülkenin içinde bulunduğu durumu ve o güne kadar meydana gelen gelişmeleri anlatmış ve, Dahiliye Nâzırı Ali Kemal Bey’in, Mustafa Kemal’in Ordu Müfettişliği görevinden alındığına dair gizli genelgesi üzerine bütün il, sancak ve ilçelere,kolordulara, İkinci Ordu Müfettişliğine yazdığı telgrafı okumuştur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Padişahın istemesi ve devletin uygun görmesiyle kurulmuş olan 3. Ordu müfettişliği görevi üzerimde oldukça gerekli bütün emirleri vermekte devam edeceğimi, bunları yerine getirmemenin, ilgili makamı tarih önünde büyük sorumluluklara sürükleyeceğini bir daha bildirmek durumundayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan başka ordu müfettişliği, devletin resmi bir işi olup, kişilerle hiçbir ilgisi olmayacağına göre bu ödevin gerektirdiği bağlanmaları ve yazışmaları korumak ve sürdürmenin bir kanun ödevi olduğunu ve bu bildirimin, Ali Kemal Bey’in genelgesinin yayıldığı bütün makamlara ulaştırılması gerektiğini ayrıca bildiririm.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, aynı konuşmada, Sadrazam Ali Rıza Paşa’ya yazılan telgrafı da aynen okumuştur. Bu telgraftan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Millet, şimdiye kadar işbaşına geçenlerin Anayasaya ve milli gayeye aykırı hareketlerinden üzüntü duydu. Bundan dolayı, meşru olan haklarını tanıtmak ve mukadderatını ehliyetli ve güvenilir ellerde görmek için kesin kararını verdi. Gereken sağlam girişimlere başladı. Düzenli bir teşkilâtı bulunan Kuvayı Milliye, milletin kesin iradesini tam olarak gösterme ve ispat etme kudretini elde etti.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı konuşmanın devamında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ali Rıza Paşa, Erzurum ve Sivas Kongrelerini bilmezden geldi. “İnceleyip bilgi edinmemiz için ilkin bu kongrelerin kararları nelerdir bildiriniz” diye yazdı. Hepinizin bildiği o bildiriyi kendilerine gönderdik. Paşanın imzasıyla yeni kabinenin bu esasları bütünüyle benimsediği bildiriliyor, bu arada bizim bazı davranışlarımız da önlenmek isteniyordu. 23 günlük kesintinin giderilmesinden ve yeni bağlar kurulmasından sonra, Millet Meclisi seçimlerine ve hükümetin işlerine karışmamamız, aradaki anlaşmanın ilk koşulu gibi ileri sürülüyordu. Bizim verdiğimiz karşılığı olduğu gibi okursam durum daha iyi açıklanmış olacaktır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yüce sadrazamlık katına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ekim 1335 tarihli telgrafınıza göre Sivas Kongresi Temsil Heyeti adına size bildirilen teklifleri bütünüyle benimsemiş olduğunuzu anlamakla sevindik. Ancak, bizim de benimsememiz istenen bazı teklifler için gerekli gördüğümüz açıklamaları sıralamamıza izninizi dileriz. Hükümetin bütün işlerinde öncelik kanunlara uymak olduğuna göre, bizim heyetimizin de bu uygulamanın hakkıyla belirlemesini sağlamak biricik amacıdır. Son zamanda meydana gelen bütün uygunsuz ve kanunsuz işlerin sebebi Ferit Paşa Kabinesi idi. Bu kabinenin düşmesiyle sizlerin doğru dürüst davranacağınız umulduğuna ve bütün o eski yanlışları ve kötülükleri gidermek ilk göreviniz olacağına göre, işinize karışmamız söz konusu olamayacaktır ki ayrıca bunu yapmayacağımıza söz vermemiz gerekli sayılabilsin. Kaldı ki derneğimizin, bugünkü kabineye kanun hükümleri içinde gereken yardımları yapabilmesi, yardım için söz verebilmesi, ilkin bu kabinenin onu tanımasına, iyi karşılamasına, onun kuruluşunu haklı ve gerekli görmüş ve bunu kesin ve açık bir dille söylemiş olmasına bağlıdır. Böyle olmadıkça, dernekle yeni kabine arasında karşılıklı güven kurulamayacak ve belki de zaman zaman anlaşmazlıklar ve ayrılıklar baş gösterebilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’la Anadolu’yu birbirinden ayırıp uzaklaştırmaya sebep olan, ne bizim heyetimizdir ne bizim delegesi olduğumuz ulustur. Sizin eski hükümetinizin Paris Barış konferansında bütünüyle doğu illerimizi özerk bir Ermenistan’a bırakmış olması, Torosları sınır alıp da iki-üç güney ilimizi sınır dışı bırakması, İstanbul’da ve bir çok ilimizde mütareke hükümlerine büsbütün aykırı işlemlere ve işgallere seyirci kalması, ulusal varlığını korumak ve kutsal haklarını savunmak için ayaklanan kongre üyelerini eşkıya, çete gibi tepelemeye kalkışması, asıl kendisi bir takım eşkıya toplayıp Sivas’taki kongreyi bastırmak için alçakça tedbirler alması, İstanbul’la Anadolu’nun birbirinden ayrılıp uzaklaşmasının nedenleri olmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, aynı konuşmanın bir bölümünde, Harbiye Nâzırı Cemal Paşanın, 9 Ekim 1919 tarihli telgrafına verilen cevabı okumuştur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Savaş sırasındaki başarısızlıklarla beceriksizlikleri ortaya çıkarılıp cezalandırılması yurdumuzda sorumluluğun büyükler için de, küçükler kadar tarafsızlık ve kesinlikle uygulanmakta olduğunu belirtmesi bakımından iyi sonuçlar verir ama, bu işi sadece kağıt üzerinde, göz boyamak için değil, zamanı gelince gerçekten ele almayı faydalı görüyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Behçet Kemal Çağlar, Atatürk’ün Söylevleri, TDK Yayını, Ankara, 1968, s. 44; Aynı telgraftan; Söylev, Atatürk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1978, C.I, s. 149; Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını; Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara 1995, s. 140; 1927 baskısında s. 123)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-661840437986446473?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/661840437986446473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-24-nisan-1920-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/661840437986446473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/661840437986446473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-24-nisan-1920-tarihinde.html' title='Atatürk’ün 24 Nisan 1920 tarihinde, Mütarekeden Meclisin açılmasına kadar geçen zaman içindeki siyasi olaylar hakkında Meclisteki konuşması'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-6039188307072167776</id><published>2009-04-02T04:22:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:23:22.416-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, 19 Mart 1920 tarihinde İllere, Bağımsız Sancaklara ve Kolordu Komutanlıklarına Temsilciler Kurulu adına gönderdiği telgraf metni</title><content type='html'>Atatürk’ün, 19 Mart 1920 tarihinde İllere, Bağımsız Sancaklara ve Kolordu Komutanlıklarına Temsilciler Kurulu adına gönderdiği telgraf metni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet başkentinin de Bağlaşık Devletlerce resmi olarak işgali; yasama, adalet ve yürütme gücünden meydana gelen ulusal devlet gücünü kırmış ve Millet Meclisi, bu durum karşısında görev yapamayacağını hükümete resmi olarak bildirerek dağılmıştır. Şu duruma göre devlet başkentinin korunmasını, ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak tedbirleri düşünüp uygulamak üzere ulusça olağanüstü yetki verilecek bir meclisin Ankara’da toplantıya çağırılması ve dağılmış olan milletvekillerinden Ankara’ya gelebileceklerin de bu meclise katılmaları zorunlu görülmüştür. Bunun için, aşağıda bildirilen yönerge gereğince, seçimlerin yapılmasını yurtseverliğinizden ve anlayışlılığınızdan beklerim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   1.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Ankara’da olağanüstü yetkili bir meclis, ulusun işlerini yürütmek ve denetlemek üzere toplanacaktır.&lt;br /&gt;   2.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Bu meclise üye olarak seçilecek kişiler, milletvekilleri ile ilgili yasa hükümlerine uyacaklardır.&lt;br /&gt;   3.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Seçimde, sancaklar seçim bölgesi olacaktır.&lt;br /&gt;   4.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Her sancaktan beş üye seçilecektir.&lt;br /&gt;   5.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Her sancakta, ilçelerden gelecek ikinci seçmenlerle sancak merkezinden seçilecek ikinci seçmenlerden ve sancak idare ve belediye meclisleriyle Müdâfaa-i Hukuk yönetim kurullarından; illerde, il merkez kurullarından ve il yönetim kurulu ile il merkezindeki belediye meclisinden ve il merkezi ile merkez ilçesi ve merkeze bağlı ilçelerin ikinci seçmenlerinden meydana gelecek bir kurulca belli günde ve bir oturumda seçim yapılacaktır.&lt;br /&gt;   6.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Meclis üyeliğine, her parti, dernek ve toplulukça aday gösterilebileceği gibi, her kişinin de bu kutsal savaşa edimli olarak katılması için bağımsız adaylığını istediği yerden koymaya hakkı vardır.&lt;br /&gt;   7.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Seçimlere her yerin en büyük sivil yöneticisi başkanlık edecek ve seçimin doğru ve yolunda yapılmasından sorumlu olacaktır.&lt;br /&gt;   8.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Seçim gizli oyla ve salt çoğunlukla yapılacak; oyları kurulun kendi içinden seçeceği iki kişi, kurul önünde sayacaklardır.&lt;br /&gt;   9.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Seçim sonunda, bütün kurul üyelerinin imza edecekleri, ya da kendi mühürleri ile mühürleyecekleri üç tane tutanak düzenlenecek; bir tanesi yerinde alıkonularak, öteki iki taneden biri seçilen kişiye verilecek, öteki de Meclise gönderilecektir.&lt;br /&gt;  10.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Meclis üyeliğine seçilenlerin alacakları ödenek, daha sonra meclisçe kararlaştırılacaktır. Ancak geliş yollukları, seçimi yapan kurulların zorunlu giderleri olarak uygun görecekleri tutarlar üzerinden, her yerin hükümetince sağlanacaktır.&lt;br /&gt;  11.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Seçimler, en geç on beş gün içinde Ankara'da çoğunlukla toplanmayı sağlamak üzere bitirilerek, üyeler yola çıkarılacak ve sonuç, üyelerin adlarıyla birlikte hemen bildirilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Atatürk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1978, s. 305; Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını; Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara 1995, s. 288; 1927 baskısında s. 268 )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-6039188307072167776?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/6039188307072167776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-19-mart-1920-tarihinde-illere.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6039188307072167776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/6039188307072167776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-19-mart-1920-tarihinde-illere.html' title='Atatürk’ün, 19 Mart 1920 tarihinde İllere, Bağımsız Sancaklara ve Kolordu Komutanlıklarına Temsilciler Kurulu adına gönderdiği telgraf metni'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-9208015573675788307</id><published>2009-04-02T04:22:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:22:28.844-07:00</updated><title type='text'>Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Güvenlik Genelgesi</title><content type='html'>Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Güvenlik Genelgesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik Hakkında Genelge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara, 16 Mart 1920&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü duruma göre milletimiz dünya uygarlığının insancıl duygularıyla, duyarlı vicdanlarından ve bütün İslâm aleminin manevi ortaklığından emin olmakla beraber, bir süre için dost olsun düşman olsun bütün resmi dış dünya ile geçici olarak ilişki kurulmayacaktır. Bu günler içinde vatanımızda yaşayan Hıristiyan ahali hakkında göstereceğimiz insancıl muamelenin değeri pek büyük olduğu gibi, hiç bir yabancı hükümetin fiili veya görünür himayesini görmeyen Hıristiyan ahalinin tam bir huzur ve dinginlikle hayatlarını sürdürmeleri, soyumuzun doğuştan sahip olduğu uygarlık yeteneğinin en kesin kanıtını oluşturacaktır. Vatanın yararına aykırı faaliyetleri olanlarla, ülkenin huzur ve güvenliğini bozanlar hakkında, hangi din ve milletten olduğuna bakılmayarak kanun hükümlerinin derhal ve şiddetle uygulanmasını ve yerel yönetimlere itaat ve yurttaşlık görevlerinde kusur etmeyenler hakkında da merhamet ve şefkatle muamele edilmesini özellikle, önemle arz ve konunun bütün ilgililere hızla tebliğini ve bütün millet fertlerine uygun araçlarla duyurulmasını rica ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temsil Heyeti adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Yunus Nadi, Kurtuluş Savaşı Anıları; İstanbul, 1978, s. 285-286)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-9208015573675788307?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/9208015573675788307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/temsil-heyetinin-16-mart-1920-tarihli_02.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/9208015573675788307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/9208015573675788307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/temsil-heyetinin-16-mart-1920-tarihli_02.html' title='Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Güvenlik Genelgesi'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-380625927832001463</id><published>2009-04-02T04:21:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T04:22:05.873-07:00</updated><title type='text'>Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Genelgesi</title><content type='html'>Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Genelgesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün İllere ve Komutanlıklara Genelge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara, 16 Mart 1920&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   1.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Meclis-i Mebusan da dahil olduğu halde Babıali ve bütün hükümet daireleriyle beraber İstanbul, İngilizler tarafından cebren ve resmen işgal edilmiştir. Telgrafhaneler de işgal altında bulunduğundan resmi makamlara maruzatta bulunmak imkânı kalmamıştır. Bu şartlara göre, Anadolu, İstanbul ve resmi makamlarla muhabereden mahrum kalmıştır. Muhabere girişimi doğrudan doğruya düşmanları karşımıza çıkarmakta olduğundan dolayı da doğru değildir.&lt;br /&gt;   2.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Şu andaki durumu, gereklerine ve doğacak hal ve olaylara göre de milletçe birlikte alınması zorunlu olan önlemlerin alınması için bütün Osmanlı illerinde mülki memur başkanları ve askeriyenin Temsil Heyeti ile bağlantıyı korumaları ricasını bir vatan görevi sayarız. Temsil Heyeti merkezlerimiz de, doğal olarak mülkiye ve askeriye memurlarıyla iş birliği yaparak milli ve vicdani görevlerini ve ifaya hız vereceklerdir.&lt;br /&gt;   3.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      İstanbul’daki olağanüstü hal, Anadolu’da Osmanlı Kanunlarının yürürlüğünü engellemeyeceğinden ve her ne şekilde olursa olsun alınacak önlemlere Osmanlı milleti uygarlık yeteneği özellikle dikkat çekici bulunduğundan kanun dışında hiç bir işlem yapılmaması ve bütün görevlerin özenle yapılması hayatımızın gereklerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temsil Heyeti adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Yunus Nadi, Kurtuluş Savaşı Anıları; İstanbul, 1978, s. 284-285)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-380625927832001463?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/380625927832001463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/temsil-heyetinin-16-mart-1920-tarihli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/380625927832001463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/380625927832001463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/temsil-heyetinin-16-mart-1920-tarihli.html' title='Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Genelgesi'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-8033308894611498761</id><published>2009-04-02T04:20:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T04:21:44.573-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, 16 Mart 1920 tarihinde, İngiliz, Fransız, İtalyan Siyasal Temsilcilerine, Amerika Siyasal Temsilcisine, Bütün Tarafsız Devletler Dışişleri</title><content type='html'>Atatürk’ün, 16 Mart 1920 tarihinde, İngiliz, Fransız, İtalyan Siyasal Temsilcilerine, Amerika Siyasal Temsilcisine, Bütün Tarafsız Devletler Dışişleri Bakanlıklarına ve Fransa, İngiltere, İtalya Millet Meclislerine verilmek üzere, İtalyan Temsilciliğine Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Temsilciler Kurulu adına gönderdiği Protesto metninden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal bağımsızlığımızı temsil eden Millet Meclisi ile birlikte İstanbul'da bütün resmi dairelere Bağlaşık Devletlerin erleri açıktan açığa ve zorla girmişlerdir. Bu arada, ulusal amaçlara uygun iş gören birçok yurtsever kimselerin tutuklanmasına da girişilmiştir. Osmanlı ulusunun siyasal egemenliğine ve özgürlüğüne indirilen bu son yumruk; hayatımızı ve varlığımızı, ne pahasına olursa olsun, savunmaya kararlı olan biz Osmanlılardan çok, yirminci yüzyıl uygarlık ve insanlığının kutsal saydığı bütün ilkelere; özgürlük, yurt ve ulus duygusu gibi bugünkü insan topluluklarının temeli olan bütün ilkelere ve bu ilkeleri ortaya koyan insanlığın genel vicdanına indirilmiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz haklarımızı ve bağımsızlığımızı savunmak için giriştiğimiz savaşın kutsallığına ve hiç bir gücün bir ulusu yaşamak hakkından yoksun bırakmayacağına inanıyoruz. Tarihin bugüne dek yazmadığı nitelikte bir suikast olan ve Wilson ilkelerine göre düzenlenmiş bir Ateşkes Anlaşması ile ulusumuzu savunma araçlarından yoksun etmek gibi bir düzene dayanılarak yapıldığı için, ilgili ulusların şeref ve onurlarıyla da bağdaşmayan bu davranış üzerine yargıya varmayı, resmî Avrupa ve Amerika’nın değil; bilim, kültür ve uygarlık Avrupa ve Amerika'sının vicdanına bırakmakla yetinir ve bu olaydan doğacak büyük tarihsel sorumluluğa son olarak bir daha dünyanın dikkatini çekeriz. Davamızın hukuka uygunluğu ve kutsallığı, bu güç zamanlarda, Tanrıdan sonra en büyük desteğimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Atatürk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1978, s. 302; Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını; Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara 1995, s. 285; 1927 baskısında s. 264 )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-8033308894611498761?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/8033308894611498761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-16-mart-1920-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8033308894611498761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8033308894611498761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-16-mart-1920-tarihinde.html' title='Atatürk’ün, 16 Mart 1920 tarihinde, İngiliz, Fransız, İtalyan Siyasal Temsilcilerine, Amerika Siyasal Temsilcisine, Bütün Tarafsız Devletler Dışişleri'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-593211016369694100</id><published>2009-04-02T04:19:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:20:15.583-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, Ulusal Kongre Bildirisine ve Temsil Heyetine yapılan müracaata verdiği cevap</title><content type='html'>Atatürk’ün, Ulusal Kongre Bildirisine ve Temsil Heyetine yapılan müracaata verdiği cevap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altmış kadar derneğin, Milli Ahrar, Sulh ve Selâmet-i Osmaniye, Ahâli-i İktisat ve Sosyalist Birliği gibi siyasi partilerin ulus ve ülke yazgısını tam olarak kurtarmak amacıyla yaptıkları işlerden dolayı teşekkür ederiz. Söylentiler üzerine açıklamak gereği duyduğunuz görüşler bizce de önemli bulunmuştur. Bu gibi söylentilerin doğru olup olmadığını açıklığa kavuşturmak zor oluyor. Çünkü bir taraftan sizin de güya Çiftçi Derneği adı altında İttihat ve Terakki taklidi olan Teceddüt Fırkası’nın üyelerini milletvekili yaptırmak için Eskişehir, İzmit, Kastamonu, Kütahya, Bursa, Trabzon, Erzurum ve Sivas gibi mahallere birçok mektuplar ve hatta görevliler gönderdiğiniz ve hatta bazı kişilere Teceddüt Fırkası’nın aday listesini yolladığınız ve bu suretle birlik sağlamaya çalışan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin ulusal örgütünde karışıklığa neden olmakta ve bugün kendi lisanınızla beğenmediğinizi söylediğiniz bir kurul oluşmasına çalıştığınız hakkında şikayetler olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusun seçeceği milletvekillerinin gerekli ahlâk ve nitelikleri taşımaları tabii ki bizce de, pek istenen bir konudur. Ancak, bu konuda denenmiş kimseleri tamamen tanımadığımız içindir ki işi doğrudan doğruya ulusun vicdan ve saflığına terk etmeyi gerekli bulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu suretle ulusun oyunu kazanacak milletvekillerinden oluşacak kurula, ne içerden, ne de dışarıdan hiç kimsenin itiraza hak ve yetkisi olmaz. Bazı milletvekili adaylarının Kuvayı Milliye’den kazandıkları etkilerle seçilmeye çalıştıkları doğrulanmaya muhtaçtır. Temsil Heyeti’nin hiçbir yerde temsilcisi olmadığından bu yönde aldığınız haberler doğru değildir. Bu haberi verenlerin amacı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine mensup olan herhangi bir kişinin, milletvekili seçiminde yasaların verdiği hak veya görevi her ulus ferdi gibi kullanmakta olmaları ise, bu pek tabiidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekili seçimi hakkındaki bildirimizin verdiği güvenin gerçekleşmesi için bizden fiili hareket beklenirse bunda mazur olduğumuzu bildirmemize izin veriniz. Çünkü, teklifinizi yerine getirmek için seçimlere fiilen müdahale etmek lâzımdır. Halbuki cemiyetimiz, bir siyasi parti olmayıp bütün partilerin görüşlerine saygılı, ancak belirli amaçlar için ulusun birliğini sağlamaya yönelik bulunduğundan seçimlere özellikle fiilen müdahale halinde bir tarafa yakın ve diğer taraflara karşı durmayı kabul etmek gerekecektir ki bu da cemiyetin amacına aykırıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü hükümet de, cemiyetimizin milletvekili seçimine fiilen karışmamasını doğru bularak bunu heyetimizden talep etmiş ve bu yolda söz verilmiştir. Bu nedenle, milletvekillerinin seçimiyle oluşacak ve Millet Meclisinin bazılarının hoşuna gitmemesinden dolayı cemiyetimiz hiçbir sorumluluk kabul etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimlerde, ulusu aydınlatmak için siyasi partilere faaliyet meydanı açıktır. Böyle metru bir faaliyete karşı çıkanlar hakkında da, hükümeti yasanın gereklerini uygulamaktan kimse menedemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemiyetimiz adına yasa dışı fiil ve hareketlerde bulunanlar varsa, bu gibilerin nerede ve nasıl hareketlerde bulunduklarının bildirilmesi halinde cemiyetimizce önlem alınmakta gecikilmeyeceğine inanın. Bununla beraber telgrafınıza verdiğimiz cevap içeriğinin herkesçe bilinmesi fikirleri aydınlatmaya yarayacağından her ikisinin de gazetelere verilmesi rica ve buraca da yayınlanacağı arz olunur efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyeti Temsiliye namına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Prof. Dr. M. Tayyip Gökdoğan, Milli Mücadele Başlarken, II, s. 161-163’ten nakleden: Sadi Borak, Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri, İstanbul 1997, s. 337-338)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-593211016369694100?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/593211016369694100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-ulusal-kongre-bildirisine-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/593211016369694100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/593211016369694100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-ulusal-kongre-bildirisine-ve.html' title='Atatürk’ün, Ulusal Kongre Bildirisine ve Temsil Heyetine yapılan müracaata verdiği cevap'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1296034707527463732</id><published>2009-04-02T04:19:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:19:42.306-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün 28 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya ilk gelişinde verdiği söylevden</title><content type='html'>Atatürk’ün 28 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya ilk gelişinde verdiği söylevden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizce bilinmektedir ki savaşın son döneminde Amerika cumhurbaşkanı Wilson, on dört maddeden oluşan bir programla ortaya çıktı. Bu program ulusların kendi alınyazılarını, egemenliklerini sağlıyordu. Programın on ikinci maddesi ise sadece Türkiye'ye, devletimize ve ulusumuza ilişkindir. Wilson bu madde ile Türkiye'nin, ulusumuzun tam egemenliğini elde etmesi gereğini ileri sürdükten sonra buna bir iki koşul da eklemiştir. Bu koşullar şunlardır: Aramızda yaşayan Müslüman olmayan toplulukların güvenlerini ve gelişme özgürlüklerini sağlamak... Bir de Boğazların açık bulundurulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün Bağlaşık Devletler Wilson'un ilkelerini kendi çıkarları için uygun gördükleri gibi bizim devletimiz de bu on ikinci maddeyi kabulde hiçbir sakınca görmedi. Ve kabul etti. Gerçekten kabul edilebilecek bir ilkedir. Çünkü Mister Wilson'un istediği Müslüman olmayan toplulukların can ve malları ile her türlü hakları ve gelişme nedenleri için gereken her şeye aslında, öteden beri devletimiz ve ulusumuzca saygı gösterilmişti. Gerçekten, Gayrimüslim unsurların Osmanlı Devlet ve ulusunun kucağında elde ettikleri ayrıcalıklar, üç yüz yılı aşkın bir zamandan beri pek çok vardır. Bundan dolayı bu koşul bizim için yeni bir şey değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler! düşmanlarımız, bizim için uydurdukları kara çalmalarını bir aralık Paris Konferansı'na da kabul ettirir gibi oldular. Belki bunun sonucu olarak daha savaş sırasında birbiriyle yaptıkları gizli antlaşmaların, alıp verdikleri sözlerin uygulanmasına başlanmıştı. İzmir, Antalya, Adana, Antep, Urfa ve Maraş'ı işgalleri hep bu karşılıklı yükümlenmeler sonucu olsa gerek. Oysa haktan, adaletten söz açan Bağlaşık Devletlerin bu gibi işlemlerde bulunmamaları gerekirdi; uygarlık ve insanlıktan söz edenlerden bu beklenmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, Efendiler! Her halde dünyada bir hak vardır. Ve hak gücün üstündedir. Şu kadar ki, ulusun haklarını bilip savunma ve korunması yolunda, her türlü özveriye hazır olduğuna ilişkin dünyaya bir inanç vermek gerekir. İşte düşmanlarımızın bu davranışı, ulusumuzu, bu anlayıştan, bu özveri duygusundan yoksun sandıklarından çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, doğrusunu söylemek gerekirse, ateşkesten beri birbirini izleyen hükümetlerimizin ülkenin karşı karşıya kaldığı haksızlıklara karşı yanılgı ile ve akılsızca davranışları bize karşı yanlış düşünceleri pekiştirmeye yardımcı olmuştur. Örneğin, Tevfik Paşa, yurdumuzun bir bölümünü Ermenistan'a katmada bir sakınca görmemekteydi. Ferit Paşa, resmi demeçlerinde doğu illerinde geniş bir Ermenistan özerkliğinden söz ettiği gibi, Paris'te de güney sınırımızın Toros olabileceğini söylemişti. Toros'un güneyinde Arapça konuşulduğunu sanıyor. Ve Toros'tan ta Antakya'ya değin olan bölgede Türklerin oturduğunu ve bin yıldan beri Türk kanıyla yoğrulmuş olduğunu bilmiyordu. İşte bu gibi hükümetlerin davranışları ve eylemleridir ki, ulusumuzun geçmişini unutmuş, ulusçuluğun ve özel uygarlıkların bağışladığı haklardan habersiz, kansız, uyuşuk bir ulus olarak tanınmasına yol açmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı metinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendiler; Bir ulus varlığı ve hakları için bütün gücüyle, bütün düşünce ve maddi güçleriyle ilgilenmezse, bir ulus kendi gücüne dayanarak varlık ve bağımsızlığını sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal yaşamımız, tarihimiz ve son dönemde yönetim biçimimiz buna pek güzel kanıttır. Bu nedenle örgütlerimizde Kuvayı Milliye'nin etken ve ulusal iradenin egemen olması ilkesi kabul edilmiştir. Bugün, bütün dünya ulusları yalnız bir egemenlik tanırlar : Ulusal Egemenlik… Örgütün öteki ayrıntılarına bakacak olursak işe köyden ya da mahalleden, ve mahalle halkından, kısacası bireyden başlıyoruz. Bireyler düşünür olmadıkça, haklarını anlamış bulunmadıkça, yığınlar istenilen yöne, herkesçe iyi ya da kötü yönlere sürüklenebilirler. Kendini kurtarabilmek için her bireyin ülkenin alınyazısıyla kendisinin ilgilenmesi gerekir. Aşağıdan yukarıya, temelden çatıya doğru yükselen böyle bir kuruluş elbette sağlam olur. Kuşku yok, her işin başlangıcında aşağıdan yukarıya olmaktan çok, yukarıdan aşağı olması zorunluluğu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Behçet Kemal Çağlar; Bugünün Diliyle Atatürk’ün Söylevleri, TDK yayını, Ankara, 1968, s. 11 vd.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1296034707527463732?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1296034707527463732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-28-aralk-1919-tarihinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1296034707527463732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1296034707527463732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-28-aralk-1919-tarihinde.html' title='Atatürk’ün 28 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya ilk gelişinde verdiği söylevden'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-3550570121079372768</id><published>2009-04-02T04:16:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:17:23.853-07:00</updated><title type='text'>Mustafa Kemal başkanlığında temsil heyeti üyeleri ve komutanlar arasında ileriye yönelik alınması gerekli kararlar ve Kurtuluş Savaşı’nın parasal kayn</title><content type='html'>Mustafa Kemal başkanlığında temsil heyeti üyeleri ve komutanlar arasında ileriye yönelik alınması gerekli kararlar ve Kurtuluş Savaşı’nın parasal kaynaklarıyla ilgili olarak 16-30.11.1919 tarihlerinde yapılan gizli görüşme tutanaklarından( Sivil Memurlar Hakkında)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazım Paşa: Ordu ilân etti ki bütün gücüyle milletin emrinde ve onun desteğindedir. Ama hiç bir vali böyle yapmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Paşa: Başlangıçta bir çok valiler bize karşı idi. Hatta bazılarını tutukladık bile. Şimdi böyle bir zamanda millet, teşkilâtlanmış olarak kendi mukadderatını kollayıp koruyabilir. Bugüne kadar yaptığı gibi, ordudan yine teşkilât hususunda milleti faaliyete sokmasını rica edelim. Her köyde ve her nahiyede teşkilât kurulmalıdır. Zira her yerde istenilen çaba gösterilmiyor. Meselâ Sivas şehrinde bile teşkilâtımız kurulmamıştır. Mahalli toplantıları yoktur. Hatta bir büroları dahi yoktur. Bu gidişle bir ay sonra büsbütün eriyip gider. Sivas’ta mahalle teşkilâtı kurulmamıştır. Bu şehirde merkez heyeti olsaydı, bugün gösterdiği durum oluşmazdı. Sivas halkı bu konuda ordudan yardım rica eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazım Paşa: Millet, kolordulara emreder. Bendeniz millet tarafından rica kabul etmiyorum. (?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Paşa: Binaenaleyh Kolordular milleti bu işe sevk etmeye başlasın. Sivil idareye gelince: İstanbul Hükümeti ile eninde sonunda ya anlaşırız, ya da muhalif kalırız. Merkezi Hükümet millete muhalif kalsa bile sivil idare memurları milletin kuvveti karşısında direnme fikri beslemesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için milletin emellerine aykırı icraatta bulunan bir hükümetin sözü memurları nezdinde geçerli olamasın. Bu, bir milli amaç olmalıdır. Sivil idare amirleri yalnız milli emellere baş eğilmesi gerektiğini bilmelidirler. Buna inanmayan memurları görevlerinde bırakmaktan ancak zarar doğar. Meselâ, Ferit Paşa Kabinesi kanun ve nizamlara aykırı emirler verdi. Bazı idare amirleri bu emirleri yaptı. İşte bu tarzda hareket eden vali veya mutasarrıflar bizim için zararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rauf Bey: Fakat her yerde bu emirleri doğruluğuna inanarak yapmadılar; geçim derdini ileri sürdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Paşa: Ama hiç kimse, hiçbir vakit kendi boğazını doyuracak diye millet ve memlekete zararlı bir menfaatin aleti olamaz. Kaymakamlardan da, köylerden yukarıya doğru teşkilât kurulması yolunda çaba harcamalarını rica edelim. Bunu yapacaklarına şüphemiz yoktur. Acaba bize karşı çıkan memur olursa ne yapalım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Belgelerle Türk Tarih Dergisi, S. 69, haziran 1973; Zikreden: Sadi Borak, Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri, İstanbul 1997, s. 75)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-3550570121079372768?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/3550570121079372768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/mustafa-kemal-baskanlgnda-temsil-heyeti_02.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/3550570121079372768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/3550570121079372768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/mustafa-kemal-baskanlgnda-temsil-heyeti_02.html' title='Mustafa Kemal başkanlığında temsil heyeti üyeleri ve komutanlar arasında ileriye yönelik alınması gerekli kararlar ve Kurtuluş Savaşı’nın parasal kayn'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1710945179621771973</id><published>2009-04-02T04:16:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:16:53.432-07:00</updated><title type='text'>Mustafa Kemal başkanlığında temsil heyeti üyeleri ve komutanlar arasında ileriye yönelik alınması gerekli kararlar ve Kurtuluş Savaşı’nın parasal kayn</title><content type='html'>Mustafa Kemal başkanlığında temsil heyeti üyeleri ve komutanlar arasında ileriye yönelik alınması gerekli kararlar ve Kurtuluş Savaşı’nın parasal kaynaklarıyla ilgili olarak 16-30.11.1919 tarihlerinde yapılan gizli görüşme tutanaklarından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan: Bir noktada toplamak istiyorum: Söz konusu olan sorun, Milli Meclisin nerede toplanacağıdır. Şu tarihî ve çetin anların mahiyeti ve güçlükleri dikkatle göz önüne alınınca ve İstanbul’un tasvir edilen tehlikeli şartları da düşünülünce, Milli Meclisin Hilâfet merkezinde toplanarak görevini yerine getirmesinin mümkün olmayacağı anlaşılıyor. Şu halde Milli Meclisin her türlü güvenlik şartlarını taşıyan bir yerde toplanması gerekir. Ancak Padişah, Hükümet, Âyan ve bütün İstanbul çevresi buna karşı çıktığına göre, dışarıda toplanamaz. Yalnız Padişah ve hükümet buna razı olsalardı, sakıncaları bir dereceye kadar azalırdı. Ötekilerin pek önemi yoktu. Binaenaleyh toplanma yerinin İstanbul olmasında kesin zorunluluk vardır. Ama bu şartlar içinde toplanacak Milli Meclis, üzerine alacağı hayati görevleri yerine getirmeye devam edebilecek mi, edemeyecek mi? Bir takım belirtilere göre denilebilir ki, bir şartla devam eder. O da, neticeye kadar, İtilâf Devletlerinin görüşlerini aynen kabul etmek... Fakat acaba bu görüş ve şartlar ne olabilir? Bunlar, iç ve dış hayatımızla bağımsızlığımızı mahfuz bulundurmak noktasında toplanırsa çok iyi... Fakat hiç sanmıyorum. Meclisin kabul edemeyeceği şartlar ileri sürülecektir. Buna göre Milli Meclisin iki türlü hareketi olur: Birincisi, bu ağır şartları kabul eder, ikincisi de şartları çok ağır bularak haksızlığı kabul etmez. Böyle bir tutum karşısında uğranılacak muamele, ya meclis dağıtılır, ya İngilizler tarafından götürülür, ya da Kars ve sair malûm misallere uygun olarak, Mebusan Meclisini ortadan kaldırmak suretiyle büyük bir darbe vurabilir. Binaenaleyh bu Milli Meclise bel bağlamamak gerekir. Böyle bir toplantının gerçek ulusal amaçlara uygun milli bir toplantı olmayacağı tabiidir. İşte buradan “Milli Toplantı”ya intikal edilmiş olur. Dışarıda, fakat milletin bütün mukadderatını ..... bir “Milli Heyet” tasavvur edelim. O halde Milli Meclisin toplanmasından vazgeçelim. Tasavvur olunan Milli Heyet, Mebusan Meclisi değildir, bu bir kongredir, bir “Assemblee Nationale”dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu heyet yürütme yetkisini üzerine almayacaktır. Sadece Merkezi Hükümeti karar alma hususunda uyarsın. Hükümet de, memleketin mukadderatı hakkında ileri sürülen şartları, bu uyarılara göre, kabul veya reddetsin. Ama bu da şüphelidir. Çünkü bütün mebusların aynı inancı taşımaları gerekir. Böyle olursa, İstanbul’un güvensizliğinden bahsederek, tam bir güvenlik sağlanıncaya kadar dışarıda toplanılacağını söyleyebilirler. Fakat, mebusların büyük çoğunluğu buna muvafakat etmediği takdirde bu da olamaz. Birisi dışarıda “Assemblee”, öteki İstanbul’da “Milli Meclis” halinde iki temsil organı meydana gelir ki, bunlardan biri onaylanmış, diğeri onaylanmamıştır. Şu hale göre diğerinin durumu imkânsız görülüyor. Bir an için imkân olduğunu kabul ve tasavvur edelim. O zaman da Merkezi Hükümet ve yabancılar kabul etmeyeceklerdir. Hükümetle bunun arasında kavgalar çıkacaktır. Hangi taraf galip gelirse, o taraf duruma hakim olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bakımdan bütün dahili kuvvetleri ve yürütme yetkisini eline alması lâzımdır, yani “Assemblee Constituante” = “Kurucu Meclis” haline gelmesi gerekir. Toplanmış olan meclis, daha birtakım memleket eşraf ve ayanının çağırılmasıyla bu hale gelebilir. Önce ”Assemblee Nationale”, sonra da “Constituante” da imkânsızdır, vasıtalar şartlara bağlıdır. Bugün için bile bu tarzda kabulü, bir dereceye kadar kanuna aykırı olacaktır. O halde Milli Meclisin İstanbul’da toplanması zorunludur. Bu meclisin görevini yapmaması ve yapmadığına göre de, bizce alınabilecek tedbir ve tertibat kalkıyor. Evet Milli Meclis, ister istemez, ancak İstanbul’da toplanabilecektir. Bu tedbir ve tertibata dair şimdiden ne yapmak zorundayız? (Tutanakta boşluklar ve tümce düşüklükleri var.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, S. 69, Haziran 1973; Zikreden: Sadi Borak, Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri, İstanbul 1997, s. 36-37)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1710945179621771973?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1710945179621771973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/mustafa-kemal-baskanlgnda-temsil-heyeti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1710945179621771973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1710945179621771973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/mustafa-kemal-baskanlgnda-temsil-heyeti.html' title='Mustafa Kemal başkanlığında temsil heyeti üyeleri ve komutanlar arasında ileriye yönelik alınması gerekli kararlar ve Kurtuluş Savaşı’nın parasal kayn'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1476000680931017255</id><published>2009-04-02T04:14:00.004-07:00</published><updated>2009-04-02T04:16:20.154-07:00</updated><title type='text'>Kuvayı Milliye Karşıtlarının Şahsi Çıkar Elde Ettiklerinin Bildirilmesi Üzerine Yazılan Telgraf</title><content type='html'>Kuvayı Milliye Muhaliflerinin, bu örgütten kuvvet alarak şahsi çıkarlar elde ettiklerinin ve tahakküme başladıklarının bildirilmesi üzerine, İzmit, Adapazarı, Bursa, Konya ve Balıkesir Merkezlerine gönderilen telgraf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuvayı Milliye’ye mensup oldukları iddiasıyla bazı kişilerin kişisel çıkarlarını sağlamak için tahakküm etmek gibi hareketlerde bulundukları haber alındı. Yasadışı hareketlerin ulusal örgütlerde yeri yoktur. Bu gibiler hakkında hükümetin yasaları uygulanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber; Kansu, Mazhar Müfit, Ankara 1966, s. 438)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1476000680931017255?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1476000680931017255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/kuvay-milliye-karstlarnn-sahsi-ckar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1476000680931017255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1476000680931017255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/kuvay-milliye-karstlarnn-sahsi-ckar.html' title='Kuvayı Milliye Karşıtlarının Şahsi Çıkar Elde Ettiklerinin Bildirilmesi Üzerine Yazılan Telgraf'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-763974752380048465</id><published>2009-04-02T04:14:00.003-07:00</published><updated>2009-04-02T04:14:51.400-07:00</updated><title type='text'>Basın Kurulu Başkanı Velit Bey’in yazılı soruları ve Atatürk’ün, yaveri aracılığıyla verdiği yanıtlar</title><content type='html'>Basın Kurulu Başkanı Velit Bey’in yazılı soruları ve Atatürk’ün, yaveri aracılığıyla verdiği yanıtlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul, 13/10/1919&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Paşam; kaç gündür sizinle Gazeteciler Kurulu adına yazışıyorduk. Bugün de Tasviri Efkar adına rahatsız edeceğim. Aşağıda bazı sorular sunuyorum. Amaç, Kuvayı Milliye’nin durumu üzerinde olabildiğince açık bilgi vermektir. Alınacak yanıtların ajans aracılığıyla Avrupa’ya çektirilmesine çalışılacaktır; bu sorulardan uygun görülenlere, yarınki sayıya yetiştirilmek üzere olabildiğince çabuk yanıt vermenizi rica ederim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   1. Kuvayı Milliye’nin oluşmasının ilk sebepleri nedir?&lt;br /&gt;   2. Ulusal örgütlenme ne zaman başladı?&lt;br /&gt;   3. Bugün kaç il üzerinde egemendir?&lt;br /&gt;   4. Ulusal örgütün ileri gelenlerinden başlıcaları kimlerdir?&lt;br /&gt;   5. Temel amacı nedir?&lt;br /&gt;   6. Temel amacı elde etmek için başlıca girişimleri nedir&lt;br /&gt;   7. Seçimler konusundaki düşüncesi nedir?&lt;br /&gt;   8. Anadolu’da seçimler tam bir özgürlük içinde yapılabilecek midir?&lt;br /&gt;   9. Nisbî seçim ilkesi kabul olunur mu?&lt;br /&gt;  10. Avrupa’ca kurulması tasarlanan Ermenistan sınırları konusunda ne düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;  11. Sizce Ermenistan sınırı ne olabilir?&lt;br /&gt;  12. General Harbord ile ne görüştünüz?&lt;br /&gt;  13. Ulusal örgütün ikinci, üçüncü derecedeki organları içinde bazı İttihatçılar vardır deniliyor; ne dereceye kadar doğrudur?&lt;br /&gt;  14. İttihatçıların Kuvayı Milliye üzerindeki etki yapması olanağı var mıdır?&lt;br /&gt;  15. Seçimlerden sonra Kuvayı Milliye ne biçimde kalacaktır?&lt;br /&gt;  16. Gelecekteki sınırlarımız sizce ne olabilir?&lt;br /&gt;  17. Özgeçmişinizi kısaca bildirir misiniz?&lt;br /&gt;  18. Mebus seçimlerinde adaylığınızı koyacağınız söyleniyor, doğru mudur? Nereden mebus çıkmak istiyorsunuz?&lt;br /&gt;  19. Arkadaşlarınız arasında başka kimler mebus olmak isteğindedir?&lt;br /&gt;  20. Kentinizde İtilâf Devletleri temsilcileri var mı, onlarla ilişki durumunda mısınız? Size karşı tutumları nedir, Ulusal Savaşım konusunda ne düşünüyorlar?&lt;br /&gt;  21. İstanbul temsilcisi olarak atadığınız Vasıf Bey ne zaman gelecektir, yönergesi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasviri Efkar Başyazarı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Velit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velit Beyefendiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paşa Hazretlerinin tel yazınıza numara sırasıyla not ettirdiği yanıtları aşağıda sunuyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   1. Ulusun karşı kaşıya kaldığı haksız işlemler.&lt;br /&gt;   2. Ateşkes Anlaşmasından sonra ve yurdun her yanında, hemen aynı zamanda.&lt;br /&gt;   3. Bugün Anadolu ve Rumeli illerinde ulusal örgüt bulunmayan tek yer kalmamıştır. Etkinliği bütün yurdu kapsamaktadır.&lt;br /&gt;   4. Ulusal örgütün ileri gelenleri, yurdun bütünlü ve bağımsızlığı için yürekleri çırpınan ulusun tüm seçkin evlâtlarıdır.&lt;br /&gt;   5. Temel amaç, ülkenin bütünlüğünü ve ulusun bağımsızlığını sağlamaktır.&lt;br /&gt;   6. Kuvayı Milliye’yi etken ve ulusal iradeyi egemen kılmaya kesin olarak arar vermiş olan ve bütün ulus bireylerini içinde toplamış bulunan örgütümüzdür. Tüzük ve bildirimizde bunlar, olduğu gibi yazılıdır.&lt;br /&gt;   7. Seçimlere yasaya aykırı herhangi bir karışmada bulunmayıp, ulusu özgür bırakmaktadır. Yalnız cemiyetimiz, kendi ilkelerini kabul edenlerin seçimde başarı kazanmalarını diler.&lt;br /&gt;   8. Evet yapılacaktır.&lt;br /&gt;   9. Bu seçimin eldeki yasa uyarınca yapılması zorunludur. Ve zaten bu yolda da başlanmıştır. Nisbî seçim yöntemi Mebuslar Meclisi’nin çözüme bağlayacağı bir sorundur.&lt;br /&gt;  10. 11- 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içinde kalan vatan parçalarından bir karış toprağın Ermenistan devletine katılmasına ulus kesinlikle karşıdır.&lt;br /&gt;  11. Cemiyetimizde İttihatçı olarak kimse yoktur. İttihatçılık tarihe karışmıştır. İstanbul hükümetinin ve Batının siyasal yanılgısı, onların yeniden canlanmasına neden olmazsa, ulus, bunun canlanmasını aklına bile getirmeyecektir. Bu konuda Temsilciler Kurulunun yeni bir bildirisi bu gece Gazeteciler Derneği Başkanlığına tel yazısıyla bildirilecektir.&lt;br /&gt;  12. Kuvayı Milliye’mizde egemen olan etken, sadece ulus ve ulusun yüce amaçlarıdır. Başka hiçbir kişi veya topluluk etken olamaz.&lt;br /&gt;  13. Kuvayı Milliye’nin gelecek biçimi, Mebuslar Meclisi’nin güven ve özgürlük içinde yasama ve denetleme görevini yerine getirmeyi başarmasından sonra, bir kongre ile belirlenecektir. Bu nokta, tüzüğümüzün son maddesinde yazılıdır.&lt;br /&gt;  14. Gelecekteki sınırlarımız bizce 30 Ekim 1918 Ateşkes Anlaşmasının imzalandığı günde eylemli olarak sahip kaldığımız sınırdır.&lt;br /&gt;  18. Mebusluğa adaylığımı koymadım ve koymayacağım. Ama ulus beni herhangi bir yerden mebusluğa seçerse, övünçle kabul ederim.&lt;br /&gt;  19. Arkadaşlarım da tıpkı benim gibi düşünmektedirler.&lt;br /&gt;  20. Kentimizde İtilâf devletleri temsilcileri yoktu. Ancak bütün Avrupa ve Amerika devletlerinin geçici olarak gelip giden siyasi ve askeri görevleriyle yapılan özel görüşmelerde, onlar ulusal örgüt ve savaşımımızın haklı niteliğini tümüyle onaylamış ve anlamışlardır.&lt;br /&gt;  21. Paşanın özgeçmişi özetle şöyledir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rumi 1296 (Milâdi 1880) tarihinde Selânik’te doğmuştur. İlk ve ortaöğrenimini Manastır’da, subaylık ve kurmaylık öğrenimlerini İstanbul’da bitirerek 1904 yılında kurmay yüzbaşı olmuş, 1907 yılına değin Suriye’de ve önyüzbaşı olduktan sonra, 1911 yılına değin Makedonya’da bulunmuştur; bu süre içinde ordu kurmaylığında, Redif Tümeni kurmaylığında, ordu ve kolordu kurmaylığında, Selânik Subay Talimgâh Komutanlığı’nda ve tren hattı müfettişliğinde görev yapmıştır. 31 Mart olayı üzerine Selânik’ten İstanbul’a giren birliklerin kurmay başkanlığında ve 1910’da Arnavutluk’ta girişilen harekâtta Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşanın kurmayı olarak bulunmuş, 1910’da Pikardi manevralarını izlemek için Fransa’ya gitmiştir. 1911’de Genelkurmay Başkanlığı Dairesi’nde görevlendirilmiş ve oradan, İtalya Savaşı dolayısıyla Libya’ya giderek bu savaşın sonuna değin Sirenaika bölgesinde Derne Birlikleri Komutanlığını yapmış, bu sırada Balkan Savaşı başlamış ve Bulgarların Çatalca hattına geldikleri bir sırada İstanbul’a dönerek Gelibolu Mürettep Kuvvetleri Kurmaylığı Harekât Şubesi Müdürü ve Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı olarak Balkan Harbine katılıp Edirne üzerine bu kolorduyla birlikte yürümüş, Dimetoka yöresinin düşmandan geri alınmasında eylemli olarak bulunmuştur. Balkan Savaşından sonra Sofya, Belgrad, Çetine ataşemiliterliklerini yapmak üzere Sofya’da görevlendirilmiş ve orada yarbaylığa yükseltilmiştir. Dünya Savaşı’nın ilânından sonra Tekirdağ’da yeni kurulan On dokuzuncu Tümen Komutanlığına atanmıştır. Mayos ve yöresi bölge komutanlığını yaptıktan sonra bu tümen ile bu bölgede bulunduğu sırada Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığını üstlenmiş ve bunun sonucunda albaylığa yükseltilmiştir. Daha sonra Anafartalar Komutanı olmuş ve İngilizlerin çekilmeleri üzerine On altıncı Kolordu komutanı olarak Edirne’ye ve orada bir ay kadar kaldıktan sonra Diyarbakır, Bitlis, Muş yöresine, aynı sayı ile kolordu komutanı olarak gitmiş ve bu cephede tuğgeneralliğe yükseltilmiştir. Yığınak yapan İkinci Ordu içinde Bitlis ve Muş’u beş gün süren savaştan sonra Ruslardan geri almış ve bir süre sonra İkinci Ordu Komutan Vekilliğine ve az bir süre sonra da Hicaz Seferi Kuvvetlerine ordu komutanı olarak atanmış ise de, Şam’a kadar gittikten ve Sina cephesini denetledikten sonra, Medine’ye gitmesine gerek görülmediğinden, İkinci Ordu Komutanlığına asil olarak atanıp Diyarbakır’a dönmüş, 1917 yılında Halep’te yığınak yapan ve General Falkenhayn komutasında bulunan gruba giren Yedinci Ordu Komutanlığına atanmıştır. Bu general ile arasında, savaş hareketleri konusunda anlaşmazlık çıktığından bu hükümet de kendisinin görüşünü kabul etmediğinden, bu ordunun komutanlığından çekilmiş ve ardından atandığı İkinci Ordu Komutanlığını da kabul etmeyerek İstanbul’a dönmüştür. Bu süre içinde veliaht bulunan kişinin (Vahdettin’in) yanında Almanya’da Savaş Genel Karargâhı’na ve Alman Batı cephesine gitmiştir. Veliahdın padişah olması üzerine, padişahın sözlü ve ısrarlı buyruğu ile Falkenhayn’ın yenik olarak bıraktığı Nablus yöresindeki Yedinci Orduya yeniden gitmiş ve oraya varmasından on beş gün sonra yapılan İngiliz genel saldırısında bu orduyu Halep’e kadar geri çektiği sırada padişaha fahrî yaver olmuştu. Halep Savaşından sonra Yedinci ve -Adana yöresinde bulunan- İkinci Ordu’dan oluşan Yıldırım (Orduları) Grubu Komutanlığını üstlenmiş ve Ateşkes Anlaşmasından sonra İstanbul’a dönmüştür. Son zamanda, bilindiği gibi, Üçüncü Ordu Müfettişliği ile Doğu Anadolu’da bulunduğu sırada 8 Temmuz 1919’da askerlik mesleğinden çekilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 149, Belge No: 144)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-763974752380048465?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/763974752380048465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/basn-kurulu-baskan-velit-beyin-yazl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/763974752380048465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/763974752380048465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/basn-kurulu-baskan-velit-beyin-yazl.html' title='Basın Kurulu Başkanı Velit Bey’in yazılı soruları ve Atatürk’ün, yaveri aracılığıyla verdiği yanıtlar'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-5874901318041123472</id><published>2009-04-02T04:14:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:14:23.122-07:00</updated><title type='text'>Temsilciler heyetinin ulusa bildirisi</title><content type='html'>Temsilciler heyetinin ulusa bildirisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLDİRİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç ve dış felâketlerin tehdidi altında doğal hakları ile kutsal varlıklarının korunmasını sağlamak amacı yöresinde toplanan büyük ulusumuz bugüne değin ulusal egemenliği ayaklar altına alan birkaç kişinin hayınca düşmanlığı karşısında kalmıştı. Ulusa dayanmadığı için gerçekte hiçbir gücü ve önemi olmayan bu kişilerin her nasılsa iktidara gelmiş bir hükümet biçiminde olması, bu niteliğiyle resmi bir önem alması sonucunu doğuruyordu. Bu nedenle şimdiye değin ulusun tinsel (manevi) birliği tam olmakla birlikte, İstanbul hükümetinin bu ulusal birlik içine girmemiş bulunması, dosta düşmana karşı ulusun değil, fakat devletin genel birliğini eksik olarak gösteriyordu. Ama bugün Tanrıya ve hakkına dayanan büyük ulusumuzun gösterdiği sarsılmaz inanç karşısında, engeller yıkılıp en sonunda aynı kurtuluş amacı yöresinde devletimizin de genel birliği tamam oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ulusal başarı iki aşamada gerçekleşti: Bunların birincisi, ulusun haklı istemlerini öğrenen Padişahımız Efendimizin Ferit Paşa kabinesini hemen düşürmesi ile; ikincisi de, Ali Rıza Paşa Hazretleri başkanlığında kurulan yeni Bakanlar kurulunca ulusal istemlerin yasaya uygunluğu ve Kuvayı Milliye’nin egemenliği ilkeleri kabul edilerek, ulusla hükümet arasında tam bir anlaşma olmasıyla gerçekleşti. Bu anlaşmaya dayanılarak, bugünden başlayıp bütün ulusal örgütler ve Temsilciler Kurulumuz, her iki tarafta paylaşılan ve bütün ulusça özlenen görüşlerimizin gerçekleşmesi ve ulusal istemlerimizin elde edilmesi yolunda yeni Bakanlar kuruluna destek ve yardımcı olacak ve resmi yazışmalar üzerine konulmuş olan yasak kaldırılacaktır. Bu görevin yerine getirilmesinde, örgütümüzün hiçbir yerde hiçbir kimse tarafından hükümetin görev ve yasal işlerine karşı herhangi bir karışmaya kesinlikle meydan vermeyecek ve böylece ulusal örgütün bütün çalışma ve uğraşı hedefi, vatanın kurtarılması yönünde yoğunlaştırılmış olarak kalacaktır. Kurtuluşun elde edilmesinde hükümetin resmi görevlerine karşılık, ulusun da pek büyük ve pek önemli ulusal ödevleri olduğunu göz önüne alan cemiyetimiz, hükümetçe onaylanmış olan tüzüğündeki kurallar uyarınca, genel örgütlerini güçlendirip ulusal ödevinin düzenli olarak yerine getirilmesini sağlamayı çok gerekli saymaktadır; gerçekte bu büyük ulusal amaçtan başka hiçbir amaç gütmeyen kurulumuz, her türlü kişisel çıkardan ve parti tutkularından da uzak olduğundan, kamuya duyurmuş olduğu ulusal ilkelerden, hiçbir sebeple ve sözde nedenlerle hiçbir zaman ayrılmayacak ve çalışmalarının en büyük bölümünü Kuvayı Milliye’nin şimdiye değin olduğu gibi bundan sonra da tam bir güvenlik ve esenlik içinde düzenlenmesine yöneltecektir. Ve en tehlikeli tarihsel koşullar altında bile ulusal onurundan ve herkesin hakkına saygılı olmaktaki atadan gelme üstün niteliklerinden azıcık bile ayrılmamış olan ulusumuzun bundan sonra da aynı yöntem ve davranışı sürdüreceğinden ve böylece bu kutsal topraklara sahip olmaktaki uygarca yeteneklerini bütün dünyaya tanıtacağından kuşku yoktur. 7 Ekim 1919&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemiyeti Temsilciler Kurulu Adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 142, Belge No: 137)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-5874901318041123472?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/5874901318041123472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/temsilciler-heyetinin-ulusa-bildirisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5874901318041123472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5874901318041123472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/temsilciler-heyetinin-ulusa-bildirisi.html' title='Temsilciler heyetinin ulusa bildirisi'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-3022293238796545915</id><published>2009-04-02T04:13:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:13:54.724-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, Söylev’de, Ahmet İzzet Paşa ve Harbiye Nâzırı Cemal Paşanın “yurtta birliğin sağlanması ve temel yasalara göre hükümetle bağlantı kurulmas</title><content type='html'>Atatürk’ün, Söylev’de, Ahmet İzzet Paşa ve Harbiye Nâzırı Cemal Paşanın “yurtta birliğin sağlanması ve temel yasalara göre hükümetle bağlantı kurulmasını temiz yürekle salık veren ve rica eden” 7-8 Ekim 1919 tarihli telgraflarına verilen cevaptan söz ettiği bölümden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tel yazısına elden geldiğince hiç bir özel düşünce ve duygu belirtmemeye çalışarak, yumuşak ve daha da ileri giderek, güven verici bir yanıt vermek uygun görüldü. Yanıt şudur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yüksek düşünceleriniz, değerine yaraşır bir önemle gözden geçirildi. Ulusal eylemlerin etkileri üzerindeki iyi görüşünüze teşekkür olunur. Bugüne değin olduğu gibi bundan sonra da, yapılan ulusal hizmetlerin bilgece sürdürüleceğine ve yasal bir yönetimin bütünüyle kurulmasına bütün varlığımızla çalışılacağına inanmanızı rica ederim. Çalışma amacımızın bir yasa çağı açmaya yönelik olduğunu bilginize sunarım. Çok şükür, hükümetle ulus, görüşlerinde tam uzlaşmış olduklarından, bundan böyle sürüp gideceğine inandığımız bu karşılıklı yakınlık ve tam birlik ulus ve yurt yararını sağlayacak biçimde görünecektir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Atatürk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1978, s. 168; Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını; Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara 1995, s. 159; 1927 baskısında s. 139 )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-3022293238796545915?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/3022293238796545915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-soylevde-ahmet-izzet-pasa-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/3022293238796545915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/3022293238796545915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-soylevde-ahmet-izzet-pasa-ve.html' title='Atatürk’ün, Söylev’de, Ahmet İzzet Paşa ve Harbiye Nâzırı Cemal Paşanın “yurtta birliğin sağlanması ve temel yasalara göre hükümetle bağlantı kurulmas'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-8396218242674806107</id><published>2009-04-02T04:12:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:13:22.076-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, Söylev’inde, Yunus Nadi’ye 6 Ekim 1919 tarihinde yazdığını belirttiği telgraftan</title><content type='html'>Atatürk’ün, Söylev’inde, Yunus Nadi’ye 6 Ekim 1919 tarihinde yazdığını belirttiği telgraftan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet, temsilciler Kurulumuzla, güvenilir ve gerçek ilişkiler kurar ve görüşmelerde bulunursa, ileri sürülmüş olan isteklerin ve önerilerin hükümetçe uygulanabilecek şekil ve zamanını belli etmek için hiç bir engel yoktur. Yalnız, Sadrazam Paşanın, Temsilciler Kurulumuza 4 Ekimde, telimize karşılık olarak gönderdiği tel yazısındaki son bölümler ilgi çekicidir. Eğer, yasal ulusal örgütlerimizi ve bunların başında bulunanları, hukuk ve yasa dışı sayma anlayışı sürdürülecekse, hiç bir uzlaşma yolu bulunamayacağı kuşku götürmez. Bugün yayınlanacağını bildirdiğiniz bildiride, ulusal örgütümüz ve ulusal eylemlerimiz üzerine, her ne neden ve yolla olursa olsun, yerici bir dil kullanılırsa; bu yerme önemsiz bir kaç sözcükle yapılsa bile, bizce hemen her türlü uzlaşma yolu kapanmış sayılacaktır. Aslında İstanbul Hükümeti, Temsilciler Kurulu ile tam olarak anlaşmadıkça, bildirisi hiç bir merkezce alınmayacaktır; belki İstanbul’un dışına bile çıkarılmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temsilciler Kurulumuz, bütün illerle bağımsız sancaklardan bölgelerinde ulusun genel oyu ile seçilmiş temsilcilerden oluşmuş Erzurum ve Sivas’ta toplanan genel kurullarca ayrılmış ve seçilmiş yasaya uygun ulusal bir kuruldur. Temsil yeteneği ve gücü de yaptığı işlerle belirmiştir. Millet Meclisi toplanarak denetleme işine başlayacağı güne değin Temsilciler Kurulunun, ulusun ve yurdun yazgısıyla ilgilenmesi zorunludur. Hükümetin, Kurulumuzla içtenlikli ilişki kurması ve görüşmesi, kuşkusuz kendi yerini sağlamlaştıracak ve gücünü artıracaktır. Ayrı ayrı yönlerde yürünürse, yurt ve ulusun yararları için bir takım sakıncalar doğacağı kuşku götürmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Atatürk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1978, s. 154; Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını; Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara 1995, s. 145; 1927 baskısında s. 123 )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-8396218242674806107?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/8396218242674806107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-soylevinde-yunus-nadiye-6.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8396218242674806107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8396218242674806107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-soylevinde-yunus-nadiye-6.html' title='Atatürk’ün, Söylev’inde, Yunus Nadi’ye 6 Ekim 1919 tarihinde yazdığını belirttiği telgraftan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1157535424207418334</id><published>2009-04-02T04:12:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:12:53.259-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün Söylev’de, İstanbul Hükümeti tarafından 4 Ekim 1919 tarihinde gönderilen imzasız telgrafa verdiği cevaptan bahsettiği bölümden</title><content type='html'>Atatürk’ün Söylev’de, İstanbul Hükümeti tarafından 4 Ekim 1919 tarihinde gönderilen imzasız telgrafa verdiği cevaptan bahsettiği bölümden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baylar, ertesi gün, yani 5 Ekim 1919 günü imzasız teli Sadrazamın Temsilciler Kuruluna yazdığı ve o kurulun teline karşılık olduğu söylendi. Bunu resmi olarak saptayan, resmi ve imzalı bir açıklama olmamakla birlikte, biz böyle küçük bir noktada daha çok durmayı yararlı ve uygun görmedik. Sadrazam Paşaya yanıt vermeyi uygun bulduk. 5 Ekimde yazdığımız uzun karşılığın ana hatlarını özetleyeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Önerilerinizin hepsinin uygun görülüp kabul edilmiş olduğu anlaşıldı” dedikten sonra, bizim söz vermemizi istedikleri noktalar üzerinde açıklama yaptık ve dedik ki: “Olağan dışı ve yasaya aykırı durumların yaratıcısı Ferit Paşa Hükümeti idi. Ferit Paşa Hükümetinin yaptığı türeye uymaz iş ve davranışların nedenlerinin ve etmenlerinin kaldırılması için sizler kesin önlemler alırsanız, bu durum kendiliğinden ortadan kalkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemiyetimizin (Müdafaai Hukuk Cemiyeti), şimdiki hükümete karşı yüklenmelerde bulunması ve kendilerine yardım edebilmesi için önce, hükümetin ulusal örgütlerimizi iyi karşıladığını açık ve kesin bir dille söylemesi gereklidir. Yoksa karşılıklı güven ve yakınlığın doğduğuna inanılmayacak ve karşıt davranış ve girişimlerin belirmesi beklenecektir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Rıza Paşanın imzasız tel yazısındaki: “ Yurdumuzda, meşrutiyet yöntemi gereğince, ulusal egemenliğin yürürlükte olduğu” noktasında da: “Gerçekten öyle ise de, Millet Meclisinin dağıtıldığı günden sonra dört ay içinde toplanması Anayasamızın açık hükümlerinden iken, bugüne değin seçmen kütükleri bile düzenlenmemiştir. Bu davranış, Ferit Paşa Hükümetinin açıktan açığa meşrutiyeti yıkmaya yeltenmesi ve Anayasaya kesin saldırısı demektir ve Ceza Yasasının özel maddesine göre ağır bir suç sayılarak bu suçu işleyenlere yasa hükümlerinin eksiksiz uygulanması, ulusal egemenliği kabul eden ve yasa hükümlerinin uygulanmasını kendisi için bir ödev sayan her yasal hükümetin ilk kutsal görevidir” diye yanıt verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Atatürk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1978, s. 149; Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını; Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara 1995, s. 141; 1927 baskısında s. 123 )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1157535424207418334?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1157535424207418334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-soylevde-istanbul-hukumeti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1157535424207418334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1157535424207418334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-soylevde-istanbul-hukumeti.html' title='Atatürk’ün Söylev’de, İstanbul Hükümeti tarafından 4 Ekim 1919 tarihinde gönderilen imzasız telgrafa verdiği cevaptan bahsettiği bölümden'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-7392768056138191914</id><published>2009-04-02T04:11:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:12:15.456-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey’e 19 Eylül 1919 tarihinde gönderdiği telgraftan</title><content type='html'>Atatürk’ün, Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey’e 19 Eylül 1919 tarihinde gönderdiği telgraftan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas’tan, 19/9/1919&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Beyefendi’ye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   1.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      İyi niyetli uyarı amacıyla gönderilen 18/9/1919 tarihli tel yazıları kurulumuzca dikkatle incelendi ve aşağıdaki noktaların size bildirilmesi uygun görüldü. ...&lt;br /&gt;   2.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Ulusumuzun meşru hakkını istemek için aldığı durum nedeniyle İtilâf Devletleri’nin bütün Osmanlı vatanını askeri işgal altına alması akla bile gelemez. Çünkü ulusumuz, İtilâf Devletlerinden adalete ve hukuka aykırı eylemler değil, bu yolda şimdiye değin, İstanbul hükümetinin güçsüzlük ve uyuşukluğu sonucunda, yapılmış olan haksız işlemlerden vazgeçmelerini bekliyor.&lt;br /&gt;   3.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Ulusumuzun; yurdun yüksek çıkarlarını ayak altına alan ve yasaya dayalı ulusal hakları, hayınca ve canice girişim ve alçakça önlemlerle, eylemli olarak çiğnemeye kalkıştığı için Kanunu Esasimize (Anayasamıza) göre kendiliğinden düşmüş olan Ferit paşa kabinesiyle anlaşmasını önermeniz, gerçek durumu daha gereği gibi bilmediğinize yorulmaktadır. Bu nedenle sizi ve Urfa’nın sayın halkını aydınlatmak amacıyla bu tel yazısına ek olarak, gereken bilgi, açıklama ve yönerge verilecektir.&lt;br /&gt;   4.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Sizin gibi yurt sevgisi taşıyan kişilerin görevi, ulus işlerini ulusal amaç ve irade doğrultusunda yürütmektir. Yüce Halifelik ve Sultanlık onuruna olan öz bağlılığımız ancak böyle belirir. Bu nedenle Ferit Para kabinesine güvenmenin doğru olmadığı konusunda oranın soylu halkınca İstanbul’a gönderilecek yazını bir örneğinin, bilgi edinilmek üzere, bize yollanması, Temsilciler Kurulunun kararıyla bildirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Cemiyeti Temsilciler Kurulu Adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 100, Belge no: 108/2)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-7392768056138191914?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/7392768056138191914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-urfa-mutasarrf-ali-rza-beye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/7392768056138191914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/7392768056138191914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-urfa-mutasarrf-ali-rza-beye.html' title='Atatürk’ün, Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey’e 19 Eylül 1919 tarihinde gönderdiği telgraftan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-2511675853114474865</id><published>2009-04-02T04:11:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:11:46.133-07:00</updated><title type='text'>Kazım Karabekir Paşa’ya 16 Eylül 1919 tarihli telgrafından</title><content type='html'>Kazım Karabekir Paşa’ya 16 Eylül 1919 tarihli telgrafından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) Sivas’ta toplanan Kongre, Batı Anadolu delegeleriyle Erzurum Kongresi’nin Genel Kurulu’nu ve böylece – bütün Doğu Anadolu illeri adına yetki sahibi olmak üzere – Kongre kararı uyarınca seçilen özel bir kurul içinde bulundurduğundan, doğal olarak Sivas Kongresi, tüm Anadolu ve Rumeli adına ve bütün ulusu temsil etmek üzere genel bir kongre niteliğini kazanmıştır. Bu kongre, Erzurum Kongresi kararlarını ve örgütlerini oldukları gibi bir doğallıkla daha kapsamlı olarak kabul etmiş ve bunun sonucunda Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyet, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” biçiminde kapsamlı bir ad altında genişletilerek birleştirilmiştir. Tüzüğün üçüncü maddesi ve Kongrenin temel kararları gerçekte bu yüce amacın sağlanmasını kesin olarak göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas Genel Kongresi, Erzurum Kongresi’nde Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına seçilen Temsilciler Kurulu’na tümüyle güvenini bildirerek (bunu olduğu gibi, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti için Temsilciler Kurulu olarak kabul etmiştir. Buna göre Sivas Genel Kongresi’nin kararları başka, Erzurum Kongresi’nin kararları başka ve Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Temsilciler Kurulu başka, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Temsilciler Kurulu yine başka gibi, başkalıklar ve ayrılıklar elbette söz konusu olamaz ve bunun söz konusu edilmesi, kuşkusuz ki, pek açık olan birlik amacımız ve kutsal ereğimiz için son derece zararlıdır. Durum bu olunca, birbirini ortadan kaldıran Temsilciler Kurulları olmadığı gibi, bunlardan birine girince öbüründen çekilmesi istenecek (çekilmesini istemenin doğru olabileceği) üyeler de yoktur. Bugün tüm Anadolu ve Rumeli’yi kapsayan cemiyetimizin Sivas’ta bulunan tek Temsilciler Kurulu, Erzurum Kongresi’nde tüzüğün ilgili kuralları uyarınca seçilmiş dokuz kişiden beşinin bir arada bulunmasıyla görevini sürdürmektedir. Bu kişiler, benimle birlikte Rauf ve Bekir Sami Beyefendilerle Raif ve Şeyh Hacı Fevzi Efendi Hazretlerinden oluşmaktadır. Bundan başka, Samsun Sancağı da, tüzük uyarınca, temsilci olarak Refet ve Süleyman Beyler’i aday göstermiş, Temsilciler Kurulunun toplantıda bulunan beş üyesi bunlardan Refet Bey’i yeğlemiş, orada bulunmayan üyelerinden Servet ve İzzet Beyler’in de düşüncesini sormuştu. Onlar yanıt da vermeselerdi ve verecekleri yanıt olumsuz da olsaydı, çoğunluk oyunun uygulanması doğal bulunduğundan, Refet Beyefendi, tüzük uyarınca Temsilciler Kurulu üyeliği kimliğini kazanmış ve göreve başlamıştır. Hak ve yetkisi ve çıkarları Doğu Anadolu illerininkinden hiçbir yönde az olmayan ve Sivas Genel Kongresi’nde bulundurduğu aydın ve kendi seçim yerlerini gerçekten temsil eden üyelerin nitelik ve nicelikleri, Erzurum Kongresi’nde bulunan üyelerinkinden hiçbir yönde aşağı olmayan Batı Anadolu’nun haklı ve meşru görüş ve önerilerini dikkate almayıp, onları sadece bağımlı durumunda bulundurmaya kalkışmak, bizim aklımızın bir türlü kabul edemediği noktalardandır. Herhalde onların da hakkını tanımak zorunludur. İşte hem bu zorunluluk yüzünden hem de –görevi başında bulunmayan eksik üyelerimizin çalışmalarından yararlanılamadığı için- yardıma olan gereksinmeden dolayı yine tüzüğümüzün sonlarındaki sekizinci maddenin Temsilciler Kurulu’na verdiği yetkiye dayanılarak, Genel Kongrece de Batı Anadolu için yetkili gösterilen kimselerden altı kişiyle Temsilciler Kurulu güçlendirilmiştir...Pek güzel belirttiğiniz gibi, Kanunu Esasi (Anayasa) gereğince zaten düşmüş ve yok olan ve yurdun ve ulusun yazgısına karşı hayınca girişimleri belgelerle ve eylemleriyle kanıtlanmış bulunan Ferit Paşa Kabinesini güvenilir görmemek ve onun yerine ulusal amaçlara hizmet eden meşru bir kabinenin iktidara getirilmesi gerekliliğini Padişaha bildirip duyurmak isteminden ibaret olan Sivas Genel Kongresi kararının kesinlikle yerinde olduğunu anlamak için derin bir incelemeye gereklilik yoktur. Bundan vazgeçmeyi önermek bilmem ne kadar doğrudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d) Ürküntü doğuran nokta, uygulanmasının yerinde olup olmayacağını tüzük gereğince, Merkez Kurullarından ve yetkili üyelerimizden sorduğumuz altı maddelik kararın içeriği ise, bunda telâşa düşmeye ve Sivas Kongresi’nin genel olduğu veya olmadığından, Temsilciler Kurulunun şöyle veya böyle olmasından söz etmeye hiç de gerek yoktur. Yapılması gereken şey, bu kararların uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin olmak üzere, hangi yönde olursa olsun, görüş ve düşünce bildirmekten ibarettir. Doğaldır ki, Temsilciler Kurulu her yandan gelecek olan görüşleri göz önüne alarak Genel Kurulca kabul edilip uygulanabilecek bir karar verir. Servet ve İzzet Beyler’in ille kendi düşünceleri kabul edilmezse, Temsilciler Kurulu üyeliğinden çekilmiş sayılmaları yolundaki yazıları, doğal olarak iyi etki yapmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e) Temsilciler Kurulu’nca Trabzon Merkez Kurulu’ndan sorulan konular üzerinde bu kurulun düşüncesi anlaşılmadıkça, Temsilciler Kurulu’nca bir karara varılması olanaksız bulunduğundan, Trabzon Merkez Kurulunun yanıtını herhalde beklemekte olduğumuzu bildiririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;f) Sorulan kararların altıncı maddesiyle güdülen amaç, İstanbul’da meşru bir hükümetin padişah tarafından iktidara getirilmesine değin, Ferit Paşa kabinesiyle yazışmanın kesilmesi olduğuna göre, her ili ne yapacağını bilmez ve kararsız bir halde bırakmayıp, genel durumdan haberli kılabilmek için yetkili bir yazışma mercii gösterilmesinin uygun olacağıdır; buna dayanılarak yazışma merciinin, Sivas’ta Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyeti olabileceği bildirilmişti. ... Sivas Genel Kongresi toplantı ve görüşmelerini sona erdirmiş olduğundan, Doğu Anadolu illerinin her yanından delegeler çağırarak yeniden ve olağanüstü bir kongre toplanması gerekliliği, başta yüksek kişiliğiniz olmak üzere birçok değerli kişilerin anımsatması üzerine düşünülmüş bir noktadır. İşbu açıklamalarla, kuşkuların giderilebileceği inancıyla saygılarımızı sunarız efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu ve Rumeli Temsilciler Kurulu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas 16/09/1919&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 77-80, Belge no: 94)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-2511675853114474865?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/2511675853114474865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/kazm-karabekir-pasaya-16-eylul-1919.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2511675853114474865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2511675853114474865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/kazm-karabekir-pasaya-16-eylul-1919.html' title='Kazım Karabekir Paşa’ya 16 Eylül 1919 tarihli telgrafından'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-5760492588352758914</id><published>2009-04-02T04:10:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:11:19.323-07:00</updated><title type='text'>Atatürk’ün, 14 Eylül 1919 tarihinde, Sivas Kongresi Genel Kurulu adına, padişaha çektiği telgraftan</title><content type='html'>Atatürk’ün, 14 Eylül 1919 tarihinde, Sivas Kongresi Genel Kurulu adına, padişaha çektiği telgraftan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’daki yalan yayımından önce Avrupa basınında yayımlanmış ve Ferit Paşanın ulusal savaşımızı ittihatçılık olarak gösterip Anadolu’ya yabancıları müdahale etmeye çağırdığı bütün dünyaca öğrenilmişti! Oysa İzmir yöresinde namusunu ve kutsal varlıklarını savunmaktan başka bir şey yapamayan ve bunu yaparken de yüksek merhametli istencinize (iradenize) dayanan vatan evlâdı, izledikleri kutsal amacı birçok kez yüksek katınıza bildirmiş ve tüm Anadolu’nun ulusal ayaklanmasındaki yasallık da, yüce sultanlığınızı dört bir yandan karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle kanıtlanmıştı. Ulusal istencini başkentinizde açıklama olanağını bulamayan ulusun acılarına tercüman olmak üzere Anadolu’da toplanan Doğu Anadolu illeri Erzurum Kongresi’ni ve bu kez Sivas’ta toplanmış olan genel kongremizi de yasadışı ilân eden bugünkü sadrazam, yüce Halifeliğinizin bulunduğu İstanbul’da toplanan Ermeni ve Rum kongreleri kararlarının İstanbul basınıyla duyurulmasında hiçbir sakınca görmüyorlar. Üstelik bir yandan haklılık ve yasaya uygunluk ilkelerine dayanmak isterken, öte yandan Mebuslar Meclisinin dağıtılmasından beri 7-8 ay geçtiği halde Kanunu Esasi (Anayasa) kurallarını uygulayıp seçimlere başlamak zorunluluğunu da halâ duymuyorlar; bu davranışlarının yanında ulusal gücümüzü de yabancılar gözünde yokmuş gibi göstererek onların amaçlarını kolaylaştırıyorlar. Güttüğü ihânet amacında başarıya ulaşmak için, ulusun ruhundan doğan kutsal örgütü dağıtmak, devletin yargı yetkisini yabancıların amaçlarına oyuncak etmek, ordunun gücünü azaltmak için yetenekli yüksek rütbeli askerlerimizi görevden alıp düşmana vermek, şifreli askeri yazışmalarının çaldırılmasına Posta ve Telgraf Genel Müdürlüğü’nü yetkili kılmak, bir takım düşman subaylarının ülke içinde dolaşarak toprak bütünlüğümüzü bozacak siyasal kışkırtmalarda bulunmalarına destek olmak, ülkeyi karışıklık içinde gösterip yabancıları işe karışmaya çağırmak, ordunun şifreli yazışmasını yasaklayarak askeri gizlerin açığa vurulmasından çekinmemek gibi her biri başlı başına ulusal suç oluşturan yasadışı girişimlerden bir türlü vazgeçemiyor. Vatanı bu duruma getiren yenilgiden doğmuş felâketimizi bu denli genişleten en büyük etkenin bugünkü hükümetçe sürdürülegelen bu ihânetler olduğu, herhalde artık yüce katınızca da anlaşılmıştır. Bu durumu göz önüne alan kurulumuz, yurdu kurtaracak çare aramak üzere hiçbir siyasal partiye bağlı olmayacak ve ulusal istenci tümüyle yansıtarak, ulusa dayanacak bir bakanlar kurulunun işbaşına getirilmesini diler ve böyle bir kabine kurulmazsa, ulusun zorunlu olarak yapacağı girişim ve savaşımı durdurmaya olanak bulunmayacağını saygıyla bildirir. Buyruk sevgili Padişahımız Efendimiz Hazretlerinindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas’ta Toplanmış Genel Kongre Kurulu Adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 83, Belge no: 97/1)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-5760492588352758914?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/5760492588352758914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-14-eylul-1919-tarihinde-sivas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5760492588352758914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5760492588352758914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/ataturkun-14-eylul-1919-tarihinde-sivas.html' title='Atatürk’ün, 14 Eylül 1919 tarihinde, Sivas Kongresi Genel Kurulu adına, padişaha çektiği telgraftan'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-5684199270263851404</id><published>2009-04-02T04:10:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:10:42.475-07:00</updated><title type='text'>Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin yasalar çerçevesinde kurulması ve tescili için Sivas Valiliğine verilen dilekçe ve ekindeki beyannâme</title><content type='html'>Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin yasalar çerçevesinde kurulması ve tescili için Sivas Valiliğine verilen dilekçe ve ekindeki beyannâme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SIVAS VİLAYETİ CANİBİ ALİSİNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atufetlû efendim hazretleri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu ve Rumeli’de müteşekkil bilumum milli cemiyet ve Reddi İlhak heyetlerinin Sivas’ta mün’akit kongre kararıyla “Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti” nâmiyle bir cemiyet teşkil ettiklerine dair olan beyannâme merbuten ita kılındı. Mukabilinde Cemiyetler Kanunu mucibince muktazi ilmühaberin itası müsterhamdır. Ol bapta emrü ferman hazreti menlehül emrindir. 12 Eylül 1335&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kongre Reisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA KEMAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis Müdüriyetine, 13 Eylül 1335&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahkik ve beyan olunmak üzere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmi adli riyasetine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merbut beyannâmede esamisi muharrer zevatın cünha ve cinayetle mahkûm olduklarına ve hukuku medeniyeden ıskat edildiklerine dair polis dairesi kısmı adli şubesince bir kayda tesadüf olunamamış olduğunun arziyle polis müdüriyeti âliyesine takdim olunur. 13 Eylül 1335&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmı Adli Reisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAHRİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muktezasının icra ve evrakın iadesine müsaade buyurulmak üzere huzuru samii cenâbı vilâyetpenâhiye takdim olunur, ferman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis Müdürü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEVFİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mührü resmi ile mahtum nizamnâme alınarak rabt ve hıfzedilmek üzere polis müdüriyetine iade. 15 Eylül 1335&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISIM İDARİ RİYASETİNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyannâme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu ve Rumeli’de müteşekkil bilumum Müdafaai Hukuku Milliye ve sair milli ve vatani milli cemiyetlerle Reddi İlhak heyetlerinin Sivas’ta 4 Eylül 1335 tarihinde akdettikleri umumi kongre karariyle “Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti” nâmı müştereki altında olmak ve hukuku milliye ve menafii Osmaniyeyi müdafaa etmek üzere birleşmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezkûr cemiyetin Heyeti Temsiliyesi üçüncü ordu müfettişliğinden ve silki askeriden müstâfi Mustafa Kemal Paşa ve Bahriye Nâzırı sabıkı Hüseyin Rauf Bey ve üçüncü kolordu kumandanlığından ve silki askeriden müstâfi erkanı harp miralayı Refet Bey ile Erzurum mebusu sabıkı Raif Efendi ve Trabzon mebusu sabıkı İzzet ve Servet Beyler ve Erzincan meşayihi nakşibendiyesinden şeyh Hacı Fevzi Efendi ve Beyrut valii esbakı Bekir Sami Bey, Bitlis mebusu esbakı Sadullah Efendi, Mutki aşiret rüesasından Hacı Musa ve erkanı harbiye miralaylığından mütekait Vasıf ve Bitlis valii sabıkı Mazhar Müfit ve Ankara mebusu sabıkı Ömer Mümtaz ve Hüsrev Sami, sabık mutasarrıflardan Hakkı Behiç ve Niğdeli Ratipzade Mustafa Beylerden mürekkep cemiyetin şimdilik merkezi idaresi Sivas’ta bulunmak ve Rumeli ve Anadolu’nun her tarafında şubeler küşad edilmek üzere bir cemiyet teşkil edilmiş ve müteşekkil bulunan milli cemiyet ve Reddi İlhak heyetleriyle birleşmiş olduğuna dair olan işbu beyannâmemiz cemiyetler kanununa tevfikan ita kılındı. 11 Eylül 1335&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyeti Temsiliye namına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. KEMAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, Ankara 1966, s. 343-344)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-5684199270263851404?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/5684199270263851404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/anadolu-ve-rumeli-mudafaai-hukuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5684199270263851404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5684199270263851404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/anadolu-ve-rumeli-mudafaai-hukuk.html' title='Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin yasalar çerçevesinde kurulması ve tescili için Sivas Valiliğine verilen dilekçe ve ekindeki beyannâme'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-8574931464338451286</id><published>2009-04-02T04:09:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T04:10:06.128-07:00</updated><title type='text'>Sivas Genel Kongresinin 11 Eylül 1919 tarihli Bildirisinden</title><content type='html'>Sivas Genel Kongresinin 11 Eylül 1919 tarihli Bildirisinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlaşık Devletlerce ateşkesin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırımız içinde kalıp büyük çoğunluğu Müslümanların yerleştiği, kültürce ve uygarlıkça üstünlüğü Müslümanlarda bulunan toprak bütünlüğümüzün bölüşülmesi görüşünden temelden vazgeçerek bu topraklar üzerindeki tarih, soy, din ve coğrafya haklarımıza saygınlık gösterilmesini ve buna ters düşen girişimlerin ortadan kaldırılmasını ve bu tutumla hak ve adalete dayanan bir karar alınmasını beklemekteyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-8574931464338451286?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/8574931464338451286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sivas-genel-kongresinin-11-eylul-1919.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8574931464338451286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/8574931464338451286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sivas-genel-kongresinin-11-eylul-1919.html' title='Sivas Genel Kongresinin 11 Eylül 1919 tarihli Bildirisinden'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1162498933310934355</id><published>2009-04-02T04:08:00.002-07:00</published><updated>2009-04-02T04:09:12.377-07:00</updated><title type='text'>Sivas Kongresinde Kongre Başkanı Mustafa Kemal Paşa Tarafından Yapılan Açış Konuşmasından, 4 Eylül 1919</title><content type='html'>Sivas Kongresinde Kongre Başkanı Mustafa Kemal Paşa Tarafından Yapılan Açış Konuşmasından, 4 Eylül 1919&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Baylar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurdun ve ulusun, kurtuluşunu amaçlayan zorunlu nedenler, sizleri, bunca zahmet ve engellere karşın, Sivas’ta topladı; yiğit dayancınızı kutlar ve sizlere hoş geldiniz demekle mutlu olduğumu bildiririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzurum Kongresi’nin bildiri ve tüzüğü dışında alınmış ve gizli kalmış hiç bir kararı yoktur. Yalnız Sadrazam Ferit Paşanın Paris gezisi dönüşünde, Anadolu’da kargaşa olduğu yolundaki genelgesi Kongrede büyük üzüntülerle okunmuş, gerçeğe aykırı ve ülke ve ulus çıkarları için zararlı bir aymazca bildirinin hemen yalanlanması kendisinden kesinlikle istenmiştir. Bir de mebus seçimlerinin çabuklaştırılması istenmiştir. Erzurum Kongresi yalnız Doğu Anadolu delegelerinden oluşmuş bulunduğundan, yetkisini bu çevreyle sınırlamak zorunluluğunu göz önünde tutmuştur. Ancak Batı Anadolu ve Rumeli delegelerinin katılmasıyla belirebilecek geniş ve kapsamlı yetkinin kullanılmasına saygıdeğer kurulunuzun toplanması koşuluna bağlı görmüştür. Hatta bu nedenledir ki, Doğu Anadolu’daki Ulusal Derneklerin birleşmesinden oluşan topuluğa ad verirken “Doğu Anadolu” sınırlaması konuldu. Doğrudan doğruya “Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” veya “Anadolu – Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” genel adını kullanmak ve bütün ulusun halkları adına kendi kendine yetki vermek doğru olamazdı. Böyle olsaydı, İstanbul’da olduğu gibi, beş on kişinin bir araya gelip bütün ulusun yetkili vekilleriymişçesine tek yönlü ve gerçek yetki sahibi ulusla bağlantısız bir girişim niteliğinde kalabilirdi. Bununla birlikte Baylar, Erzurum Kongresi, “Bütün ülkenin ve ulusun elbirliği etmesi noktasında Doğu Anadolu illerinin, öbür illerle her bakımdan çalışma ortaklığı sağlanması konusundaki isteği kesindir” ilkesini kabul etmiştir. Doğal olarak sizlerin katılmanızla kurulan işbu Sivas Kongremizde vatanımızın bir bütün, ulusumuzun tek vücut olduğunu gereği gibi belirtecek ve kanıtlayacak ilkeler konulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 41, Belge no: 54)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1162498933310934355?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1162498933310934355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sivas-kongresinde-kongre-baskan-mustafa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1162498933310934355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1162498933310934355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sivas-kongresinde-kongre-baskan-mustafa.html' title='Sivas Kongresinde Kongre Başkanı Mustafa Kemal Paşa Tarafından Yapılan Açış Konuşmasından, 4 Eylül 1919'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-137065736901707267</id><published>2009-04-02T04:08:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T04:08:29.660-07:00</updated><title type='text'>Şarkî Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin Erzurum Valiliğine Verdiği Dilekçe</title><content type='html'>Şarkî Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin yasalar çerçevesinde kurulması ve tescili için Erzurum Valiliğine verilen dilekçe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Ağustos 1919&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzurum Valiliğine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Vali,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu Anadolu’da bulunup özdeş amaç ve erekle şimdiye değin kurulmuş olan bütün ulusal dernekler Erzurum’da yaptıkları –sizce bilinen- kongre kararıyla “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” ortak adı altında bir araya gelip birleşmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derneğimizin merkezi şimdi Erzurum’dur. Yönetim kurulu demek olan “Temsilciler Kurulu” üyelerinin adları ve kimlikleri aşağıya yazılmış ve basılı tüzüğünden iki nüsha ilişik olarak sunulmuştur. Dernekler Yasası uyarınca belgesinin tarafımıza verilmesi için bu bildiri yüksek katınıza sunulur. Derin saygılarımızla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Paşa : Eski 3. Ordu Müfettişi, Askerlikten çekilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rauf Bey : Eski Bahriye Nâzırı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzzet Bey : Eski Trabzon Mebusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servet Bey : Eski Trabzon Mebusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Fevzi Efendi : Erzincan’da Nakşî Şeyhi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekir Sami Bey : Eski Beyrut Valisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadullah Efendi : Eski Bitlis Mebusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacı Musa Bey : Mutki Aşiret Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 30, belge no: 41)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-137065736901707267?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/137065736901707267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sarki-anadolu-mudafaai-hukuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/137065736901707267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/137065736901707267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/sarki-anadolu-mudafaai-hukuk.html' title='Şarkî Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti&apos;nin Erzurum Valiliğine Verdiği Dilekçe'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-7407713927421244108</id><published>2009-04-02T04:06:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T04:07:34.140-07:00</updated><title type='text'>Erzurum Kongresinin 7 Ağustos 1919 Tarihli Bildirisinden</title><content type='html'>Erzurum Kongresinin 7 Ağustos 1919 tarihli Bildirisinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 5. Vatanımızda öteden beri birlikte yaşadığımız gayrimüslim unsurların, Osmanlı Devleti Yasalarıyla korunmuş olan, kazanılmış haklarına tamamen uyarız. Mal, can ve ırzlarının korunması, zaten dinimizin, ulusal geleneğimizin ve kanunlarımızın bir gereği olmakla birlikte, bu esas, kongremizin genel kanaatiyle de doğrulanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 6. İtilâf Devletlerince, mütarekenin imzalandığı tarihteki sınırlarımız içinde kalan, ve her bölümünde olduğu gibi, Doğu Anadolu illerinde çoğunluğu İslâm olan, kültürel, ekonomik üstünlüğü Müslümanlara ait olan ve birbirinden ayrılamaz öz kardeş olan din ve soydaşlarımızın yerleşik olduğu toprakların bölünmesi görüşünden tamamen vazgeçilerek, tarih, soy ve din haklarımıza uyulmasını ve bunlara karşı girişimlerin desteklenmemesini, ve bu şekilde tamamen hak ve adalete dayanan bir karar alınması beklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 7. Milletimiz, “insanî ve asrî” amaçları yüceltir. Teknik, sanayi ve ekonomi bakımından ihtiyaçlı durumumuzu takdir eder. Bundan ötürü; devlet ve ulusumuzun iç ve dış bağımsızlığı, vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak üzere, altıncı maddede açıklanmış olan sınırlar içinde, ulusçuluk ilkelerine uygun ve yurdumuza karşı saldırı isteği olmayan her hangi devletin tekniğe, sanayie, ekonomiye ait yardımlarını hoşnutlukla karşılarız. İnsanlığın esenliği ve tümün huzuru adına, böyle insancıl ve adaletli kuralları kapsayan bir barışın tez elden kararlaştırılması en büyük ulusal isteğimizdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-7407713927421244108?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/7407713927421244108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/erzurum-kongresinin-7-agustos-1919.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/7407713927421244108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/7407713927421244108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/erzurum-kongresinin-7-agustos-1919.html' title='Erzurum Kongresinin 7 Ağustos 1919 Tarihli Bildirisinden'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-1126766641863497674</id><published>2009-04-02T03:59:00.000-07:00</published><updated>2009-04-02T04:06:26.106-07:00</updated><title type='text'>31 Mart Vak'ası Üzerine Hareket Ordusu'nun 19 Nisan 1909 Tarihli Bildirisinden</title><content type='html'>31 Mart (13 Nisan) Vakası üzerine Selânik’ten harekete geçirilen Hareket Ordusu’nun İstanbul’a ulaşması üzerine, 19 Nisan 1909 tarihinde Mustafa Kemal tarafından kaleme alındığı ve H. Hüsnü Paşa tarafından imza edildiği kabul edilen bildiriden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Ahâlisine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   1.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Millet, kendisini senelerden beri zulümle idare eden müstebit idareyi parçaladı ve meşrutiyeti kurdu. Bu kansız ve mutlu devrimden zarar görmüş olan menfaat düşkünü eski idareciler, eski hale dönebilmek için bin türlü hile, desise ve alçaklığa başvurarak meşrutiyet hükümetimize yaralar açmak istedi, İstanbul faciasına sebep olarak kan döktü.&lt;br /&gt;   2.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Millet, yaşamının ve geleceğinin tek garantisi olan meşrutiyetin parçalanarak şer’i kanunların, toplumun kurtuluşu ve saadetinin temeli olan anayasamızın ayaklar altına alınmak istendiğini gördü. Bu alçakça durumun yaratılmasına sebep olanlara hak ettikleri cezayı vermek için İstanbul üzerine yürümeye karar verdi. İlk yapıcı kuvvet olmak üzere işte bizi İstanbul surları karşısında gördüğünüz bu Hareket Ordusu’nu buraya gönderdi.&lt;br /&gt;   3.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Hareket Ordusunun maksat ve görevi, meşru meşrutiyet hükümetimizi hiçbir kuvvetin sarsamayacağı surette kuvvetlendirmek ve sırf şeriat kuvvetleri ve perçinlenen Kanunu Esasinin (Anayasanın) üstünde hiçbir kanun, hiçbir kuvvet olmadığını ve olamayacağını ispat eylemek ve meşru meşrutiyetimizin devamından memnun olmayan vatan ve millet hainlerine kesin surette bir ibret dersi vermektir.&lt;br /&gt;   4.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Zulüm görmüş ahâli ve tarafsız askerler tamamıyla himâye edilecektir. Ancak tahrikçiler ve fesatçılar mutlaka lâyık oldukları kanuni kovuşturmadan kurtulamayacaklardır.&lt;br /&gt;   5.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Faziletli din ilmi heyeti başımızın tacıdır. Fakat şahsi çıkarları ve âdi menfaatleri için yalandan alim kılığına bürünen birtakım hafiyeler ve çıkarcılar elbette kanun pençesinden kurtulamayacaklardır&lt;br /&gt;   6.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Vatanın milli selâmet ve saadetinin gerektirdiği bu askeri icraat esnasında yardım, dahili inzibat ve sükûneti ve cümle ahâlinin can ve mal emniyeti için her türlü tedbir alınmış bulunmaktadır.&lt;br /&gt;   7.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Muhterem elçiler ve tüm yabancı misafirlerin huzurlarının bozulmasına meydan verilmeyecektir.&lt;br /&gt;   8.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      İstanbul’un feci olayında kanları dökülen şehitlerin ruhları karşısında hesap vermeye, korku ve dehşete kapılmaya mahkûm olanlar, ancak bu kanlı facianın failleri ve teşvikçileridir. Bu hakikati herkes bilmeli, telâş ve heyecana kapılmayıp müsterih olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Sadi Borak, Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri, İstanbul 1997; s. 271-272)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-1126766641863497674?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/1126766641863497674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/31-mart-vakas-uzerine-hareket-ordusunun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1126766641863497674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/1126766641863497674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2009/04/31-mart-vakas-uzerine-hareket-ordusunun.html' title='31 Mart Vak&apos;ası Üzerine Hareket Ordusu&apos;nun 19 Nisan 1909 Tarihli Bildirisinden'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-2503938867565388900</id><published>2008-12-13T19:46:00.001-08:00</published><updated>2008-12-13T19:46:34.988-08:00</updated><title type='text'>Atatürkün başörtüsü görüşü</title><content type='html'>Din, diyanet, başörtüsü ve inançla ilgili hemen her açıklamayı iddianamesine koyan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Mustafa Kemal döneminde yaşasaydı onun da siyasi yasaklı olmasını isterdi. Zira Mustafa Kemal, hemen her fırsatta İslam’ın Anadolu insanı için önemine vurgu yapmış, camide hutbe vermiş ve 1. Meclis’in Açılış Bildirisi’nde de bu konuların altının çizilmesini sağlamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, Mustafa Kemal’in “siyasi yasaklı” olmasını sağlayasak bazı açıklamaları: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- "Dinimizin tavsiye ettiği tesettür, hem hayata, hem fazilete uygundur." - "Eğer kadınlarımız Şeriat'ın tavsiye ve dinin emrettiği bir kıyafetle, faziletin icap ettiği tavr-u hareketle içimizde bulunur, milletin ilim, sanat içtimai hareketlerine iştirak ederse, bu hali, emin olun, milletin en muteassıbları dahi takdir eder...” - “Vatanın bağımsızlığı, yüksek halifelik ve saltanat makamının kurtarılması gibi çok önemli vazifeleri olan Meclisin açılış gününü, Cumaya tesadüf ettirmekten maksat, o günün kutsallığından faydalanmak ve açılmadan önce sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılmak, Kuran ve namazın nurlarından faydalanmaktır.” (1. Meclis Açılış Bildirisi – Madde 2) Yine Mustafa Kemal’in devlet bütçesinden pay ayırarak Kur’an ve Hadis çevirisi yaptırdığı da eklenince 2008 Türkiye’sinin savcısına göre ağır cezalık bir durumu ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK Parti’nin kapatılması için iddianame hazırlayan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın gerekçeleri incelendiğinde, “Mustafa Kemal zamanında yaşasaydı onu da yasaklar mıydı?” sorusunu akıllara getirdi. Zira Mustafa Kemal birçok açıklamasında tesettürün önemine ve fazilete vurgu yapıyor, İslam’ın Anadolu insanı için önemine vurgu yapıyordu. O kadar ki, 21 Nisan 1920 tarihinde ülkenin tamamına gönderdiği TBMM'nin Açılış Bildirisindeki ifadeler başsavcıyı çileden çıkaracak nitelikte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MECLİS CUMA’NIN KUTSALLIĞINA SIĞINDI &lt;br /&gt;1. maddesinde “Allah'ın yardımıyla 23 Nisan Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır” denilen bildirinin 2. maddesi ise hilafetin önemine vurgu yaparak açılışın Cuma gününe denk getirilmesindeki manayı izah ediyor: &lt;br /&gt;“2. Vatanın bağımsızlığı, yüksek halifelik ve saltanat makamının kurtarılması gibi çok önemli vazifeleri olan Meclisin açılış gününü, Cumaya tesadüf ettirmekten maksat, o günün kutsallığından faydalanmak ve açılmadan önce sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılmak, Kuran ve namazın nurlarından faydalanmaktır. Namazdan sonra Peygamberimiz (sav)'in sakalı ve sancağı el üstünde olduğu halde Meclis binasına gidilecektir. Camiden buraya kadar olan merasim için Kolordu Komutanlığı'nca özel olarak askeri tertibat alınacaktır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YÜCE ALLAH’TAN BAŞARI DİLERİZ” &lt;br /&gt;“Bu dini ve vatani törenin arkasından camilerden çıkıldıktan sonra bütün yurtta hükümet konaklarına gelinerek Meclisin açılmasından dolayı kutlama yapılacaktır. Her tarafta Cuma namazından önce Mevlid-i Şerif okunacaktır.” ifadelerinin de yer aldığı açılış bildisiri “Yüce Allah'tan tam başarı dileriz.” sözleriyle bitiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“TESETTÜR FAZİLETE UYGUNDUR” &lt;br /&gt;Mustafa Kemal’in başsavcıya yasak için gerekçe oluşturacak açıklamaları bunlarla sınırlı değil. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve birçok AK Parti’li politikacının başörtüsü ile ilgili sözlerini iddianamesine koyan Yalçınkaya’nın hoşuna gitmeyecek şu söz oldukça manidar: "Dinimizin tavsiye ettiği tesettür, hem hayata, hem fazilete uygundur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal’in tesettür hakkındaki şu ifadeleri de anlamlı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eğer kadınlarımız Şeriat'ın tavsiye ve dinin emrettiği bir kıyafetle, faziletin icap ettiği tavr-u hareketle içimizde bulunur, milletin ilim, sanat içtimai hareketlerine iştirak ederse, bu hali, emin olun, milletin en muteassıbları dahi takdir eder... Bilakis, o halin aleyhinde söylenecek sözlere karşı belki onun müteşebbislerinden daha fazla müdafii olur.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal’in, Anadolu kanınının Batılı kadınları “taklit” eden kıyafet tarzını eleştiren şu sözleri de tarihe düşülen önemli bir not: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Düşmanlarımızı aldatan görüntü bilhassa kadınlarımızın seklinden, giyim tarzından ve örtünme şeklinden kaynaklanıyor. Onların aldanmalarına yol açan nokta yabancılarla temas edebilecek mevkide bulunan kadınlarımızın tavır ve hareketlerinin milli tavır ve hareketlerimizin timsali olmayıp, belki Avrupa tavır ve hareketlerinin taklitçisi olarak görülmesidir. Filhakika, memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde giyim tarzımız, kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA KEMAL HUTBE VERİR Mİ? &lt;br /&gt;2008 Türkiyesi’nde devlet görevlilerinin din, diyanet ve başörtü hakkında konuşmasını kapatma gerekçesi olarak ortaya atan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Mustafa Kemal döneminde yaşasaydı camide hutbe vermesini de iddianamesine koyardı kesinlikle. Mustafa Kemal, Şubat 1923 tarihinde Balıkesir Zağanos Paşa Camii'nde hutbe vermişti. Mustafa Kemal’in cmailer hakkındaki görüşleri de başsavcıya malzeme olacak nitelikteydi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendiler... camiler; ibadet ve itaatle beraber din ve dünya için neler yapmak gerektiğini düşünmek, yani meşveret için yapılmıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Mustafa Kemal’in devlet bütçesinden pay ayırarak Kur’an ve Hadis çevirisi yaptırdığı da eklenince 2008 Türkiye’sinin savcısına göre ağır cezalık bir durumu ortaya çıkıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-2503938867565388900?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/2503938867565388900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2008/12/atatrkn-barts-gr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2503938867565388900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2503938867565388900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2008/12/atatrkn-barts-gr.html' title='Atatürkün başörtüsü görüşü'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-2218004325791138291</id><published>2008-12-11T13:09:00.000-08:00</published><updated>2008-12-11T13:10:43.242-08:00</updated><title type='text'>ATATÜRK'ÜN YAPTIĞI İNKILAPLARIN TARİH SIRALAMASI</title><content type='html'>Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selânik'te doğdu. 1902'de Harp Okulunu, 1905'te de Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp, Balkan, I. Dünya Savaşlarına katıldı. Çanakkale cephesinde büyük başarı kazandı. 1915'te Albay, 1916'da Tümgeneralliğe yükseldi. Mondros Mütarekesi sonrası yurdun işgali üzerine 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkıp Milli Mücadele'yi yönetti. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'yi kurdu. I. ve II. İnönü Zaferlerinin kazanılmasını sağladı. 5 Ağustos 1921 'de Başkomutanlığa getirildi. Sakarya ve Başkomutan Meydan Muharebelerini zaferle sonuçlandırdı. 19 Eylül 1921'de Mareşal oldu, Gazi unvanını aldı. 29 Ekim 1923 günü TBMM'de cumhuriyetin ilânını sağladı. İlk Cumhurbaşkanı seçildi. Devrimler yaparak Türkiye Cumhuriyeti'ni lâik, güçlü, modern bir devlet haline getirdi. 10 Kasım 1938 tarihine değin Cumhurbaşkanlığı yaptı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATÜRK'ÜN YAPTIĞI İNKILAPLARIN TARİH SIRALAMASI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mayıs 1881                Atatürk'ün Selanik'te doğuşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1893                               Mustafa'nın Selanik Rüştiyesi'ne yazılması ve öğretmeni Mustafa Efendi'nin kendisine "KEMAL" adını takması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1896                               Mustafa Kemal'in Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirerek Manastır Akeri İdadisi'ne girişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Mart 1899                 Mustafa Kemal'in Manastır Askeri İdadisi'ni bitirerek, İstanbul'da Harp Okuluna girişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Şubat 1902                Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nu teğmen rütbesi ile bitirerek, Harp Akademisine geçişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Ocak 1905                 Mustafa Kemal'in Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisi'nden mezun oluşu ve merkezi Şam'da bulunan 5. Ordu emrine verilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim 1906                       Mustafa Kemal'in bazı arkadaşlarıyla birlikte Şam'da gizli "Vatan ve Hürriyet" cemiyetini kurması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Haziran 1907             Mustafa Kemal'in rütbesinin (Kolağası)lığına kıdemli Yüzbaşı'lığına yükseltilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Ekim 1907                  Mustafa Kemal'in Selanik'teki III. Orduya atanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15-16 Nisan 1909           Mustafa Kemal'in 31 Mart (13 Nisan) ayaklanması üzerine Hareket Ordusunun Kurmay Başkanı olarak İstanbul'a hareket etmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Eylül 1909                    Mustafa Kemal'in Selanik'te III. Ordu Piyade Subay Talimgahı Komutanı olması (Aynı yıl içinde Kolağası rütbesiyle 38. Piyade Alayı Komutanı olmuştur.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs 1910                     Mustafa Kemal'in Mahmut Şevket Paşa'nın Kurmay Başkanı olarak Arnavutluk hareketlerinde bulunması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül 1910                       Fransa'da yapılan manevralara Türk Ordusu Temsilcisi olarak katılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Eylül 1911                  Mustafa Kemal'in İstanbul'da Genelkurmay'a nakledilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Kasım 1911                Mustafa Kemal'in İtalyan-Osmanlı Trablus Savaşı'nda Tobruk taarruzunu başarıyla idare etmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Kasım 1912                Mustafa Kemal'in Bahrisefd Boğazı (Çanakkale) Kuvay-ı Mürettebesi Hareket Şubesi Müdürlüğüne atanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Ekim 1913                  Mustafa Kemal'in Sofya Ataşemiliteri olması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart 1914                   Mustafa Kemal'in Yarbay'lığa yükselmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1915 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Şubat 1915                  Mustafa Kemal'in Tekirdağ'da 19. Tümen'i kurmaya başlaması. (25 Şubat 1915)te Tümen'in kuruluşunu tamamlayarak Maydos'a gelmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Nisan 1915                 İtilaf Devletleri'nin, Arıburnu'na asker çıkarmaları üzerine Mustafa Kemal'in Tümeniyle düşmanı önleyerek durdurması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Haziran 1915               Mustafa Kemal'in Albay'lığa yükselmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-9 Ağustos 1915          Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığına atanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ağustos 1915            Mustafa Kemal'in bizzat idare ettiği taarruzla Anafartalar cephesi'nde düşmanı geri atması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos 1915            Mustafa Kemal'in Kireçtepe'de zafer kazanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Ağustos 1915            Mustafa Kemal'in İkinci Anafartalar Zaferi'ni kazanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1916 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Ocak 1916                 Mustafa Kemal'in Edirne'de XVI. Kolordu Komutanlığına başlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Nisan 1916                   Mustafa Kemal'in Mirliva'lığa (Tuğgeneral) yükselmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-8 Ağustos 1916          Mustafa Kemal'in Bitlis ve Muş'u düşman elinden geri alması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1917 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Mart 1917                   Mustafa Kemal'in Diyarbakır'daki II. Ordu Komutanı vekilliğine atanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Mart 1917                 Mustafa Kemal'in Diyarbakır'daki II. Ordu Komutanlığına asil olarak atanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Temmuz 1917              Mustafa Kemal'in Halep'teki VII. Ordu Komutanı sıfatıyla, memleketin, Ordunun durumunu açıklayan tarihi raporunu göndermesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ekim 1917                  Mustafa Kemal'in VII. Ordu komutanlığından ayrılarak İstanbul'a dönmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Aralık 1917                Mustafa Kemal'in Veliaht Vahdettin ile Almanya'ya gitmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Aralık 1917                Mustafa Kemal'e "Birinci rütbeden Kılıçlı Mecidi Nişanı" verilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1918 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ocak 1918                   Almanya gezisinden dönmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Ağustos 1918              Mustafa Kemal'in Filistin'de bulunan VII. Ordu Komutanlığına ikinci defa tayin edilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Ekim 1918                  Mustafa Kemal'in komuta ettiği VII. Ordu Birlikleri tarafından düşman taarruzunun Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde durdurulması.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Ekim 1918                  Mustafa Kemal'in YILDIRIM ORDULARI GRUBU Komutanı olması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Kasım 1918                Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları grubu Komutanlığının lağvı üzerine İstanbul'a gelmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1919 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Nisan 1919                 Mustafa Kemal'in IX Ordu Müfettişi olması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Mayıs 1919                Mustafa Kemal'in Padişah Vahdettin ile görüşmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Mayıs 1919                Mustafa Kemal'in Samsun'a gitmek üzere Bandırma vapuru ile İstanbul'dan ayrılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mayıs 1919                Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21/22 Haziran 1919       Mustafa Kemal'in, Amasya'dan gönderdiği genelge ile, milli kuvvetleri bir gaye ve bir teşkilat çevresinde toplamak amacıyla Sivas Kongresi'ni toplamaya çağırması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Haziran 1919             Amasya'dan Sivas'a hareketi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Haziran 1919             Balıkesir'de civar vilayetlerin murahhaslarından mürekkep, Kuvay-ı Milliye Kongresi'nin toplanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Temmuz 1919              Mustafa Kemal'in kongre için Erzurum'a ilk gelişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-9 Temmuz 1919           Mustafa Kemal'in resmi görevinden (Ordu Müfettişliğinden) istifası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Temmuz 1919            Erzurum Kongresi'nin toplanması ve Mustafa Kemal'in Sivas Kongresi'ne Başkan seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül 1919                  Mustafa Kemal'in, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi Başkanlığına seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 1919                  Anadolu ve İstanbul irtibatlarının kesilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Ekim 1919                    Mebus intibahatına (milletvekili seçimine) başlanacağının ilanı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ekim 1919                  İkinci reddi ilhak kongresinin Balıkesir'de toplanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20-22 Ekim 1919             Mustafa Kemal'in, İstanbul'dan gelen Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Amasya'da görüşmesi ve Amasya Protokolünün imzalanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Kasım 1919                  Mustafa Kemal'in İstanbul'da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurum'dan milletvekili seçilmesi. (TBMM'nin Birinci Dönemi için yapılacak seçimde ve ondan sonraki seçimlerde Ankara'dan milletvekili seçilmiştir) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Aralık 1919                Mustafa Kemal'in, Heyeti Temsiliye ile birlikte Ankara'ya gelmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1920 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ocak 1920                 Ankara Hakimiyeti Milli Gazetesinin yayına başlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Ocak 1920                 İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ocak 1920                 Misak-ı Milli'nin İstanbul Meclis-i Mebusan tarafından kabulü.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Şubat 1920                İstanbul Meclis-i Mebusanan'ın "Felahi Vatan" Grubunun teşekkülü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Şubat 1920                Maraş'ın Fransızlar tarafından tahliyesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mart 1920                   Yunanlılar'ın ileri harekata başlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Mart 1920                 İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından işgali üzerine, Mustafa Kemal'in durumu bütün devletlere ve millet meclislerine protesto etmesi ve Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mart 1920                 Ankara'da fevkalade selahiyeti haiz bir Millet meclisi'nin toplanması hakkında Vilayetlere tebliğ. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Nisan 1920                 İstanbul'da Hilafet Ordusu teşkiline başlanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Nisan 1920                 T.B.M. Meclisi'nin Ankara'da açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Nisan 1920                 T.B.M.M'nin Mustafa Kemal'i Başkanlığa seçmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Nisan 1920                 Hıyanet-i Vatan Kanunu'nun TBMM'de kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Mayıs 1920                  TBMM'nce Bakanların seçimine dair kanunun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Mayıs 1920                  Bakanlar kurulu toplantısı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Mayıs 1920                Mustafa Kemal'in İstanbul Hükümeti'nce ölüm cezasına çarptırılması. (Bu karar 24 Mayıs 1920'de Padişah tarafından onaylanmıştır.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ağustos 1920            Sevr Muahedesinin akti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Kasım 1920                İstiklal Madalyası ihdası hakkındaki kanunun TBMM'de kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1921 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-10 Ocak 1921              I. İnönü Muharebesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Ocak 1921                 İlk Anayasa Kanunu'nun esas maddelerinin kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart 1921                 İstiklal Marşı'nın TBMM'de kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Mayıs 1921                Mustafa Kemal tarafından TBMM'ne Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubunun kurulmasıve kendisinin Grup başkanlığına seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Haziran 1921             Mustafa Kemal'in Fransız Elçisi Franklin Bouillon ile Ankara'da görüşmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ağustos 1921              Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal'e Başkomutanlık görevinin verilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ağustos 1921            Sakarya Meydan Muharebesi'nin başlaması.  (13 Eylül 1921'e kadar) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Ağustos 1921            Mustafa Kemal'in 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesini idareye başlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Ağustos 1921            Afyon cephesinde Büyük Taarruzun başlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ağustos 1921            Dumlupınar'da Başkumandanlık Meydan Muharebesinin kazanılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Eylül 1921                  Mustafa Kemal'in Sakarya zaferini kazanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Eylül 1921                  Mustafa Kemal'e TBMM tarafından Müşirlik (Mareşallik) rütbesinin ve Gazi ünvanının verilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1922 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Ağustos 1922            Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruzu idareye başlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ağustos 1922            Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupınar'da Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı kazanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Eylül 1922                    "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" emrinin verilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Eylül 1922                    Yunan Başkumandanı General Trikopis ile diğer kumandanlarının esir alınması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Eylül 1922                    Türk Ordu'sunun İzmir'e girişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Eylül 1922                  Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e girişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Eylül 1922                  Batı Anadolu'nun Yunan Ordusundan tamamiyle temizlenmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Ekim 1922                    Mudanya Konferansı'nın açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Ekim 1922                  Mudanya Mütarekesi'nin akdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım 1922                  Gazi Mustafa Kemal'in teklif ve müdafaası üzerine TBMM'nin saltanatın kaldırılmasına karar vermesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Kasım 1922                Vahdettin'in bir İngiliz gemisi ile İstanbul'dan kaçışı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Kasım 1922                Abdülmecit Efendi'nin Halife seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Kasım 1922                Lozan Konferansı'nın açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Kasım 1922                Edirne'de milli idarenin kurulması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Aralık 1922                  Halk Fırkası'nın kurulacağının ilanı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1923 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Ocak 1923                 Gazi'nin Orduyu teftişe çıkması ve kuracağı fırka hakkında halk ile temasa geçmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Ocak 1923                 Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım'ın İzmir'de ölümü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Ocak 1923                 Gazi'nin İzmit'te devletin müstakbel faaliyetine dair halka beyanatı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ocak 1923                 Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'de Latife (Uşaklığil) Hanım'la evlenmesi. (5 Ağustos 1925'te ayrılmışlardır) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Şubat 1923                  Gazi'nin, İzmir'de kadın hakları ve medreselere dair nutku. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Şubat 1923                  Lozan Konferansı müzakeratının kesilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Şubat 1923                Gazi Mustafa Kemal'in, İzmir'de ilk Türkiye İktisat Kongresi'ni açması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Temmuz 1923            Lozan Muahedesinin akti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Ağustos 1923              Halk Fırkasının teşekkülü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Ağustos 1923            İkinci TBMM'nin açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Ağustos 1923            Gazi Mustafa Kemal'in, Ankara Milletvekilliğini kazanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül 1923                  Gazi Mustafa Kemal'in Halk Partisi'ni kurması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ekim 1923                    İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından tahliyesi.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Ekim 1923                    Türk ordusunun İstanbul'a girişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Ekim 1923                  Ankara'nın Yeni Türk Devleti'nin merkezi olduğuna dair Kanunun kabul edilişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim 1923                  Cumhuriyet'in ilanı. (Saat 20:30) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29-30 Ekim 1923             Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1924 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Şubat 1924                  Ecnebi mekteplerinde bina dahilindeki dini alamet ve işaretlerin kaldırılması hakkında karar verilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Şubat 1924                Orduda çiftçi askerlere basit ziraat dersleri verilmesi hakkında kanunun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Şubat 1924                İzmir'de halifeliğin lağvının kararlaştırılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart 1924                   Gazi Mustafa Kemal'in Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açışı ve Halifelik'in kaldırılması ile öğretimin birleştirilmesi gereğini konuşmasında belirtmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Mart 1924                   Hilafetin/Şeriye ve Evkaf Vesaletlerinin ilgası-Tedrisatın tevhidi tekliflerinin kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mart 1924                   Hilafetin ilgası, tedrisatın tevhidi Şer'iye ve Evkaf Vekaletiyle Erkan-ı Harbiyey-i Umumiye Vekaletinin lağvı hakkındaki kanunların kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Nisan 1924                   Şer'iye Mahkemelerinin lağvı hakkındaki Kanunun TBMM'nce kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Nisan 1924                 Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Kanununun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ağustos 1924            İş Bankasının tesisi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1925 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Şubat 1925                  Genç'te Şeyh Sait isyanının zuhuru. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Şubat 1925                Tayyare Cemiyeti'nin teşekkülü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Şubat 1925                Aşar'ın kaldırılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Mart 1925                   Takrir-i Sükun Kanunun neşri ve 2. İstiklal Mahkemesinin kuruluşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Nisan 1925                 ATATÜRK ve Milli Mücadele Kahramanları (İsmet İnönü, Celal Bayar, Mareşal Fevzi Çakmak, Abdülhak Renda) tarafından kurulan, ilk memurlar Tüketim Kooperatifi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Ağustos 1925            Gazi Mustafa Kemal'in, Kastamonu'da ilk defa şapka giymesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Eylül 1925                    Türbelerin, tekke ve zaviyelerin seddipilmiye sınıfı ve devlet memurları kıyafeti kararnamelerinin ilanı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Kasım 1925                  Ankara Hukuk Mektebi'nin açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Kasım 1925                Şapka kanununun TBMM'de kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Kasım 1925                Tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Aralık 1925                Beynelmilel takvim ve saatin kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1926 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Şubat 1926                Türk Medeni Kanununun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Nisan 1926                 Ecnebilerin kabotaj hakkının nihayet bulması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Mayıs 1926                Emlak ve Eytam Bankası'nın kuruluşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Ekim 1926                    İstanbul'da, Sarayburnu'nda Mustafa Kemal'in ilk heykelinin dikilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1927 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Temmuz 1927              Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla İstanbul'a ilk gelişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15/20 Ekim 1927            Gazi Mustafa Kemal'in CHP İkinci Kurultayın'da Tarihi Büyük Nutku'nu söylemesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ekim 1927                  Türkiye'de ilk nüfus sayımının yapılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım 1927                  Gazi Mustafa Kemal'in ikinci defa Cumhurbaşkanlığına seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Kasım 1927                  Gazi Mustafa Kemal'in Ankara Etnografya Müzesi önünde ve Yenişehir'de dikilen heykellerinin açılışı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1928 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Şubat 1928                  İstanbul'da hutbenin Türkçe okunmaya başlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Mart 1928                   Gazi Mustafa Kemal'in "Le Matin" gazetesi muhabirine demokrasi ile ilgili verdiği demeç. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Nisan 1928                   C. Halk Fırkası tarafından Laiklik ilkesinin ve Anayasa değişiminin kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Mayıs 1928                Afgan Kralı Amanullah Han'ın Gazi Mustafa Kemal'i Ankara'da ziyareti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Mayıs 1928                Latin rakamlarının kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Haziran 1928             Türk vatandaşlık kanununun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Haziran 1928             Harf devrimi için bir kurul toplanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-10 Ağustos 1928        Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda Türk Harfleri hakkında nutkunu söylemesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Ağustos 1928            Gazi Mustafa Kemal'in Tekirdağı'nda yeni harfler üzerine konuşması ve memurları sınava çekmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Ağustos 1928            Ankara'da IV. Muallimler Birliği Kongre'sinde öğretmenlerin yeni harfleri öğreteceklerine dair ant içmeleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım 1928                  Gazi Mustafa Kemal'in yıllık söylevinde yeni harflere değinmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Kasım 1928                  Türk Harfleri Kanununun TBMM'de kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Kasım 1928                Millet mektepleri teşkilatına başlanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1929   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Ocak 1929                   Millet mekteplerinin açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ocak 1929                 Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin kurulması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1930   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Nisan 1930                   1580 sayılı Belediyeler Kanununun çıkması (Kadınlara da seçme hakkı tanınıyor.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Haziran 1930             T.C. Merkez Bankasınının kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Ağustos 1930            Serbest Cumhuriyet Fırkasının kuruluşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Kasım 1930                Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kendini feshi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Aralık 1930                Menemen irtica hadisesi ve Kubilay'ın şehit edilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1931 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Nisan 1931                 Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kurulması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Mayıs 1931                  Mustafa Kemal'in üçüncü defa Cumhurbaşkanlığına seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1932 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ocak 1932                 Yerebatan Camisindeki Türkçe Kur'an'ın ilk kez okunması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Şubat 1932                Halkevleri'nin kuruluşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Temmuz 1932            Türk Dil Kurumu'nun kuruluşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Temmuz 1932            Türkiye'nin Milletler Cemiyet'ine girmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Eylül 1932                  Türk Dil Kurultay'ı toplandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1933 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Şubat 1933                  Gazi'nin Bursa'da gericilik olayı üzerine söyledikleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Nisan 1933                 Osmanlı borçlarının tasfiyesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Mayıs 1933                İstanbul Darülfünun'un ilgasına ve Maarif Vekaletince yeni bir Üniversite kurulmasına dair kanunun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim 1933                  Cumhuriyetin Onuncu yılının kutlanması, Gazi'nin tarihi Onuncu Yıl Nutkunu okuması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ekim 1933                    Yugoslavya Kralı Aleksandre'nin, Gazi Mustafa Kemal'i İstanbul'da ziyareti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ekim 1933                    Eskişehir Şeker Fabrikası'nın açılışı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1934 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Ocak 1934                   Türk İnkılabı dersleri (Yüksek Tahsilde) başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Haziran 1934             Soyadı kanununun kabulü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Haziran 1934             İran Şehin Şahı Rıza Pehlevi'nin Gazi Mustafa Kemal'i Ankara'da ziyareti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Haziran 1934             II. Dil kurultayı Dolmabahçe Saray'ında toplandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ekim 1934                    Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Kasım 1934                TBMM'nin Mustafa Kemal'e ATATÜRK soyadını veren kanunu kabul edişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Kasım 1934                Lakap ve ünvanların kaldırılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Aralık 1934                Atatürk'ün soyadı için bir kanun daha çıkartılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1935 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Şubat 1935                Bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanunun yayınlanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart 1935                   Atatürk'ün dördüncü kez Cumhurbaşkanı seçilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1936 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Ocak 1936                   Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin açılışı, ilk ders Prof. Afet İNAN tarafından verilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Mayıs 1936                  Ankara Devlet Konservatuarı'nın kuruluşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Mayıs 1936                Türk Bayrağı kanununun çıkarılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Temmuz 1936            Montreux'de, Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Eylül 1936                    İngiltere Kralı Edward'ın III.'ün, İstanbul'da Atatürk'ü ziyareti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1937 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Temmuz 1937              Altı Ok'un Anayasa'ya girmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Mayıs 1937                Atatürk, çiftliklerini hazineye, bir kısım gayrimenkullerini Ankara Belediyesi'ne, bütün parasını Dil ve Tarih kurumlarına bağışladı.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Temmuz 1937              Sadabad Paktı'nın imzalanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Ekim 1937                  İsmet İnönü'nün Başbakanlıktan çekilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Şubat 1937                  Bursa Merinos Fabrikası'nın Atatürk tarafından törenle açılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1938 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mart 1938                 Atatürk'ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğince ilk defa resmi tebliğ yayınlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Mayıs 1938                Atatürk'ün, çiftliklerini ulusa bağışlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Eylül 1938                    Bağımsız Hatay Devleti Millet Meclisi'nin ilk toplantısının yapılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Eylül 1938                    Atatürk'ün vasiyetnamesini yazması. (Açılış 28 Kasım 1938) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Ekim 1938                  Atatürk'ün hastalığı hakkında durumu günlü resmi tebliğler yaımına başlanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim 1938                  Atatürk'ün Türkiye Ordularına mesajı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Kasım 1938                Atatürk'ün ölümü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Kasım 1938                Atatürk'ün cenazesinin Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre konulması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1953 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Kasım 1953                Atatürk'ün Naaş'ının Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrinden, Anıtkabir'e nakledilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YIL: 1981 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1981                              UNESCO'nun aldığı bir kararla Atatürk'ün doğumunun 100. yılının bütün dünyada Atatürk Yılı olarak kutlanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşsiz lider, komutan, devrimci, siyaset ve devlet adamı olarak tüm insanlık için esin kaynağı olan Atatürk, doğumunun 100. yılında Türkiye'de ve dünyada törenlerle anıldı. UNESCO'nun aynı yılı Atatürk Yılı olarak ilan etmesi Ulusumuz için övünç kaynağı ve Yüce Önder'in saygın kişiliğine yakışan bir davranış oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-2218004325791138291?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/2218004325791138291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2008/12/atatrkn-yaptii-inkilaplarin-tarih.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2218004325791138291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/2218004325791138291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2008/12/atatrkn-yaptii-inkilaplarin-tarih.html' title='ATATÜRK&apos;ÜN YAPTIĞI İNKILAPLARIN TARİH SIRALAMASI'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7884501629204079726.post-5760802282093205103</id><published>2008-12-11T12:59:00.000-08:00</published><updated>2008-12-11T13:02:46.668-08:00</updated><title type='text'>10 Yaşındaki Amerikalı Çocuğun Atatürk'e Mektubu ve Ata'nın çocuğa cevabı..</title><content type='html'>1923’te 10 yaşındaki Amerikalı bir çocuk Mustafa Kemal Paşa’ya bir mektup yazdı ve resim istedi. Türk tarihinin en karışık günlerinde çocuğa cevap yazan Gazi, bir de tavsiyede bulundu:Türkler hakkında her söylenene araştırmadan inanma!&lt;br /&gt;Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı seçildikten sonra yazdığı ilk özel mektubu Amerika'da bulduk. Mektup, Cumhuriyet'i kurduğu, gericiler ve vatan hainleriyle insanüstü bir mücadele verdiği günlerde, Atatürk'ün, 10 yaşındaki bir Amerikalı çocuğun mektubuna cevap verecek zamanı bulup, dış ilişkiler ve propagandaya gösterdiği önemi bir kere daha gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün 85 yaşında olan ve ABD'nin küçük bir şehrinde yaşayan Curtis LaFrance, o zamanlar 10 yaşında bir çocuktu. Amerikan bağımsızlık mücadelesinin kahramanı, yeni kıtaya ‘özgürlük’ fikrini aşılayan Fransız Lafayette'in soyundan geliyordu. Özgürlük hikayeleriyle büyümüştü. Çok uzak bir ülkede, tam 9000 kilometre ötede, Anadolu'da verilen Kurtuluş Savaşı kanını kaynattı. ‘Angora’(Ankara) adlı küçük şehirde kurulan yeni devletin Reis'iyle yapılmış bir röportaj gördü bir gazetede. Heyecanlandı, etkilendi.&lt;br /&gt;Yaşına başına bakmadan oturup - tesadüfe bakın ki, Cumhuriyet'in ilanından tam bir gün önce, 28 Ekim 1923 günü - Gazi Paşa'ya bir mektup yazdı. Bir imzalı fotoğraf istedi uzaktaki kahramanından. Pek umudu yoktu ama, çocukluk heyecanıyla bekledi yine de. Derken bir gün bir mektup getirdi postacı. İlk kez kendi adına yazılmış bir mektup. 10 yaşındaki ‘Mister’ Curtis LaFrance'a. Hem de kimden! Çocuk içgüdüsüyle uzaktan önemini anlayıp hayran olduğu Gazi Mustafa Kemal'den.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘O zaman çok sevindim tabii ama hadisenin önemini yıllır sonra idrak ettim. Yaşım ilerledikçe heyecanım arttı, okuyup Atatürk’ün kim olduğunu anlayınca hayranlığım arttı. Ne kadar şanslı olduğumu çok sonraları anladım.' Curtis'in, ilkokul son sınıf öğrencisiyken, babasının daktilosunda oturup yazdığı mektup şöyle :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Gazi Mustafa Kemal Paşa Angora-Türkiye&lt;br /&gt;Sayın Efendim,&lt;br /&gt;Ben 10 yaşında, Amerikalı bir çocuğum. Türkiye ve yeni hükümetine büyük ilgi duyuyorum. Siz ve Bayan Kemal hakkında bir röportaj okudum. Türkiye hakkında bir defterim var ve şimdiden siz ve Bayan Kemal hakkında birçok yazı ve resim topladım. Lütfen bir Amerikalı çocuğa bir küçük not ve bir imzalı fotoğrafınızı gönderin. Birgün, Türkiye’yi görebileceğimi umut ediyorum. Saygılarımla,&lt;br /&gt;Curtis LaFrance'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk tarihinin belki de en zorlu dönemlerinde, Amerikalı küçük bir çocuğu ciddiye alan, vakit ayıran, oturup eliyle bir mektup yazan Gazi Mustafa Kemal, bir de bu mektubu İngilizce'ye çevirtip daktilo ettirmiş. Adeta Türkiye Cumhuriyeti'nin hâlâ bugün bile uğrayacağı haksızlıkları önceden bilmiş ve 27 Kasım 1923 tarihli mektubunda Curtis'e şu nasihatte bulunmuş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti - Hususi&lt;br /&gt;Ankara, 27.11.1339 (1923)&lt;br /&gt;Mister Kurtis LaFrans'a&lt;br /&gt;Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alâka ve temenniyatınıza (iyi düşüncelerinize) teşekkür ederim. Arzunuz vechiyle (arzu ettiğiniz şekilde) bir aded fotoğrafımı leffen (ilişikte) gönderiyorum. Amerika'nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegâne tavsiyem, Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazarıyla (gerçekmiş gibi) bakmayıp kanaatlerini mutlaka ilm; ve esaslı tedkikata (araştırmalara) isnad ettirmeye (dayandırmaya) bilhassa atf-ı ehemmiyet eylemeleridir (önem vermeleridir). Hayatta nail-i muvaffakiyet ve saadet olmanızı (başarılı ve mutlu olmanızı) temenni eylerim.&lt;br /&gt;Türkiye Reisicümhuru Gazi Mustafa Kemal'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LaFrance iş hayatına atıldıktan sonra Ankara'da Polatlı Belediyesi'ne itfaiye aracı sattığını, yıllar önce ise gemiyle çıktığı bir Akdeniz gezisinde İstanbul'u ziyaret ederek çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söylüyor.&lt;br /&gt;85 yaşındaki LaFrance:&lt;br /&gt;‘1938’de Atatürk'ün ölüm haberi geldiğinde 25 yaşında bir delikanlıydım.&lt;br /&gt;Niye ağladığımı kimse anlamadı.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LaFayette kimdir?&lt;br /&gt;LaFayette Markisi, Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında İngilizlere karşı Amerikalıların yanında savaşan bir Fransız aristokrattır. Fransız Devrimi'nin ilk yıllarında, devrimci burjuvazinin saflarında yer alarak Fransa'nın en güçlü kişisi olan Lafayette, Amerikan Bağımsızlık savaşı'nın patlak vermesinden 27 ay sonra Temmuz 1777'de Philadelphia'ya gitti. Burada koloni sakinleri tarafından generalliğe atanan Lafayette, kısa zamanda başkomutan George Washington ile yıllarca sürecek bir dostluk kurdu. 1780'de Vidginia'daki bir ordunun komutanlığına getirildi. İngilizleri Virginia'dan geri çekilmek zorunda bıraktıktan sonra ‘İki dünyanın kahramanı’ olarak göklere çıkartıldı. 1782 yılında Fransa'ya döndüğünde tuğgeneral rütbesine yükseldi. 1784 yılında Amerika'ya yaptığı gezi sırasında birçok eyalet kendisine yurttaşlık hakkı tanıdı. Lafayette bundan sonra liberal aristokratların önderi, dinsel hoşgörünün ve köle ticaretinin kaldırılmasının hararetli bir yandaşı oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7884501629204079726-5760802282093205103?l=ayyildiz4everteam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/feeds/5760802282093205103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2008/12/10-yandaki-amerikal-ocuun-atatrke.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5760802282093205103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7884501629204079726/posts/default/5760802282093205103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayyildiz4everteam.blogspot.com/2008/12/10-yandaki-amerikal-ocuun-atatrke.html' title='10 Yaşındaki Amerikalı Çocuğun Atatürk&apos;e Mektubu ve Ata&apos;nın çocuğa cevabı..'/><author><name>A4G</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
